Vergi tarhı ve ödeme emrinde zaman aşımı iyi hesaplanmalıdır

İzmir 3. Vergi Mahkemesi

Esas No: 2012/951 Karar No : 2012/1625

ÖZÜ: Vergi tarhı ve ödeme emrinde zaman aşımı iyi hesaplanmalıdır.

İstemin Özeti: Davacının elde ettiği kira gelirini beyan etmediğinden bahisle takdire sevki neticesinde takdir komisyonu kararı ile belirlenen matrah üzerinden tarh edilen vergi ve kesilen cezanın tahsilini teminen düzenlenen ödeme emrinin; tarh dosyasında yazılı adreslerinde kendisine ulaşılabileceği, buna rağmen ödeme emri tebliğ edildiği, borcun zaman aşımına uğradığı iddiaları ile iptali  istenmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Vergi mahkemesi hakimliğince işin gereği düşünüldü:

Vergi Usul Kanununun Bilinen Adresler Başlıklı 101’inci maddesinde, bu kanuna göre bilinen adreslerin; mükellef tarafından işe başlamada bildirilen adresler, adres değişikliğinde bildirilen adresler, işi bırakmada bildirilen adresler, vergi beyannamelerinde bildirilen adresler, yoklama fişinde tespit edilen adresler, vergi mahkemesinde dava açma dilekçelerinde ve cevaplarında gösterilen adresler, yetkili memurlar tarafından bir tutanakla tespit edilen adresler (ilgilinin tutanakta imzası bulunmak şartıyla), bina ve arazi vergilerinde komisyonlarca tahrir varakalarında tespit edilen adresler olduğu, mektupların gönderilmesinde bu adreslerde tarih itibariyle  tebligat yapacak makama en son olarak bildirilmiş veya bu makamca tespit edilmiş olanının nazara alınacağı hükmü; anılan Yasanın Tebliğin İlanla Yapılacağı Haller başlıklı 103’üncü maddesinde, muhatabın adresinin hiç bilinmemesi, muhatabın bilinen ardesinin yanlış veya değişmiş olması ve bu yüzden gönderilmiş olan mektubun geri dönmesi, başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmaması, yabancı memlekette bulunanlara tebliğ yapılmasına imkan bolunmaması durumlarında tebliğin ilan yoluyla yapılacağı, İlanın Neticeleri başlıklı 106’ncı maddesinde de, ilan üzerine bizzat veya bilvekale müracaat edenlere yerinde, adres bildirenlere ise posta ile tebliğ yapılacağı, posta ile yapılan bu tebliğ hakkında da 100’üncü madde hükmünün cari olacağı, ilan tarihinden başlayarak bir ay içinde ne vergi dairesine müracaat yapmış ne de adresini bildirmiş olanlara bir ayın sonunda tebliğ yapılmış sayılacağı hükmü yer almıştır.

Vergi Usul Kanununun 114’üncü maddesinde; vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergilerin zaman aşımına uğrayacağı, şu kadar ki vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulmasının zaman aşımını durduracağı, duran zaman aşımının mezkur komisyon kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden itibaren işlemeye devam edeceği hükme bağlanmıştır.

Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanunun 58’nci maddesinde, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı, kısmen ödediği veya zaman aşımına uğradığını ileri sürerek itiraz edebileceği belirtilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden, dava konusu ödeme emrinin dayanağı vergi/ceza ihbarnamesinin adreslerinde posta marifeti ile tebliğ edilmek istendiği ancak davacının bulunamaması ve tespit edilen yeni adresinde de kendisine ulaşılamaması nedeniyle vergi/ceza ihbarnamesinin ilanen tebliğ edildiği, ihbarnamelerin tebliğ aşamasında davacının üç farklı adreste arandığı, adres tespit tutanaklarının düzenlendiği, bu bakımdan ilanen tebliğin koşullarının oluştuğu, davacıya bilinen adreslerinde dayanak ihbarnamenin tebliğinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.

Buna karşın takibe konu borcun 2002 yılına ait olduğu, tarh zaman aşımının vergi alacağının doğduğu takvim yılını (2002) takip eden yılın başından başlayarak (2003) beş yıl için tarh ve mükellefe tebliğ edilmesi lazım geldiği, vergi dairesince 08.11.2007 tarihinde matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulmasının zaman aşımını durdurduğu, duran zaman aşımının komisyon kararının vergi dairesine tevdiini (12.4.2008) takip eden günden itibaren işlemeye devam edeceği, buna göre 04.06.2008 tarihine dek tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen borç zaman aşımına uğrayacağı cihetle ilan tarihinden (14.06.2008) başlayarak bir ay içinde ne vergi dairesine müracaat yapmış ne de adresini bildirmiş davacıya bir ayın sonunda tebliğ yapılmış sayılacağı kuralı gereğince 14.06.2008’de, tarh zaman aşımının bitiminden (04.06.2008) sonra vergi alacağının tebliğ edilmiş sayıldığı görülmektedir.

Borcun tarh zaman aşımına uğradığı görüldüğünden, ilanen tebliğin, davalı idarenin iddia ettiği üzere zaman aşımını kestiğini (?) kabul etmeye imkan bulunmamaktadır. Zaten  incelenen olayda söz konusu olan zaman aşımı Vergi Usul Kanununda düzenlenen tarh/tahakkuk zaman aşımıdır, 6183 sayılı Kanunda düzenlenen tahsil zaman aşımı değil.

Bu durumda zaman aşımı süresi dolduktan sonra tebliğ edilen vergi alacağının tahsilini teminen düzenlenen ödeme emrinde yasal isabet bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, dava konusu ödeme emrinin iptaline.

Bir önceki yazımız olan Bağımsız Denetime Tabi Olacak Tarım Satış Koofiratif Birliklerinin Belirlenmesi başlıklı makalemizde Denetime tabi olma şartları ve Denetimin kapsamından çıkma hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir