6102 SAYILI TÜRK TİCARET KANUNU

6102 SAYILI TURK TİCARET KANUNU

Ticari İşletme – Sermaye Şirketleri

GİRİŞ
I. Yeni Bir Ticaret Kanunu’nu Gerekli Kılan Sebepler ve Dinamikler
1 Ocak 1957 tarihinde yürürlüğe giren 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (kısaca
“Mevcut TTK” olarak anılacaktır), yasalaştığı zamanın gereklerine uygun modern bir
kanundu. İsviçre Borçlar Kanunu’nun, Alman Ticaret Kanunu’nun ve Alman Paylı Ortaklıklar
Kanunu’nun etkilerini yansıtan mevcut TTK, kaynak hukuk sistemlerindeki mevzuat
değişikliklerine rağmen yenilenmeyince, çağdaş hukuk uygulamalarına yabancılaştı ve
uygulamada ortaya çıkan hukuki sorunların çözümünde yetersiz kaldı.
Yeni bir Ticaret Kanunu’nun hazırlanmasında birçok ı etkili olduğunu
kaydetmek gerekir. Bu düşünceler içinde ön plana çıkanları, şu şekilde sıralayabiliriz:
Ticari yargı, ülkemizde birçok şehirde örgütlenmiştir. Ticari uyuşmazlıkların sayısı da
her geçen gün artmaktadır. Birçok hukuki müessesenin Ticaret Hukuku mevzuatında hiç
düzenlenmediği (şirketler topluluğu, bölünme, tek kişilik ortaklık, elektronik işlemler vb. )
veya oldukça yetersiz düzenlemelere konu olduğu (şirket birleşmeleri, şirketin kendi paylarını
edinimi vb.) bilinen bir gerçektir. Yargı örgütü içinde ticari yargıya yer verilmesinin temel
nedeni hatırlanacak olursa, ekonomi düzeninin güven, sürat ve belirlilik gerektirdiği açıktır.
Bu durumda, ticari uygulamalar, olabildiğince açık ve istikrarlı düzenlemelere
kavuşturulmalıdır. Yeni TTK, ayrıntılı düzenlemeleriyle ve kapsamlı gerekçesiyle bu
düşünceye verilen önemi yansıtmaktadır.
2. Çağdaşlaşmayı ve Evrenselleşmeyi Sağlamak
1. Uygulamada Çözümsüz Kalan Hukuki Sc Getirmek
Küreselleşmenin ekonomik cephesi, hukuk sistemlerini büyük ölçüde birbirine
yakınlaştırmakta; hukuki düzenlemeler anlamında ortak paydanın geliştirilmesini ön plana
çıkarmaktadır. Yeni TTK, bu çerçevede, teknolojik yeniliklerin gerektirdiği düzenlemeleri
yapmakta, bilgi toplumu hizmetlerine geniş anlamda yer vermektedir. Ticari işletmenin ve
sermaye şirketlerinin hesaplarının Uluslararası Finansal Raporlama Standartları’na (UFRS)
uyumlu olarak düzenlenmesi ve sermaye ortaklıklarının Uluslararası Denetim Standartlarına
uyumlu bir şekilde bağımsız denetime tabi kılınması, Ticaret Hukuku alanında evrensel hukuk
dilinin yerleştirilmesi anlamında önemli adımlardır.
3. Modern Hukuki Kurumların (Şirketler Topluluğu, Tek Kişilik Ortaklık vb.) Hukuki
Altyapısını Oluşturmak
Hukukta her kurumun kanunla düzenlenmesi zorun lu değildir. Hakim, mevcut
kuralları kıyasen uygulayarak veya hukuk yaratarak da hukuki sorunlara çözüm getirebilir.
Ancak yaygın uygulanan ve bariz hukuki sorunlar barındıran hukuki kurumların kanunla
düzenlenmesinde yarar vardır. Bu bağlamda, TTK’da sınırlı düzenlemelere konu olan şirket
birleşmeleri, şirketlerin kendi paylarını edinmeleri gibi konular; maddî hukuk cephesi
kanunlarda düzenlenmeyen şirketler topluluğu, şirket bölünmeleri gibi kurumlar, kapsamlı
hükümlere konu olmasına rağmen doyurucu hukuki çözümlere zemin oluşturmayan haksız
rekabet, acentelik, azlık hakları, esas sözleşme değişikliği gibi alanlar, özellikle Kıta Avrupası
Hukuku’ndaki modern gelişmeler ışığında yeniden düzenlenmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti, Avrupa Birliği aday ülkesi olarak hukuk sistemini Avrupa Birliği
Hukuku’na uyumlu hale getirme yükümlülüğünü üstlenmiştir. Ticari işletmeler ve şirketler,
Avrupa ekonomik düzeninin merkezinde yer alan kurumlardır. Yeni TTK, temel kaynak olarak
İsviçre Hukuku’nu benimsemekle birlikte, Avrupa Birliği Hukuku’nun geliştirdiği kuralları
almıştır. Kurumsal yönetim, UFRS, bağımsız denetim, şirketler topluluğu, tek kişilik ortaklıklar
gibi AB Hukuku’nda otuz yılı aşkın süredir tartışılan ve bir ölçüde istikrar kazanan
düzenlemeler, Yeni TTK’da da yer bulmuştur. Yeni TTK’nın, AB’yle bütünleşme sürecinin ticari
işletmelere, ticaret şirketlerine, taşıma, sigorta ve deniz ticaretine ilişkin cephesine özgü
uyumlaştırma sürecini başarıyla tamamladığı savunulabilir.
5. Ticaret ve Ekonomi Hukuku’nun Temel Prensiplerini Düzenlemek
Türk Ekonomi Hukuku’nda, 1990′lardan bu yana Tüketicinin Korunması Hakkında
Kanun’un, Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un, Markaların, Patentlerin, Endüstriyel
Tasarımların, Coğrafi İşaretlerin Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’lerin
yürürlüğe girmesi, Sermaye Piyasası Kanunu’nda ve Bankacılık Kanunu’nda yapılan çeşitli
değişiklikler, Ticaret Hukuku’nun temel ilkelerinin geniş ve yenilikçi bir bakış açısıyla ele
alınmasını gerekli kılmaktadır. Nitekim Yeni TTK, Ticaret Hukuku’nun çeşitli kesitlerine zemin
oluşturacak nitelikteki ilkeler üzerinde inşa edilmiştir. Bu ilkeler üzerinde aşağıda duracağız.
II. Yeni TTK’nın Hazırlık Süreci
Türkiye Cumhuriyeti
Adalet Bakanlığı, 08/12/1999 ta rihinde Ticaret Kanunu
Komisyonu’nu kurmuş; Komisyon ilk toplantısını 10/02/2000 tarihinde gerçekleştirmiştir. TTK
Tasarısı, 17.02.2005 tarihinde Adalet Bakanlığı tarafından kamuoyuna duyurulmuştur.
Ticaret Kanunu Komisyonu’nun başkanlığını, İstanbul Hukuk Fakültesi öğretim üyesi
Prof. Dr. Ünal Tekinalp; başkan yardımcılığını ise Yargıtay 19. Hukuk Dairesi Başkanı Coşkun
Koçak üstlenmiştir. Akademisyenler, yargıçlar, avukatlar, bürokratlar ve uzmanlardan oluşan
Komisyon; Ticari İşletme Hukuku, Şirketler Hukuku, Kıymetli Evrak Hukuku, Taşıma İşleri,
Deniz Ticaret Hukuku ve Sigorta Hukuku alt komisyonlarını oluşturmuştur. Ticaret Kanunu
Komisyonu beş yıl içinde 516 oturum yapmış, alt komisyonlar da kendi içlerinde
gerçekleştirdikleri oturumlarda oluşturdukları taslakları Komisyon’un değerlendirmesine
sunmuşl
2005 yılının Şubat ayında TTK Tasarısı’nın kamuoyuna açıklanmasının ardından, çeşitli
kurumlardan görüş alınmış; bu görüşler dikkate alınmakla birlikte Tasarı metni, büyük ölçüde
kamuoyuna açıklandığı haliyle 2006 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulmuştur.
TBMM Adalet Komisyonu’nun üzerinde çalışıp 2008 yılında nihai haline getirdiği Tasarı
metni, 2008 yılında TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmeye başlanmış; 2008 yılında ilk 76
maddesi bazı değişikliklerle kabul edilmiştir.
Bu sürecin ardından, TTK Tasarısı’nın görüşülmesine bir süre ara verilmiş; bu
dönemde Türk Borçlar Kanunu Tasarısı’nın öne alınması ve TTK’dan daha önce
yasalaştırılması fikri ağırlık kazanmıştır. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun yasalaşması
üzerine, TTK Tasarısı 2011 yılının Ocak ayında yeniden ele alınmıştır. TTK Tasarısı, 13 Ocak
2011 tarihinde TBMM’de kabul edilmiş; 14 Şubat 2011 tarihinde Resmî Gazete’de
yayımlanarak yasalaşmıştır.
III. Yürürlük Tarihi
Yeni TTK, esas itibariyle 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girecektir. Bu yürürlük
kuralının bir çok istisnası arasında, öne çıkan beş istisnası mevcuttur (TTK. m. 1534) :
1. Geçici 2. madde, kanunun yayımlanmasıyla (14.02.2011 tarihinde) yürürlüğe girmiştir.
“Geçici 2. Madde : Kamu tüzel kişiliğini haiz Türkiye Denetim Standartları Kurulu kuruluncaya kadar,
397 nci maddede belirtilen Türkiye Denetim Standartları; Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler
ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB) ile ilişkili bir Kurul tarafından uluslararası denetim
standartlarıyla uyumlu olarak belirlenir. Kurulun, hangi kurum ve kuruluşların temsilcilerinden
oluşacağı ile çalışma usul ve esasları, TÜRMOB tarafından hazırlanacak ve Maliye Bakanlığının uygun
lir yönetmelikle düz
görüşü üzerine yayımlanacak bir yönetmelikle düzenlenir
Buna karşın, 02.11.2011 tarih ve 28103 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 660 sayılı
“Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun Teşkilat ve Görevleri
Hakkında” KHK uyarınca denetim standartlarını belirlemek görevi anılan KHK ile
kurulan Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu kurulmuştur
(660 saylı KHK m.1, 9). Böylece, Geçici 2. Madde zımnen yürürlükten kalkmıştır.
2. Geçici 3. madde, kanunun yayımlanmasıyla (14.02.2011 tarihinde) yürürlüğe girmiştir.
“Geçici 3. Madde : Kamu adına denetleyici tüzel kişiliği haiz bir üst kurum kurulup faaliyete geçinceye
kadar 400 üncü maddede öngörülen denetçilerin, denetlemelerini bu Kanun hükümleriyle standartlara
ve amaca uygun olarak yapmalarını sağlamak için, denetçiler yerinden ve internette, denetleme
belgelerine erişim suretiyle ve ayrıca gerekli bilgileri de alarak Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından
denetlenir. Bu üst denetimin usul ve esasları 400 üncü madde uyarınca çıkarılacak yönetmelikte
belirlenir.”
Maddede belirtilen “kamu adına denetleyici tüzel kişiliği haiz üst kurum”, 660 sayılı
KHK ile kurulmuş ve KHK’nın 9/d maddesi uyarınca “bağımsız denetçiler ve bağımsız
denetim kuruluşlarının faaliyetleri ile denetim çalışmalarının, Kurumca yayımlanan
standart ve düzenlemelere uyumunu gözetlemek ve denetlemek” görevi, Kamu
Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’na verilmiştir. Geçici 2. Madde
gibi, Geçici 3. Madde de, zımnen yürürlükten kalkmıştır.
3. TTK. m. 1524 hükmü uyarınca internet sitesi oluşturma, internet sitesine TTK’nın
öngördüğü içeriği yükleme ve bu içeriği sürekli olarak güncelleme yükümlülüğü,
01/07/2013 tarihinden itibaren başlayacaktır.
4. Türkiye Muhasebe Standartları (TMS), 01/01/2013 tarihinden itibaren uygulama alanı
bulacaktır.
5. Bağımsız denetim, 01/01/2013 tarihinden itibaren uygulanacaktır.
6102 SAYILI  TURK TİCARET KANUNU
Ticari İşletme – Sermaye Şirketleri
GİRİŞ
I. Yeni Bir Ticaret Kanunu’nu Gerekli Kılan Sebepler ve Dinamikler
1 Ocak 1957 tarihinde yürürlüğe giren 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (kısaca
“Mevcut TTK” olarak anılacaktır), yasalaştığı zamanın gereklerine uygun modern bir
kanundu. İsviçre Borçlar Kanunu’nun, Alman Ticaret Kanunu’nun ve Alman Paylı Ortaklıklar
Kanunu’nun etkilerini yansıtan mevcut TTK, kaynak hukuk sistemlerindeki mevzuat
değişikliklerine rağmen yenilenmeyince, çağdaş hukuk uygulamalarına yabancılaştı ve
uygulamada ortaya çıkan hukuki sorunların çözümünde yetersiz kaldı.
Yeni bir Ticaret Kanunu’nun hazırlanmasında birçok ı etkili olduğunu
kaydetmek gerekir. Bu düşünceler içinde ön plana çıkanları, şu şekilde sıralayabiliriz:
Ticari yargı, ülkemizde birçok şehirde örgütlenmiştir. Ticari uyuşmazlıkların sayısı da
her geçen gün artmaktadır. Birçok hukuki müessesenin Ticaret Hukuku mevzuatında hiç
düzenlenmediği (şirketler topluluğu, bölünme, tek kişilik ortaklık, elektronik işlemler vb. )
veya oldukça yetersiz düzenlemelere konu olduğu (şirket birleşmeleri, şirketin kendi paylarını
edinimi vb.) bilinen bir gerçektir. Yargı örgütü içinde ticari yargıya yer verilmesinin temel
nedeni hatırlanacak olursa, ekonomi düzeninin güven, sürat ve belirlilik gerektirdiği açıktır.
Bu durumda, ticari uygulamalar, olabildiğince açık ve istikrarlı düzenlemelere
kavuşturulmalıdır. Yeni TTK, ayrıntılı düzenlemeleriyle ve kapsamlı gerekçesiyle bu
düşünceye verilen önemi yansıtmaktadır.
2. Çağdaşlaşmayı ve Evrenselleşmeyi Sağlamak
1. Uygulamada Çözümsüz Kalan Hukuki Sc Getirmek
Küreselleşmenin ekonomik cephesi, hukuk sistemlerini büyük ölçüde birbirine
yakınlaştırmakta; hukuki düzenlemeler anlamında ortak paydanın geliştirilmesini ön plana
çıkarmaktadır. Yeni TTK, bu çerçevede, teknolojik yeniliklerin gerektirdiği düzenlemeleri
yapmakta, bilgi toplumu hizmetlerine geniş anlamda yer vermektedir. Ticari işletmenin ve
sermaye şirketlerinin hesaplarının Uluslararası Finansal Raporlama Standartları’na (UFRS)
uyumlu olarak düzenlenmesi ve sermaye ortaklıklarının Uluslararası Denetim Standartlarına
uyumlu bir şekilde bağımsız denetime tabi kılınması, Ticaret Hukuku alanında evrensel hukuk
dilinin yerleştirilmesi anlamında önemli adımlardır.
3. Modern Hukuki Kurumların (Şirketler Topluluğu, Tek Kişilik Ortaklık vb.) Hukuki
Altyapısını Oluşturmak
Hukukta her kurumun kanunla düzenlenmesi zorun lu değildir. Hakim, mevcut
kuralları kıyasen uygulayarak veya hukuk yaratarak da hukuki sorunlara çözüm getirebilir.
Ancak yaygın uygulanan ve bariz hukuki sorunlar barındıran hukuki kurumların kanunla
düzenlenmesinde yarar vardır. Bu bağlamda, TTK’da sınırlı düzenlemelere konu olan şirket
birleşmeleri, şirketlerin kendi paylarını edinmeleri gibi konular; maddî hukuk cephesi
kanunlarda düzenlenmeyen şirketler topluluğu, şirket bölünmeleri gibi kurumlar, kapsamlı
hükümlere konu olmasına rağmen doyurucu hukuki çözümlere zemin oluşturmayan haksız
rekabet, acentelik, azlık hakları, esas sözleşme değişikliği gibi alanlar, özellikle Kıta Avrupası
Hukuku’ndaki modern gelişmeler ışığında yeniden düzenlenmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti, Avrupa Birliği aday ülkesi olarak hukuk sistemini Avrupa Birliği
Hukuku’na uyumlu hale getirme yükümlülüğünü üstlenmiştir. Ticari işletmeler ve şirketler,
Avrupa ekonomik düzeninin merkezinde yer alan kurumlardır. Yeni TTK, temel kaynak olarak
İsviçre Hukuku’nu benimsemekle birlikte, Avrupa Birliği Hukuku’nun geliştirdiği kuralları
almıştır. Kurumsal yönetim, UFRS, bağımsız denetim, şirketler topluluğu, tek kişilik ortaklıklar
gibi AB Hukuku’nda otuz yılı aşkın süredir tartışılan ve bir ölçüde istikrar kazanan
düzenlemeler, Yeni TTK’da da yer bulmuştur. Yeni TTK’nın, AB’yle bütünleşme sürecinin ticari
işletmelere, ticaret şirketlerine, taşıma, sigorta ve deniz ticaretine ilişkin cephesine özgü
uyumlaştırma sürecini başarıyla tamamladığı savunulabilir.
5. Ticaret ve Ekonomi Hukuku’nun Temel Prensiplerini Düzenlemek
Türk Ekonomi Hukuku’nda, 1990′lardan bu yana Tüketicinin Korunması Hakkında
Kanun’un, Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un, Markaların, Patentlerin, Endüstriyel
Tasarımların, Coğrafi İşaretlerin Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’lerin
yürürlüğe girmesi, Sermaye Piyasası Kanunu’nda ve Bankacılık Kanunu’nda yapılan çeşitli
değişiklikler, Ticaret Hukuku’nun temel ilkelerinin geniş ve yenilikçi bir bakış açısıyla ele
alınmasını gerekli kılmaktadır. Nitekim Yeni TTK, Ticaret Hukuku’nun çeşitli kesitlerine zemin
oluşturacak nitelikteki ilkeler üzerinde inşa edilmiştir. Bu ilkeler üzerinde aşağıda duracağız.
II. Yeni TTK’nın Hazırlık Süreci
Türkiye Cumhuriyeti
Adalet Bakanlığı, 08/12/1999 ta rihinde Ticaret Kanunu
Komisyonu’nu kurmuş; Komisyon ilk toplantısını 10/02/2000 tarihinde gerçekleştirmiştir. TTK
Tasarısı, 17.02.2005 tarihinde Adalet Bakanlığı tarafından kamuoyuna duyurulmuştur.
Ticaret Kanunu Komisyonu’nun başkanlığını, İstanbul Hukuk Fakültesi öğretim üyesi
Prof. Dr. Ünal Tekinalp; başkan yardımcılığını ise Yargıtay 19. Hukuk Dairesi Başkanı Coşkun
Koçak üstlenmiştir. Akademisyenler, yargıçlar, avukatlar, bürokratlar ve uzmanlardan oluşan
Komisyon; Ticari İşletme Hukuku, Şirketler Hukuku, Kıymetli Evrak Hukuku, Taşıma İşleri,
Deniz Ticaret Hukuku ve Sigorta Hukuku alt komisyonlarını oluşturmuştur. Ticaret Kanunu
Komisyonu beş yıl içinde 516 oturum yapmış, alt komisyonlar da kendi içlerinde
gerçekleştirdikleri oturumlarda oluşturdukları taslakları Komisyon’un değerlendirmesine
sunmuşl
2005 yılının Şubat ayında TTK Tasarısı’nın kamuoyuna açıklanmasının ardından, çeşitli
kurumlardan görüş alınmış; bu görüşler dikkate alınmakla birlikte Tasarı metni, büyük ölçüde
kamuoyuna açıklandığı haliyle 2006 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulmuştur.
TBMM Adalet Komisyonu’nun üzerinde çalışıp 2008 yılında nihai haline getirdiği Tasarı
metni, 2008 yılında TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmeye başlanmış; 2008 yılında ilk 76
maddesi bazı değişikliklerle kabul edilmiştir.
Bu sürecin ardından, TTK Tasarısı’nın görüşülmesine bir süre ara verilmiş; bu
dönemde Türk Borçlar Kanunu Tasarısı’nın öne alınması ve TTK’dan daha önce
yasalaştırılması fikri ağırlık kazanmıştır. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun yasalaşması
üzerine, TTK Tasarısı 2011 yılının Ocak ayında yeniden ele alınmıştır. TTK Tasarısı, 13 Ocak
2011 tarihinde TBMM’de kabul edilmiş; 14 Şubat 2011 tarihinde Resmî Gazete’de
yayımlanarak yasalaşmıştır.
III. Yürürlük Tarihi
Yeni TTK, esas itibariyle 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girecektir. Bu yürürlük
kuralının bir çok istisnası arasında, öne çıkan beş istisnası mevcuttur (TTK. m. 1534) :
1. Geçici 2. madde, kanunun yayımlanmasıyla (14.02.2011 tarihinde) yürürlüğe girmiştir.
“Geçici 2. Madde : Kamu tüzel kişiliğini haiz Türkiye Denetim Standartları Kurulu kuruluncaya kadar,
397 nci maddede belirtilen Türkiye Denetim Standartları; Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler
ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB) ile ilişkili bir Kurul tarafından uluslararası denetim
standartlarıyla uyumlu olarak belirlenir. Kurulun, hangi kurum ve kuruluşların temsilcilerinden
oluşacağı ile çalışma usul ve esasları, TÜRMOB tarafından hazırlanacak ve Maliye Bakanlığının uygun
lir yönetmelikle düz
görüşü üzerine yayımlanacak bir yönetmelikle düzenlenir
Buna karşın, 02.11.2011 tarih ve 28103 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 660 sayılı
“Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun Teşkilat ve Görevleri
Hakkında” KHK uyarınca denetim standartlarını belirlemek görevi anılan KHK ile
kurulan Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu kurulmuştur
(660 saylı KHK m.1, 9). Böylece, Geçici 2. Madde zımnen yürürlükten kalkmıştır.
2. Geçici 3. madde, kanunun yayımlanmasıyla (14.02.2011 tarihinde) yürürlüğe girmiştir.
“Geçici 3. Madde : Kamu adına denetleyici tüzel kişiliği haiz bir üst kurum kurulup faaliyete geçinceye
kadar 400 üncü maddede öngörülen denetçilerin, denetlemelerini bu Kanun hükümleriyle standartlara
ve amaca uygun olarak yapmalarını sağlamak için, denetçiler yerinden ve internette, denetleme
belgelerine erişim suretiyle ve ayrıca gerekli bilgileri de alarak Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından
denetlenir. Bu üst denetimin usul ve esasları 400 üncü madde uyarınca çıkarılacak yönetmelikte
belirlenir.”
Maddede belirtilen “kamu adına denetleyici tüzel kişiliği haiz üst kurum”, 660 sayılı
KHK ile kurulmuş ve KHK’nın 9/d maddesi uyarınca “bağımsız denetçiler ve bağımsız
denetim kuruluşlarının faaliyetleri ile denetim çalışmalarının, Kurumca yayımlanan
standart ve düzenlemelere uyumunu gözetlemek ve denetlemek” görevi, Kamu
Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’na verilmiştir. Geçici 2. Madde
gibi, Geçici 3. Madde de, zımnen yürürlükten kalkmıştır.
3. TTK. m. 1524 hükmü uyarınca internet sitesi oluşturma, internet sitesine TTK’nın
öngördüğü içeriği yükleme ve bu içeriği sürekli olarak güncelleme yükümlülüğü,
01/07/2013 tarihinden itibaren başlayacaktır.
4. Türkiye Muhasebe Standartları (TMS), 01/01/2013 tarihinden itibaren uygulama alanı
bulacaktır.
5. Bağımsız denetim, 01/01/2013 tarihinden itibaren uygulanacaktır.
IV. TTK’ya Egemen Olan İlkeler
1. Kurumsal Yönetim
Halka açık anonim ortaklıklara yönelik olarak geliştirilen kurumsal yönetim ilkeleri,
Yeni TTK’da anonim ortaklıkların tüm türlerine ve atıf hükümleriyle kısmen limited
ortaklıklara da uygulanacak şekilde yürürlüğe konulmuştur. Kuşkusuz ki, Sermaye Piyasası
Hukuku’nda, Sermaye Piyasası Kanunu’na tabi olacak şirketler açısından daha kapsamlı
kurumsal yönetim kuralları öngörülecektir. Bununla birlikte, bu ilkelerin Yeni TTK’da geniş bir
anlamda yansıma bulduğu vurgulanmalıdır. Örneğin, anonim şirketlerde yönetim kurulu
üyelerinin pay sahibi olma zorunluluklarının kaldırılması ve bu suretle profesyonel
yöneticilerin şirket yönetimine girmelerinin önünün açılması, bu ilkenin bir yansımasıdır.
Kurumsal yönetim ilkeleri, dört temel değer üzerine inşa edilmektedir
Adalet (Hakkaniyet); Anonim ortaklığın yönetiminde, çeşitli menfaat çatışmaları
gündeme gelmektedir. Bu olgu, “menfaat sahipleri” kavramını ortaya çıkarmış; şirketin pay
sahiplerinin, alacaklılarının, pay sahibi veya alacaklı konumunda bulunan küçük yatırımcıların,
hatta şirketin sağlayıcılarının, bayilerinin ve nihayet şirketin kendisinin birbirinden bağımsız
olan ve birbiriyle çatışan menfaat sahiplerini oluşturduğu fikri ağırlık kazanmıştır. Bu itibarla,
şirketin karar organları olan yönetim kurulu ve genel kurul kritik bir soruyla yüzleşmektedir:
Karar alınırken, hangi menfaat gözetilecektir? Bu soruya verilen yanıtlarda giderek ağırlık
kazanan görüş, “şirket menfaatinin” gözetilmesi yönünde ortaya çıkmaktadır. Ancak
uygulama her zaman bu yönde gelişmemektedir. Bu gerekçelerle, adalet (hakkaniyet) ilkesi,
özellikle yönetim kurulunun karar alırken ve bu kararları uygularken, pay sahipleri arasında
eşitlik ve hakların sakınılarak kullanılması kurallarını ön plana çıkarmasını gerekli kılmaktadır.
Şeffaflık; Anonim ortaklığın “dürüst resim verme” ilkesine uygun bir biçimde,
yönetsel ve mali anlamda denetlenebilir ve izlenebilir bir biçimde örgütlenmesini ve
yönetilmesini gerekli kılmaktadır. Yeni TTK, UFRS’yi, bağımsız denetimi ve bilgi toplumu
hizmetlerini kapsamlı bir biçimde düzenleyerek, şeffaflık doğrultusunda önemli adımlar
atmıştır. Bu anlamda vergi için muhasebe anlayışı yerine şeffaflık için muhasebe anlayışı
egemen kılınmıştır.
Hesap Verebilirlik; İç sorumluluk olarak da adlandırılan bu ilke, çok genel anlamıyla
şirket yetkililerinin yaptıkları her işlem ve her eylemden dolayı şirkete karşı da sorumlu
olması anlamına gelmektedir. Yöneticiler ve sorumlular, yaptıkları her işlemden dolayı
sorumlu oldukları olgusunun altını çizmekte; şirket içindeki dikey hiyerarşik ilişkilere ve
yöneticilerin şirkete karşı sorumlu olduğu gerçeğine vurgu yapmaktadır. Hesap verebilirliğin
uygulanmasında temel ölçülerden biri, teşkilat yönergesidir (iç yönergedir).
Sorumluluk; Sorumluluk mekanizmaları sağlam hukuki dayanaklar üzerinde inşa
edilmediği ve akılcı bir biçimde ele alınmadığı müddetçe, verimli sonuçları beraberinde
getirmez. Kurumsal yönetimin sorumluluk değeri, iç sorumluluğu (şirkete karşı) ön plana
çıkaran hesap verebilirliğe nazaran, dış ilişkideki hak sahiplerine karşı sorumluluğu ifade
eder. Yeni TTK, yetki ve sorumluluk arasında güçlü bir bağ kurmakta, hiç kimsenin kontrolü
dışında kalan zararlardan sorumlu tutulmamasını öngörmektedir (YTTK. m. 553/3).
2. Kamuyu Aydınlatma
Kamuyu aydınlatma ilkesi, aleniyet ilkesinin yerine geçen, menfaat sahiplerini
ilgilendiren bilgilerin etkili araçlarla menfaat sahiplerine ulaştırılmasına hizmet eden bir
ilkedir. Sermaye Piyasası Hukuku’nda geniş bir uygulama alanı bulan ve esasen yatırımcının
sağlıklı karar verebilmesi için sermaye piyasası aracının değerini etkileyen olguların kamuya
açıklanmasını öngören ilke, kapalı anonim ortaklıklarda da bilgi toplumu hizmetleriyle hayata
geçirilmektedir. Her sermaye şirketinin bir internet sayfası olması ve bu internet sayfasında
yayınlanacak bilgilerin kapsamlı bir şekilde düzenlenmesi (YTTK.m. 1524), kamuyu
aydınlatma ilkesinin görünüm biçimlerinden birini oluşturmaktadır
3. Bağımsız Denetim
Yeni TTK, ölçekleri ne olursa olsun anonim ve limited şirketler ile şirketler
topluluğunun hesap denetiminin bağımsız denetçi tarafından gerçekleştirilmesini
düzenlemektedir. Hesap denetiminin şirketten bağımsız olan bir uzman tarafından
gerçekleştirilmesi ve kıstas olarak Türkiye Muhasebe Standartları’nın ve gerçeğe uygunluğun
alınması, şirketlerin kurumsallaşması yönünde önemli bir adımdır. Bağımsız denetim, şirketle
ilgili çarpıcı hukuki etkiler doğurmaktadır.
4. Malvarlığının Korunması
Şirketin malvarlığının korunması, Yeni TTK’da bir çok hükümle güvence altına
alınmıştır. Şirketin kuruluşu da dahil olmak üzere birçok özellikli işlemde işlem denetiminin
zorunlu tutulması, nakdi sermaye taahhütlerinde bankalara, ayni sermaye taahhütlerinde
mahkemelere etkin görevler yüklenmesi, pay sahibinin ve yöneticinin şirkete borçlanmasının
yasaklanması, malvarlığının korunmasına yönelik etkili yöntemlerdir.
5. Pay Sahibinin Korunması
Yeni TTK’nın temel yönelimlerinden birisi de, sermaye ortaklıklarında pay sahibinin ve
ortağın korunmasıdır. Sermaye ortaklıklarında kişi unsurunun geri plana itilmesi ve şirketin
kurumsal karakterinin ön plana çıkarılması, pay sahipliği değerinin artırılması açısından
kaçınılmaz bir ihtiyaçtır. Madem ki yeni TTK, özellikle anonim ortaklıklarda ve finansal
tablolar ve bağımsız denetim bakımından aynı koşullara tabi olan limited ortaklıklarda
sermaye ortaklığı özelliğine ağırlık vermektedir ve kişisel özellikler yerine kurumsal yapıyı ön
plana çıkarmaktadır; öyleyse pay sahipliği hakları iyileştirilmeli ve pay sahipliği değeri
güçlendirilmelidir. Yeni TTK, bu amaca yönelik olarak azlık haklarını güçlendirmekte,
murakıplık kurumunu kaldırmakla birlikte pay sahipliği haklarının korunması anlamında
mahkemelere daha etkin görevler yüklemektedir.
6. İşlem Güvenliği
Yeni TTK’da, ayrı bölümlerde düzenleme alanı bulan farklı hukuki alanlarda (örn.
Ticari İşletme Hukuku, Şirketler Hukuku, Taşıma Hukuku vb.) bir çok hukuki işlem
düzenlenmektedir. Ticaret hayatının beraberinde getirdiği güven ve sürat ihtiyacı, işlem
güvenliğinin artırılmasına, birçok işlemde, uzman denetiminin devreye sokulmasına yol
açmıştır (örneğin işlem denetimi). İşlem güvenliğinin artırılması, yapılan hukuki işlemlerin
hem geçerliliği hem de hükümleri açısından hukuki işlemin tarafları ve üçüncü kişiler
yönünden ciddi anlamda belirlilik sağlamaktadır.
V. Yeni TTK’nın Öngördüğü Zorunlu Hedefler
1. Birinci zorunlu hedef, “Türk işletmelerinin uluslararası ticaret, endüstri, hizmet,
sermaye ve finans piyasalarının, sürdürülebilir rekabet gücünü haiz güvenilir
aktörler olmalarıdır….”
Bu hedef açısından, ticari işletmelerle sermaye şirketlerinde kökten değişikliğe
gidilerek, teknik bir kavram olan finansal raporlama esas alınmaktadır.
Bu hedef doğrultusunda ayrıca, anonim ve limited şirketlerde şirketin bir organı olan
ve haklarında herhangi bir eğitim şartı aranmamış bulunan denetçiler yerlerini artık
bağımsız ve uzman denetçilere bırakmaktadır (bkz. m. 400, 635). Aynı denetim
anlayışı sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde de geçerlidir.
2. İkinci zorunlu hedef, şeffaflıktır.
Bu kavram “bilgi toplumu” içinde, bilgi almak isteyenin, bilgiye bulunduğu yerden
kolayca ulaşabilmesini sağlayan, bilgiyi devamlı olarak önünde bulan; geçmiş ve
geleceğe bakılmasını sağlayan, dili açık bir bilgi verme anlayışını ifade etmektedir.
Bunu sağlamak amacıyla da sermaye şirketlerinin birer internet sitesi sahibi olması ve
sitesinin belli bir bölümünü bilgi toplumu hizmetlerine ayırması zorunlu
kılınmaktadır (bkz. m.1524).
3. Üçüncü zorunlu hedef, “sürdürülebilir pay sahipleri demokrasisi”nin sağlanması
açısından şirketlerdeki güç boşluğunu önleyecek tedbirlerin alınmasıdır. Bu açıdan,
yönetim kuruluyla genel kurula on-line katılma ve oy kullanma imkanı getirilmekte
(m.1527); ayrıca, kurumsal yönetim ilkelerine yer verilme ktedir.
4. Dördüncü zorunlu hedef, AB müktesebatı (acquis communautaire) ile uyum
sağlanmasıdır.
5. Beşinci zorunlu hedef, Türkiye’nin uluslararası toplumun kurallarına uyan ve onun
dilini konuşan bir parçası haline gelmesidir. Bu hedef doğrultusunda, deniz hukuku
başta olmak üzere, Kanun, kapsamına giren milletlerarası sözleşmelere uygun
hükümleri ve mekanizmaları içeren bir yapıdadır.
VI. Yeni TTK’ya Uyum Süreci
Yeni TTK’nın kapsamlı düzenlemeleri ve özellikle kurumsal yönetime geniş bir alan
tanıması, TTK’nın yürürlüğe girmesine değin ticari işletmeleri ve şirketleri ciddi bir uyum
süreci ile karşı karşıya bırakmaktadır. Bu dönüşümü, tüm yönleriyle bu çalışmada ele
alacağız. Bu aşamada genel bir bakış açısı sunmak gerekirse, uyum süreci, şu unsurlardan
oluşmaktadır :
1. Ticari işletmeler ve şirketler, şeffaflaşmaya hazırlanmalıdır. Bu hazırlık, özellikle
evrak ve kayıt düzeninin ve ticari defterlerin denetime elverişli bir biçimde
saklanmasını ve gerektiğinde ibrazını ilgilendirmektedir.
2. Ticari muhasebe altyapısı tamamen değişmelidir. Yeni dönemde hesaplar, UFRS’ye
uyumlu TMS esas alınarak tutulacaktır. Bu amaçla çok genel olarak, muhasebe
altyapısının değiştirilmesinin zorunlu olduğu ve muhasebe kadrolarının eğitimden
geçirilmesi gerektiği belirtilebilir.
3. Bilgi toplumu hizmetleri, eksiksiz olarak yerine getirilmelidir. Şirketin internet
sitesinin oluşturulması, bu internet sitesinin bir bölümünün bilgi toplumu
hizmetlerine özgülenmesi zorunludur. Bilgi toplumu hizmetlerinin yerine getirilmesi,
şirket ve işletme içi süreçlerde sağlıklı ve doğru bilgi akışını zorunlu kılmaktadır.
4. Şirketler ve ticari işletmeler haksız rekabete ilişkin kurallar konusunda bilinç
geliştirmelidir.
5. Sermaye şirketlerinde, pay sahibinin ve ortağın haklarının korunması ve hayata
geçirilmesi için gereken önlemler alınmalıdır.
6. Sermaye şirketleri, Yeni TTK’nın getirdiği zorunlulukları ve fırsatları gözeterek
anasözleşmelerini ve ortaklık sözleşmelerini yenilemelidir.
VII. Yeni TTK’da (Gümrük ve Ticaret Bakanlığı sorumluluğunda ) İkincil Düzenleme
Yapılacak Alanlar
-Tüzükler
1- Denetleme Tüzüğü2 (m.210)
2- Ticaret Sicili Tüzüğü (m.26)
3- Elektronik Ortamda Genel Kurul Tüzüğü (m.1527)
-Yönetmelikler
1 Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın yeni Türk Ticaret Kanununa ilişkin yetkilerinin, 6.4.2011 tarihli ve 6223 sayılı
Kanunun verdiği yetkiye dayanılarak, Bakanlıkların yapılarında değişiklikler öngören, 3.6.2011 tarihinde
Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılmış bulunan 640 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede (KHK) (RG.
8/6/2011, S. 27958 Mükerrer) kuruluşu öngörülen “Gümrük ve Ticaret Bakanlığı”na geçmiş olduğu ilgili
KHK’den anlaşılmaktadır.
2 Bu düzenlemeyi yürürlüğe koyma yetkisi, 02.10.2011 tarihli ve 28103 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 660
Sayılı Kamu Gözetimi,Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK m.
9 bent (h) uyarınca Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’na tanınmıştır.
1- Elektronik Ortamda Genel Kurul ve Yönetim Kurulu Yönetmeliği (m.1527)
2- Bağımsız Denetleme Yönetmeliği (m.400)
3- Denetçinin Gözetimi Yönetmeliği3 (Geçici m.3)
4-Genel Kurullarda Bulunacak Bakanlık Temsilcisi Yönetmeliği (m.407)
5- Tevdi Eden Temsilcisi Yönetmeliği (m.429)
6- KOBİ Tanımı Yönetmeliği (m.1522)4
7-İnternet Sitesi Yönetmeliği (m.1524)
8- Ticaret Sicili Müdürlüklerinde Aranan Şartlar ve Odalar Arası İşbirliği Yönetmeliği
(m.24)
9- Faaliyet Raporu Yönetmeliği (m.516)
-Tebliğler
1- Kâr Payı Avansı Tebliği (m.509)
2- İzin Alacak Anonim Şirketler Tebliği (m.333)
3- Kayıtlı Sermaye Tebliği (m.332, 210)
4-Eski Türe Dönüş Tebliği (Geçici m.
5-Şirketler Topluluğu Tebliğleri (m.210)
6- Birikimli Oy Tebliği (m.
7-Defterlerin Onayına İlişkin Tebliğ (m.64) (Yevmiye defteri, defteri kebir ve envanter
defteri dışında tutulacak defterlere ilişkin TMSK Tebliği – m.64)
8- Finansal Tabloların İlanı Tebliği (m.524, 210)
9- Uygulama Tebliğleri (m.210)
10- Kaçınma Görüşü Esasları Tebliği (m.403)
Bu düzenlemeyi yürürlüğe koyma yetkisi, 02.10.2011 tarihli ve 28103 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 660
Sayılı Kamu Gözetimi,Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK m.
9 bent (h) uyarınca Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’na tanınmıştır.
4 08.06.2011 tarih ve 27958 Mük. Resmi Gazetede yayımlanan 635 sayılı “Bilim, Sanayi ve Teknoloji
Bakanlığının Kurulması ve Teşkilatı Hakkında” KHK’nın 28. maddesi uyarınca KOBİ’lerin tanımlanmasına ve
niteliklerine ilişkin esaslar Bakanlıkça hazırlanacak ve Bakanları Kurulu tarafından yürürlüğe konulacak bir
yönetmelikle belirlenecektir. Böylece, YTTK’nın 1522. maddesi uygulanamaz duruma gelmiştir. 635 sayılı
KHK’nın 28. maddesi aşağıdaki gibidir:
“Küçük ve orta büyüklükteki işletmeler kısaca “KOBİ” olarak adlandırılır. KOBİ’lerin tanımlanmasına, niteliklerine,
sınıflandırılmasına ve uygulamalarına ilişkin esaslar; net satış hasılatları, malî bilanço tutarları ve çalışan sayıları dikkate
alınarak Bakanlıkça hazırlanan ve Bakanlar Kurulunca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir. Kurum ve kuruluşların
KOBİ’lere ilişkin uygulamalarında bu yönetmelik hükümleri esas alınır”.
11- Unvanda İltibas Tebliği (m. 210)
12- Anonim Şirketlerde Toplantı Başkanlığı İç Yönerge Esaslarının Belirlenmesi
Hakkında Tebliğ (m.419)
13- Ticaret Şirketleri İçin İlgili Siciller Uyum Tebliği (Tatbikat Kanunu m.17)
TİCARİ İŞLETME KİTABI
I. Tacir ve Tacir Olmaya Bağlanan Sonuçlar
1. Yeni TTK’da Ticari İşletme Kavramı
Yeni TTK, mevcut TTK’da olduğu gibi ticari işletme kavramını eksen almış ve şu hukuki
denklem üzerine kurulmuştur: Ortada bir ticari işletme varsa (YTTK. m. 11),
- Bu ticari işletmeyi işleten kişi, tacirdir (YTTK. m. 12/1);
- Ticari işletmeyle ilgili işler ticari iştir (YTTK. m. 3);
- Tacirin borçlarının ticari olması esastır (YTTK. m. 19);
- Ticari işlere ticari hükümler uygulanır (YTTK. m. 1)
- Her iki taraf açısından ticari iş niteliğinde olan işlere ve ticari mevzuatta düzenlenen
müesseselere ilişkin uyuşmazlıklar, ticari dava kapsamında çözüme ulaştırılır. (YTTK. m.
Görüldüğü üzere, Yeni TTK’nın da temel ekseni, ticari işletmedir. Kanun ticari işletmeyi;
esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin
devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme şeklinde tanımlamaktadır (YTTK. m. 11/1).
Kanun, ticari işletmelerin devrini düzenlemektedir (YTTK. m. 11/3). Ticari işletmenin
devri, hem Yeni BK’da (m. 202) hem de Yeni TTK. m. 11/3 hükmünde düzenlenmektedir. Her
iki hüküm bir arada değerlendirildiğinde, devir sözleşmesi yazılı yapılmalı; Ticaret Sicili’ne
tescil ve ilan edilmelidir. Devir sözleşmesinde devrin kapsamı taraflarca kararlaştırılmamışsa,
devir sözleşmesinin duran malvarlığını, işletme değerini, kiracılık hakkını, ticaret unvanı ile
diğer fikrî mülkiyet haklarını ve sürekli olarak işletmeye özgülenen malvarlığı unsurlarını
içerdiği varsayılır. Ayrıca, kiracılık hakkı da, mal sahibinin izni olmaksızın ticari işletmeyi
devralan tarafa geçmektedir. Böylece 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanunun 12.
maddesinde ve 6098 sayılı Yeni Borçlar Kanunu’nun 322/2 hükmünde yer alan kiralayanın
izni olmadıkça kiracı tarafından kiralananın bir başkasına kiralanamayacağına ilişkin kurala
ticari işletmeler açısından bir istisna getirmiştir.
2. Tacir
a. Tacir Sıfatı
Tacir sıfatı açısından temel bir değişiklik söz konusu değildir: Ticari işletmeyi kısmen
veya tamamen kendisi lehine işleten kişi tacirdir (YTTK. m. 12/1). Tacir sıfatını kazanma, tacir
sayılma (YTTK. m. 12/2), tacir gibi sorumlu olma (YTTK. m. 12/3), küçük ve kısıtlıların tacir
sıfatı (YTTK. m. 13) ve ticaret yapmaktan men edilenlere ilişkin kural (YTTK. m. 14), muhafaza
edilmiştir. Bununla birlikte, tüzel kişilerin tacir sıfatına ilişkin kuralda bir değişiklik yapılmıştır
(YTTK.m. 16). Bu hüküm uyarınca, bir ticari işletmeyi işletseler dahi, Devlet, il özel idaresi,
belediye, köy ile diğer kamu tüzel kişileri, kamuya yararlı dernekler ve gelirinin yarısından
fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, tacir sıfatını kazanamaz.
TTK.m. 195/5 tacir sıfatının kazanılmasına ilişkin istisnalara bir yenisini eklemiştir.
Şirketler topluluğunun hakimi bir hakim teşebbüs ise, bu hakim teşebbüs de tacir
sayılacaktır.
b. Tacir Olmanın Genel Sonuçları
Tacirin ticaret unvanı kullanma zorunluluğu ve iflasa tabi olması, ticari işletmesini
Ticaret Sicili’ne tescil ettirme ve ticari defter tutma yükümlülüğü (YTTK. m. 18/1) ve basiretli
bir tacir gibi davranma yükümlülüğü (YTTK. m. 18/2), Yeni TTK’da da öngörülmektedir.
Tacirler arasında diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshetmeye ve
sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarların, klasik yöntemler olan noter, taahhütlü
mektup ve telgraf yoluyla yapılabileceği gibi, KEP (kayıtlı elektronik posta sistemi) üzerinden
güvenli elektronik imza marifetiyle de yapabilecektir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’na 6099 sayılı Kanun’la eklenen 7/a hükmü uyarınca,
anonim ve limited şirketlere yapılacak resmî tebligatın 19.01.2013 tarihinden itibaren
elektronik yoldan yapılması zorunlu tutulmaktadır. Bunun sonucu olarak, anonim ve limited
şirketler açsıından güvenli elektronik imza edinmek ve KEP üzerinden yapılacak tebligatlara
muhatap olmak zorunlu hale gelmektedir. Bu zorunluluk, YTTK.m. 18/3 hükmünün
uygulanmasına da işlerlik kazandıracaktır. Buna karşılık, YTTK.m. 1525/1 hükmünde sayılan
diğer tebligatın KEP üzerinden yapılması, tarafların anlaşmasına bağlıdır.
KEP sisteminin işleyişine ilişkin ayrıntılar, 25.08.2011 tarihli ve 28036 sayılı Resmî
Gazete’de yayımlanmıştır.
c. Tacirler Arasında Satımlar
YTTK’nın getirdiği iki temel yenilikten söz edilmelidir (YTTK. m. 23) : İlk olarak,
satılanın kısmen tesliminin kararlaştırıldığı veya alıcının kısmen teslimi çekincesiz kabul ettiği
durumlarda, alıcının haklarının satılanın teslim edilmeyen kısmını kapsayacağı vurgulanmış,
bununla birlikte somut durumdan kalan borcun layıkıyla yerine getirilemeyeceğinin
anlaşıldığı veya kalan kısmın teslim edilmemesi nedeniyle sözleşmeden beklenen yararın elde
edilmesi olanağı zayıfladığı hallerde, alıcıya sözleşmeyi feshetme hakkı tanınmıştır. İkinci
önemli değişiklik, ayıptan doğan sorumlulukta zamanaşımının 6 aydan 2 yıla
yükseltilmesidir. Satım sözleşmesinin uygulama alanı geniş olduğundan, söz konusu yenilik,
ayıplı malların satışından dolayı alıcı tacirin uğradığı mağduriyetin giderilmesinde önemli bir
adımdır.
Ticari iş niteliğini taşımayan işlerde, faiz oranının belirlenmesinde Borçlar Kanunu, faiz
oranını sınırlandırmaktadır. BK.m. 88/2 uyarınca sözleşmesel faiz, azami olarak yasal faizin %
50 fazlası olarak belirlenebilirken; temerrüt faizi, BK.m. 120/2 uyarınca azami olarak yasal
faizin iki katı olarak belirlenebilir.
Yeni TTK m. 8 ila 10 hükümleri ise, ticari faizi düzenlemektedir. Buna göre, ticari
işlerde faiz oranının serbestçe belirlenmesi söz konusu olup, yeni TTK’nın faiz konusunda
getirdiği yenilik, bileşik faize ilişkindir. Bileşik faiz istisnai olup, istisnalarda (cari hesap
sözleşmesi ve ticari ödünçler) bir değişiklik bulunmamakla birlikte, bileşik faizin ancak her iki
tarafın tacir olduğu durumlarda uygulanabileceği düzenlenmiştir (YTTK. m. 8/2). Ayrıca
kanunda, bileşik faize ve tüketicinin korunmasına dair hükümlerin ihlalinin yaptırımı da
yokluk olarak belirlenmiştir (YTTK. m. 8/3). Bunun yanısıra aşağıda ayrıca belirtileceği üzere,
ticari işletmeler arasındaki mal ve hizmet tedariki sözleşmelerine özgü olarak YTTK. m. 1530,
temerrüt faizine ilişkin ayrık bir düzenleme getirmiştir.
III. Ticaret Sicili
Ticaret sicili, YTTK. m. 24-40 hükümlerinde, prensip olarak mevcut TTK’ya paralel bir
biçimde düzenlenmiştir. Yenilikler, şu şekilde sıralanabilir:
1. Ticaret sicili kayıtlarının elektronik ortamda tutulmasına ilişkin usul ve esaslar tüzükle
gösterilir. Bu kayıtlar ile tescil ve ilan edilmesi gereken içeriklerin düzenli olarak
depolandığı ve elektronik ortamda sunulabilen merkezi ortak veri tabanı, Gümrük ve
Ticaret Bakanlığı ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği nezdinde oluşturulacaktır (YTTK.
2. Ticaret sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet ve ilgili oda
müteselsilen sorumlu tutulmuştur (YTTK. m. 25/2).
3. Tescil yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi, daha etkin cezalara bağlanmıştır (YTTK.
m. 33).
4. Görünüşe güven ilkesi daha da güçlendirilmiştir: Tescil kaydı ile ilan edilen durum
arasında aykırılık bulunması hâlinde, tescil edilmiş olan gerçek durumu bildikleri ispat
edilmediği sürece, üçüncü kişilerin ilan edilen duruma güvenleri korunur (YTTK. m.
37).
IV. Ticaret Unvanı
Şeffaflık ilkesi, ticaret unvanına yönelik kapsamlı değişiklikleri beraberinde getirmiştir:
1. Tacirin işletmesiyle ilgili olarak kullandığı her türlü kâğıt ve belgede, tacirin sicil
numarası, ticaret unvanı, işletmesinin merkezi, tacir sermaye şirketi ise taahhüt
edilen ve ödenen sermaye, internet sitesinin adresi ve numarası gösterilir.
Anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde, sırasıyla
yönetim kurulu başkan ve üyelerinin; müdürlerin ve yöneticilerin adları ile
soyadları gösterilir. Tüm bu bilgiler şirketin internet sitesinde de yayımlanır (YTTK.
m. 39/2). Bu hükme aykırılığın yaptırımı, 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para
cezasıdır (YTTK m. 51/2 yollaması ile m. 38).
2. Gerçek kişi tacirlerin ticaret unvanları, artık sadece ilgili sicil bölgesinde değil, tüm
Türkiye çapında korunacaktır.
3. Unvanın tek başına devredilemeyeceği, ticari işletmenin devrinin aksi
kararlaştırılmadıkça unvanın devrini de beraberinde getireceği ilkesi korunmuş;
ticari işletmeyi devralanın unvanı kullanma hakkına sahip olacağı, açıkça
düzenlenmiştir (YTTK. m. 49).
4. Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması
hâlinde hak sahibi, aşağıdaki yollara başvurabilecektir:
-Hukuka aykırı kullanımın tespiti,
- Hukuka aykırı kullanımın yasaklanması,
-Haksız yere tescil edilen ticaret unvanının kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesi
veya silinmesi,
- Mahkeme kararının ilanı,
- Tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması,
-Gereğinde araçların ve ilgili malların imhası,
-Maddi ve manevi tazminat.
V. Ticari Defterler
Mevcut sistemde “ticari muhasebe – vergi muhasebesi” ayrımı, önemli sakıncalar
yaratmaktadır. Yeni TTK, ticari işletmelerin muhasebe sistemine Uluslararası Finansal
Raporlama Standartları’nı (UFRS) egemen kılmaktadır. Şöyle ki, her tacir ticari defterlerini
UFRS’ye uyarlanmış Türkiye Muhasebe Standartları’na (TMS) uygun biçimde tutmakla
yükümlüdür. Yeni düzenlemenin hedefi, ayrı bir vergi muhasebesi tutulmasına ilişkin
uygulamayı sona erdirmek; ticari işletmelerin şeffaflaştırılmasını temin etmek, tacirin aldığı
mali kararların sağlam bir dayanağa kavuşmasını temin etmektir. Standartları yürürlüğe
koymakla görevli olan Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu, değişik ölçütteki işletmeler ve
farklı sektörler için UFRS’nin izin verdiği hallerde özel ve istisnai düzenlemeler getirebilir
(YTTK. m. 88/3).
Buna karşılık yukarıda da belirtildiği üzere, 660 sayılı KHK ile Kamu Gözetimi,
Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu kurulmuş ve Türkiye Muhasebe Standartları
Kurulu lağvedilmiştir. KHK’nın 9/b maddesi uyarınca “Türkiye Muhasebe Standartlarının
uygulamasına yönelik ikincil düzenlemeleri yapmak ve gerekli kararları almak, bu konuda
kendi alanları itibarıyla düzenleme yetkisi bulunan kurum ve kuruluşların yapacakları
düzenlemeler hakkında onay vermek” yetkisi Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim
Standartları Kurumu’na verilmiştir.
Yeni TTK, finansal tabloların bilanço ve gelir tablosundan oluşacağını ortaya koymakta
(YTTK. m. 68/son); finansal tablolara ve yıllık faaliyet raporuna yönelik ayrıntılı kuralları,
YTTK. m. 514-518 hükümlerinde sevk edilmektedir. Bağımsız denetime ilişkin bölümde ele
alındığı üzere, YTTK, bir yandan yönetsel, bir yandan mali şeffaflığa önem vermektedir. Bu
anlamda finansal tablolar ve yıllık faaliyet raporundaki finansal bilgiler uluslararası denetim
standartları ışığında bağımsız denetime konu olacak; denetime konu olan bu veriler TMS
ekseninde hazırlanacağı için, kanunda ilk kez yer bulan dürüst resim ilkesi hayata
geçirilecektir.
