Vergi Hatalarını Düzeltme ve Düzeltme Hükümleri Kapsamında Değerlendirilmeyen Hatalar

VERGİ HATALARINI DÜZELTME ve DÜZELTME

HÜKÜMLERİ KAPSAMINDA

DEĞERLENDİRİLMEYEN HATALAR

I-  GİRİŞ

Sözlüklerde, istemeyerek ve bilmeyerek yapılan yanlış, kusur, yanılma, yanılgı olarak anlamlandırılan “hata” olgusu, vergisel işlemlerin başlangıcından tamamlanmasına kadar olan sürecin her aşamasında ortaya çıkabilmektedir. Vergilendirme işlemlerinde yapılan ve bir şekilde fark edilen bu hatalar Vergi Usul Kanununun “vergilendirme” ye ilişkin birinci kitabının altıncı kısmındaki (116 ila 126 arası) on bir ayrı maddede düzenlenen “vergi hatalarını düzeltme ve reddiyat” hükümleri çerçevesinde değerlendirilmekte ve sonuçlandırılmaktadır. Bu çerçevede, vergi idaresi tereddütsüz ve kesin hataları doğrudan düzeltmektedir. Buna karşılık mükellefler ise vergisel işlemlerde var olduğu düşündükleri hatalara ilişkin olarak Vergi Usul Kanununun belirtilen hükümlerine dayanarak idari yoldan başvuruda bulunmak, buradan olumlu bir sonuç alınamaması halinde ise düzeltme talebi üzerine tesis edilen olumsuz işlemi (yasal süreleri gözeterek) yargı organları nezdinde dava konusu yapma hakkına sahip bulunmaktadırlar.

Diğer taraftan, pek çok mükellef tarafından vergi hatası kapsamında görülerek düzeltme ve şikâyet yoluyla düzeltme istemine konu olan çeşitli başvurular ise hem vergi idaresi hem de yargı organları tarafından “vergi hatası” kapsamında değerlendirilmemektedir. Bu husus, başta akademik çevreler ve mükellefler tarafından düzeltme kurumunun kapsamını ve etkinliğini daralttığı gerekçesiyle yadırganmaktadır.

Bu çalışmada, önce Vergi Usul Kanununun ilgili hükümleri çerçevesinde vergi hatalarını düzeltme kurumunun ana çizgileri, sonra ise düzeltme hükümleri kapsamında görülmeyen işlemler ele alınacaktır.

II-          VUK’a GÖRE VERGİ HATASI ve VERGİ HATASINI  DÜZELTME SÜRECİ

a)           Tanım Olarak Vergi Hatası

Vergi hatası kavramı Vergi Usul Kanununun 116. maddesinde; vergiye ilişkin hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınması olarak tanımlanmıştır.

b)           Vergi Hatasının Türleri

Vergi Usul Kanununun 116. maddesi hükmü ile vergi hatasının; hesap veya vergilendirmeden kaynaklanabileceği öngörülmüştür.

Hesap hataları; vergi miktarı hesaplanırken yapılan ve vergi miktarını etkileyen maddi hatalar ve hesaplama yanlışlarından oluşmaktadır.

Nitekim Vergi Usul Kanununun 117. maddesinde hesap hatası olarak; matrah hataları, vergi miktarında hatalar ve verginin mükerrer olması (çifte vergi) şeklinde üç türlü hata belirtilmiştir.

Diğer taraftan; vergilendirme hataları ise Kanunun 118. maddesinde; mükellefin şahsında hata, mükellefiyette hata, mevzuda hata ve vergilendirme veya muafiyet döneminde hata olarak dört grupta sınıflandırılan ve hesap hatalarına göre vergilendirme işleminin niteliği ile daha yakından ilgili olan hatalardır.

c)           Düzeltme ve Şikayet Yoluyla Düzeltme İstemi

Vergi Usul Kanununun 117 ve 118. maddelerinde sayılan hata türleri ilgili memur tarafından bulunarak veya görülerek, yönetim kademelerinin fark etmesi, teftiş veya vergi incelemesi sırasında ya da mükellefin başvurusu üzerine ortaya çıkarılabilmektedir.