TMS’yi ölçü olarak kabul eden Yeni TTK, düzenleme ilkelerine (YTTK. m. 69), kalemlere
ilişkin ilkelere (YTTK. m. 72 vd.) ve değerleme ilkelerine (YTTK. m. 78 vd.) yer vermektedir.
Yeni sistemde, ticari defterlerin sadece elektronik ortamda tutulmasına da izin
verilmektedir. Gerçekten de, her tacir, açılış ve ara bilançoları, finansal tablolar ve topluluk
finansal tabloları hariç olmak üzere ticari defterlerini, sadece elektronik ortamda
saklayabilecektir (YTTK. m. 82/3). Bu yöntemi tercih eden tacir söz konusu belgelerin
okunabilmesi için gereken yardımcı teknik araçları da saklamakla yükümlüdür (YTTK. m. 86).
Yeni TTK’da, ticari defterlerin ispat işlevine yönelik kurallara yer verilmemiş ise de,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, bu hususu 222. maddesinde düzenlemiştir.
VI. Haksız Rekabet
İlk olarak haksız rekabet tanımına göz atmak gerekirse, YTTK. m. 54, bir davranışın
haksız rekabet oluşturması içinbu davranışın;
-Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri olumsuz
biçimde etkilemesi,
-Aldatıcı nitelikte olması veya dürüstlük kuralına herhangi bir surette aykırı düşmesi,
koşullarından hareket etmektedir. Haksız rekabete ilişkin kuralların gayesi, kanunda “bütün
katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması” olarak
belirlenmektedir.
Haksız rekabete ilişkin yeni düzenleme, TTK’daki “haksız rekabet hükümleri” ile
Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un hükümlerini birbirine yaklaştırmaktadır.
Katılanlar rakiplerden ibaret değildir; rekabet düzeninin tüm unsurlarını
kapsamaktadır. Rakip olarak adlandırılan ticari işletmeler/tacirler/teşebbüsler merkez
alındığında, bu unsurlar sağlayıcıdan tüketiciye değin uzanan zinciri kapsamakta; hatta bu
zincirin dışında kalan kuruluşlara (örneğin sanayi ve ticaret odaları, sivil toplum kuruluşları)
ve ekonomik menfaati zedelenen herkese dava açma hakkı tanımaktadır (YTTK. m. 56).
Haksız Rekabet Oluşturan Durumlar (YTTK m. 55), haksız rekabet hallerini, altı
kategori altında toplamaktadır:
- Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı
davranışlar,
- Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek,
- Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak,
- Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek,
- İş şartlarına uymamak,
-Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak.
YTTK. m. 56, haksız rekabete ilişkin etkin hukuki mekanizmalar getirmektedir. Bu
hukuki mekanizmalar, mevcut TTK. m. 58 hükmüne paraleldir:
-Haksız rekabetin tespiti,
-Maddi ve manevi tazminat istemleri,
-Haksız rekabetin önlenmesi veya yasaklanması,
-Haksız rekabete yönelik araçların imhası,
-İthalat yoluyla haksız rekabetin önlenmesine özgü ihtiyati tedbir ve davalar,
-Hükmün ilanı.
VII. Acente
Acentenin güçlenen konumunu temellendiren başlıca üç konu; acentenin ücret alma
hakkının güvence altına alınması (YTTK.m. 113-116), acenteye denkleştirme akçesi talep
etme hakkının tanınması (YTTK.m. 122) ve rekabet yasağı sözleşmesine getirilen
sınırlamalardır (YTTK.m. 123).
Acentelik sözleşmesinde acentenin temel beklentisi, müvekkilinin imal ettiği ürün ve
hizmetlerin sürümünü artırmak ve iyi bir kazanç elde etmektir. Bu amaçla, acentenin hak
edeceği ücretin kapsamı, acentenin kendi katkısı olmadan kurulan sözleşmelerden doğan
hakkı, acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra hak kazanılacak ücret, kanunda kapsamlı
olarak düzenlenmiş (YTTK.m. 113); acentenin ücrete hak kazanacağı ânın, taraflarca aksi
kararlaştırılmadıkça, müşterinin edimini yerine getirdiği an olduğunu ve acentenin bu edim
yerine getirildiği ölçüde ücrete hak kazanacağını net bir biçimde belirlemiştir (YTTK.m. 114).
Diğer ylandan, acentenin ücretin hesaplanmasına esas oluşturan bilgileri edinmesi güvence
altına alınmış; acentenin müvekkilinden bu bilgileri kapsayan defter suretlerini
isteyebileceğini öngörmüştür (YTTK.m. 116/2). Acentenin ücreti, ücret isteme hakkının
doğduğu tarihten itibaren en geç üç ay içinde ve her durumda en geç acentelik sözleşmesinin
bittiği tarihte ödenmelidir (YTTK.m. 116/1).
Denkleştirme akçesi (portföy tazminatı), mevcut TTK’da bulunmamakla birlikte Yargıtay
tarafından kabul edilen, Yeni TTK’da ise bir çok hukuki yönüyle düzenlenen modern bir
kurumdur. Piyasaya bizzat girmek yerine piyasaya girişin maliyetini acenteye yükleyen
müvekkil, acentenin başarı sağlaması ve belirli bir pazar payını sağlaması üzerine çoğu
zaman kendi dağıtım kanalını kurarak acenteyi devre dışı bırakmaktadır. Tüm ticari faaliyetini
başka bir tacir yardımcılığına (acentelik faaliyetine) özgüleyen acente açısından, bu
hakkaniyete aykırı bir sonuç doğurmaktadır. Acentenin uğradığı mağduriyet, tam olarak
zarar kavramıyla açıklanamaz : Acente, sözleşme süresince yararlandığı müşteri kitlesini,
acentelik sözleşmesinin sona ermesiyle olduğu gibi müvekkiline terk etmektedir. Bu
durumun hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurduğunu gözeten Kanunkoyucu, YTTK.m. 122
hükmünde denkleştirme akçesini düzenlemiştir. Acentenin bu akçeye hak kazanabilmesi
için, acentelik sözleşmesinin sona ermesinde kusurunun bulunmaması, acentenin müvekkili
için bir müşteri kitlesi yaratmış olması ve hakkaniyetin bu tür bir denkleştirme akçesinin
ödenmesini haklı kılması koşulları aranmaktadır. Denkleştirme akçesi, acentenin, son beş yıl
(acentelik sözleşmesi daha kısa sürmüş ise sözleşme süresinin) boyunca elde edilen kazancın
azami bir yıllık kısmıdır. Denkleştirme akçesi, tek yetkili satıcılık gibi acenteliğe benzeyen ve
tekel hakkı bahşeden diğer sözleşmelere de uygulanabilecektir.
Acenteye sözleşmenin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin olarak rekabet yasağının
getirilmesine ilişkin sözleşme (rekabet yasağı anlaşması) süre açısından en çok 2 yıllık bir
süreyi kapsayabilecektir. Bu anlaşmanın geçerlilik kazanması için yazılı yapılması, anlaşmanın
bir suretinin acenteye verilmesi, münhasıran acentelik ilişkisinin kapsadığı bölgeye ve
müşteri çevresine ilişkin olması ve konu bakımından da sadece acenteliğin kapsamına giren
konularda yasak getirmesi gerekir. Müvekkilin böyle bir rekabet yasağı koyabilmesi için,
acenteye, makul bir tazminat ödemesi de zorunludur.
Acenteliğe ilişkin hükümlerde, müvekkilin haklarının korunduğu bir alana dikkat çekmek
gerekir : TTK.m. 122, acentenin yetkisiz olarak veya yetkisini aşarak yaptığı sözleşmelerde,
müvekkil sözleşmeyle bağlı olmadığını derhal bildirmedikçe, sözleşmeden bizzat sorumlu
oluyordu. Bu hükmün müvekkil aleyhine yarattığı adaletsizlik, YTTK.m. 108 hükmünde
giderilmiş; bu tür hukuki işlemlerde müvekkilin sözleşmeden haberdar olduğu takdirde
derhal icazet vermediği hallerde, acente sözleşmeden sorumlu olacaktır.
VIII. Ölçeklerine Göre İşletmeler
YTTK. m. 1522 uyarınca, küçük ve orta büyüklükteki işletmeleri tanımlayan ölçütler,
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu’nun görüşleri
alınarak, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından yönetmelikle düzenlenir.
Ancak, yukarıda da belirtildiği üzere, KOBİ’leri tanıma ve niteliklerini belirleme yetkisi
635 sayılı KHK’nın 28. maddesi ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na verilmiş ve böylece
YTTK. m. 1522 uygulanamaz duruma gelmiştir. Adı geçen Bakanlık tarafından hazırlanacak
olan yönetmelik Bakanlar Kurulu tarafından yayımlanacaktır.
Yönetmelikle belirlenecek olan ölçütler, bu Kanunun ticari defterler ile finansal
ra ve raporlamaya ilişkin olanlar başta olmak üzere, ilgili tüm hükümlerine uygulanır.
YTTK, bazı hukuki kurumlara ilişkin kurall arda farklı ölçeklere sahip işletmeler açısından farklı
tablolara ve raporlamaya ilişkin olanlar başta olmak üzere, ilgili tüm hükümlerine uygulanır.
IX. Ticari İşletmeler Arasında Mal ve Hizmet Tedariki Sözleşmelerinde Borçlunun
Yeni TTK. m 1530, Borçlar Hukuku’nun temel hukuki kurumlarından biri olan
“temerrüt” konusunda istisnai kurallar getirmektedir. Hükümde, tacirler arasında yapılan mal
ve hizmet tedarikinde, vadenin belirlenmiş olup olmamasına göre temerrüdün oluşacağı
durumlar belirlenmekte, bu çerçevede faturanın tebliğine ve tebligattan belirli bir süre
geçmiş olmasına rağmen borcun ödenmemesine bazı sonuçlar bağlamaktadır. Alacaklının
KOBİ olduğu veya büyük işletme olmasına rağmen tarım veya hayvan mamulleri ürettiği veya
borçlunun büyük ölçekli ticari işletme niteliğini taşıdığı durumlarda, tarafların vadeyi bir
sözleşmeyle düzenleyip düzenlemediklerine göre hareket edilecektir. Taraflar sözleşmede
vadeyi kararlaştırmamışlarsa, malın veya hizmetin tesliminden itibaren 30 gün içinde bedelin
ödenmesi gerekmektedir. Taraflar vadeyi sözleşmede kararlaştırmayı tercih ederlerse, azami
olarak 60 günlük süre tayin edebilirler.Bu iki süreye, gözden geçirme ve kabul usulünün
uygulandığı hallerde, azami 30 günlük süre uygulanabilir. Ödeme süresinin sonunda
satım/hizmet bedeli ödenmezse, ihtara luzum kalmaksızın temerrüt gerçekleşecektir.
Sözkonusu süreler, hakkaniyet aksini gerekli kılmıyorsa, uzatılabilir. Şu kadar ki,
alacaklının KOBİ, tarım veya hayvan mamülleri üreticisi veya borçlunun büyük işlmetme
olduğu durumlarda bu süre uzatılamaz.
TTK.m. 1530/8, bu sürelerin, ilk taksidin ödenmesinde uygulanacağını öngörmektedir.
Açık bir ifadeyle, 30 ila 60 günlük süreler veya gözden geçirme usulünün uygulandığı
durumlarda 60 veya 90 günlük süreler, ilk taksidin uygulanması için geçerlidir. Şu kadar ki,
alacaklının KOBİ, tarım veya hayvan mamülleri üreticisi ve borçlunun büyük işletme olduğu
durumlarda taksitlendirme sözleşmesi yapılamaz.
Hükümde öngörülen vadeler zarfında ödeme gerçekleşmez ve temerrüt oluşursa,
uygulanacak olan temerrüt faizi de, 3095 Sayılı Kanun uyarınca uygulanan ticari faiz
oranından en az yüzde sekiz daha yüksek olacaktır (YTTK. m. 1530/7).Bu faiz oranını Türkiye
Cumhuriyeti Merkez Bankası açıklayacaktır. Son olarak, yukarıda belirtilen taraflar arasında
yapılan sözleşmelerde, satım/hizmet bedelinin taksitle ödeneceği kararlaştırılamayacaktır
(YTTK. m. 1530/8).
ŞİRKETLER HUKUKU KİTABI
I. Genel Hükümler
Yeni TTK, mevcut TTK’daki sistemi korumuş ve her şirket türüne ait özel hükümler
saklı kalmak şartıyla tüm ticaret şirketlerine uygulanacak olan ortak kurallara, “Genel
Hükümler” başlığı altında ayrı bir kısımda yer vermiştir. Bu bağlamda, ticaret şirketlerinin
türleri, ehliyetleri, sermaye koyma borcu ve bunun ifa edilmemesinin sonuçları, ticaret
şirketlerinin birleşmesi, bölünmesi ve tür değiştirmesi, şirketler topluluğuna ilişkin kurallar
düzenlenmiştir.
1. Ticaret Şirketlerinin Türleri, Ehliyeti ve Ticaret Şirketlerine Uygulanacak Hükümler
Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden
ibarettir. Kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş 25
komandit şirket sermaye şirketi sayılır (m. 124). Tüm ticaret şirketleri tüzel kişiliği haizdir (m.
125/1).
Yeni TTK, mevcut TTK’nın şirketlerinin hak ehliyetlerini esas sözleşmelerinde yazılı
olan işletme konusu ile sınırlayan ve hukuk terminolojisinde ultra vires yasağı olarak anılan
137. maddesini bünyesine katmayarak bu kuralı kaldırmıştır. Böylece Medeni Kanunun tüzel
kişilerin hak ehliyetlerine ilişkin düzenlemesi ile uyumlu bir yapı oluşturulmuştur. Bunun
sonucu olarak ticaret şirketlerinin işletme konuları dışında yapmış oldukları hukuki işlemler
kendileri açısından bağlayıcı hale gelmiştir. Gerçekten yeni TTK m. 125/2 uyarınca, “Ticaret
şirketleri, Türk Medenî Kanununun 48 inci maddesi çerçevesinde bütün haklardan
yararlanabilir ve borçları üstlenebilirler. Bu husustaki kanuni istisnalar saklıdır”. Fıkrada
belirtilen kanuni istisnalar arasında yeni TTK 371/2 sayılabilir.
Her şirket türüne özgü hükümler saklı kalmak şartıyla, Türk Medenî Kanununun tüzel
kişilere ilişkin genel hükümleri ile bu Kısımda hüküm bulunmayan hususlarda Türk Borçlar
Kanununun adi şirkete dair hükümleri her şirket türünün niteliğine uygun olduğu oranda,
ticaret şirketleri hakkında da uygulanır (m. 126).
2. Sermaye Koyma Borcu ve Sonuçları:
Yeni TTK, teknolojik gelişmeleri de dikkate alarak, sermaye olarak konulabilecek
unsurları genişletmiştir. Buna göre ticaret şirketlerine sermaye olarak konulabilecek unsurlar,
her şirket türüne ilişkin özel hükümler saklı kalmak şartıyla, m. 127′de şu şekilde sayılmıştır:
Para, alacak, kıymetli evrak ve sermaye şirketlerine ait paylar,
Fikrî mülkiyet hakları,
Taşınırlar ve her çeşit taşınmaz,
Taşınır ve taşınmazların faydalanma ve kullanma hakları,
Kişisel emek,
Haklı olarak kullanılan devredilebilir elektronik ortamlar, alanlar, adlar ve işaretler
gibi değerler,
Maden ruhsatnameleri ve bunun gibi ekonomik değeri olan diğer haklar,
Devrolunabilen ve nakden değerlendirilebilen her türlü değer.
Yeni TTK, aynî sermayenin konulabilmesini şu şekilde bir ön şarta bağlamıştır: “Şirket
sözleşmesinde veya esas sözleşmede bilirkişi tarafından belirlenen değerleriyle yer alan
taşınmazlar tapuya şerh verildiği, fikrî mülkiyet hakları ile diğer değerler, varsa özel
sicillerine, bu hüküm uyarınca kaydedildikleri ve taşınırlar güvenilir bir kişiye tevdi edildikleri
takdirde ayni sermaye kabul olunur. Özel sicile yapılan kayıt iyiniyeti kaldırır” (m.128/2).
Yeni TTK’ya göre, mülkiyet ve diğer ayni hakların tapu siciline tescili istemi ile diğer
sicillere yapılacak tescillerle ilgili bildirimler, ticaret sicili müdürü tarafından, ilgili sicile resen
ve hemen yapılır. Şirketin tek taraflı istemde bulunabilme hakkı saklıdır (m. 128/6). Bu
hüküm yeni olup, sermayenin korunması ilkesine hizmet etmektedir. Sermaye taahhüdünde
bulunan kişinin, taahhütte bulunduğu tescil edilmiş sermaye değerini başkasına devretmek
veya şirket adına tescilini talep etmemek suretiyle şirkete olan sermaye taahhüdünü yerine
getirmemesinin önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.
Şirket, her ortağın sermaye koyma borcunu yerine getirmesini isteyebileceği ve dava
edebileceği gibi, yerine getirmede gecikme sebebiyle uğradığı zararın tazminini de isteyebilir.
Tazminat istemi için ihtar şarttır. Şahıs şirketlerinde bu davayı ortaklar da açabilir (m. 128/7).
Sermaye taahhüdü bir miktar paraya ilişkin ise, aksine şirket sözleşmesinde veya esas
sözleşmede hüküm yoksa, şirketin tescili anından itibaren temerrüt faizi de ödenir (m.
128/8).
Yeni TTK m. 130, sermaye olarak bir alacak hakkının taahhüt edilmesi durumunda
uygulanacak kuralları düzenlemektedir. Buna göre, (1) Sermaye olarak şirkete alacaklarını 27
devretmiş olan bir ortak, alacaklar şirketçe tahsil edilmiş olmadıkça sermaye koyma
borcundan kurtulmaz. Alacak, vadesi gelmemiş ise aksi kararlaştırılmış olmadıkça, vade
gününden, muaccel ise şirket sözleşmesi veya esas sözleşme tarihinden itibaren bir ay içinde
şirketçe tahsil edilmelidir. Her ne sebeple olursa olsun, bu süre içinde tahsil edilemediği
takdirde, gecikmeden dolayı şirketin tazminat hakkına halel gelmemek şartıyla, ortak,
sürenin bitiminden itibaren geçecek günlerin temerrüt faizini de öder. Alacak kısmen tahsil
edilmişse, tahsil edilmemiş olan kısım hakkında da bu hükümler geçerlidir.
Sermaye