Belirtilen şekilde ortaya çıkan hataların düzeltme yetkisi kural olarak vergi dairesi müdürüne aittir. Düzeltme işlemi vergi daireleri tarafından tanzim olunacak düzeltme fişine dayanarak gerçekleştirilir. Vergi dairesi tereddütsüz ve açık hataları doğrudan düzeltir. Düzeltmenin mükellefler tarafından Kanunun 122. maddesine göre vergi dairesinden yazı ile istenmesi halinde, öncelikle vergi dairesinin ilgili birimi gerekli incelemeyi yapar ve oluşturduğu görüşle birlikte konuyu düzeltme makamı olan vergi dairesi müdürüne aktarır. Vergi dairesi müdürü talebi yerinde gördüğü takdirde hatalı işlemin düzeltme süreci tamamlanır, uygun görülmediği taktirde ise bu husus mükellefe yazılı olarak bildirilir.

Öte yandan, Vergi Usul Kanununun 124. maddesine göre düzeltmeye konu işlemin vergi mahkemesinde dava açma süresi geçtikten sonra yaptıkları düzeltme talepleri reddolunan mükelleflerin şikâyet yolu ile Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı) na başvurma hakları bulunmaktadır.

Bu bağlamda Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığından şikayet yoluyla düzeltme isteminde bulunan mükelleflerin başvuruları, adı geçen Başkanlık tarafından öncelikle usul-şekil yönüyle bir ön değerlendirmeye tabi tutulmakta, sonrasında ise düzeltme konusu işlemin niteliği hakkında bu işlemi gerçekleştiren birimden bilgi-belgeler istenmekte ve bu durum mükellefe tebliğ edilmektedir. Düzeltme konusu işlem hakkında alınan/gelen bilgiler sonrasında ise nihai bir değerlendirme yapılmaktadır. Nihai değerlendirme sonrasında olumlu ya da olumsuz sonuç da Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından doğrudan veya ilgili Vergi Dairesi Başkanlığı/Defterdarlık kanalı ile mükellefe yazı ile bildirilmektedir.

Bildirilen sonuç şikâyet yoluyla düzeltme isteminin reddi yönünde olduğu taktirde bu aşamadan sonra mükellefin bulunduğu yer itibariyle yetkili olan vergi mahkemesinde dava açmak tek seçenek haline gelmektedir.

III-        VERGİ USUL KANUNUNUN DÜZELTME                         HÜKÜMLERİ KAPSAMINDA GÖRÜLEMEYEN VERGİ HATALARI

Yukarıda özetlendiği gibi vergilendirme işlemlerindeki hatalar nedeniyle Vergi Usul Kanununda yer alan düzeltme ve şikâyet yoluyla düzeltme başvurulabilmesi için, anılan Kanunun 117. ve 118. maddelerinde tanımı yapılan bir hatanın yapılmış olması lazımdır.

Diğer bir deyişle, düzeltme istemine konu işlem “maddi” olarak “hesap” veya “vergilendirme” hataları kapsamında görüldüğü taktirde Vergi Usul Kanununun düzeltme kurumu kapsamında değerlendirilebilmektedir.

Bu çerçevede hukuki bir sorun niteliği taşıyan, yasaların yorumu sonunda çözümlenebilecek olan konular başta düzeltme makamı olan vergi dairelerince kabul edilmemektedir. Aynı şekilde Gelir İdaresi Başkanlığı da şikayet yoluyla yapılan düzeltme taleplerinden maddi hata içermeyen, hukuki yorum gerektirenleri belirtilen gerekçe ile reddetmektedir.

Diğer taraftan, hukuki yorum yoluyla netleştirilen ve maddi boyut içermeyen dolayısıyla Vergi Usul Kanununun düzeltme hükümlerinden faydalandırılmayan hatalar, gerek yargısal içtihatta, gerekse öğretide “hukuki hata” olarak adlandırılmaktadır. Bu tür hatalar üzerine idari makamların tesis ettiği olumsuz işlemler yargı organları nezdinde dava konusu yapılsa dahi, mükellefler bakımdan genellikle olumlu sonuç doğurmamaktadır.

Esasen düzeltme kapsamında işlem gören maddi hataları, hukuki hatalardan ayıran kesin ve net bir çizgi de yoktur. Uygulama özellikle vergi yargısının yorumları ile şekillenmektedir. Bu bağlamda, konunun somutlaştırılması açısından aşağıdaki olayları özetle belirtmek mümkün bulunmaktadır:

Vergi uyuşmazlıklarında ilk veya son derecede görevli mahkemeler;

-Hiçbir ticari faaliyeti olmadığı gerekçesiyle belli dönemler ait vergi beyannamelerini vermeyen ve adına re’sen takdir edilen matrah üzerinden salınan ve süresinde dava konusu yapılmayan vergi ve cezaların kaldırılması istemiyle yapılan düzeltme/şikayet yoluyla düzeltme başvurusunun reddi üzerine açılan davayı,

-Bir konut yapı kooperatifinin Arsa Ofisi Genel Müdürlüğünden iktisap ettiği taşınmaza ilişkin satış bedeli farkı üzerinden sonradan hesaplanan KDV nin güncellenerek düzeltilmesi/iadesi amacıyla yapılan başvurusunun Gelir İdaresi tarafından reddinden kaynaklanan uyuşmazlığı,

-Vergi oranının belirlenmesi bakımından bir gelirin ticari kazanç mı, menkul sermaye iradı mı olduğunun tespitini,

-Vergi ihbarnamelerinin tebliğine ilişkin uyuşmazlığı,

-KİT personeline kiralanan konutlara ait hesaplanan KDV nin düzeltme yoluyla iadesine yönelik istemlerin Gelir İdaresi Başkanlığınca reddi üzerine açılan davaları,

-Engelli kişilerce satın alınan otomobillerin KDV Kanununun 17/4-s maddesi kapsamında değerlendirilerek alış sırasında nihai tüketici sıfatıyla ödenen KDV nin iadesi için yapılan düzeltme ve şikayet yoluyla düzeltme istemlerinin reddine ilişkin işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıkları,

hukuki bir sorun teşkil eden ve yasaların yorumu sonunda çözümlenebilecek nitelikte olaylar olarak görmüşler ve Vergi Usul Kanunu uyarınca düzeltme konusu olamayacaklarına hükmetmişlerdir.

Buna karşılık;

-Tevkif edilen, ancak yıllık gelir vergisi beyannamesinde mahsubu yapılamayan verginin iadesinin istenmesi,

-KDV Kanununun 29/2. maddesi kapsamında indirimli orana tabi işlemlerden doğan ve konuya ilişkin Maliye Bakanlığı Tebliğlerindeki süreler içinde talep edilmeyen iadelerin sonradan istenmesi,

-Murisin öldüğü tarihte tamamlanmamış bir inşaatın veraset ve intikal vergisi beyannamesinde tamamlanmış değeri üzerinden beyan edilmesi nedeniyle tarh edilen verginin düzeltme istemi,

-Aile hekimleri tarafından imzalanan sözleşmelere ilişkin damga vergisinin iadesine yönelik talepler

ise maddi hata içeren ve Vergi Usul Kanunu uyarınca düzeltilmesi gereken olaylar olarak kabul edilmiştir.

IV- SONUÇ

“Vergi Hatalarını Düzeltme” vergisel işlemlerde yapılan yanlışlıklara bağlı olarak haksız yere fazla veya eksik vergi alınması ya da istenmesinin önüne geçilmesi için Vergi Usul Kanununda düzenlenen bir kurumdur. Ancak, bu kurum nitelik olarak yorum yöntemlerine başvurulmadan, ilk bakışta anlaşılabilecek açıklıktaki vergilendirme yanlışlıklarını kapsamaktadır. Bu nedenle, özellikle düzeltme isteminde bulunacak mükellefler tarafından, belli haklardan mahrum kalmamak için, düzeltmeye konu işlemin niteliğinin belirlenmesi büyük önem taşımaktadır.

___________________________

Abdullah KÜTÜKÇÜ

Devlet Gelir Uzmanı

Maliye Postası Dergisi Temmuz 2013 Ayı Dergisinden Alıntıdır.

Bir önceki yazımız olan Beko Klima Servisi başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir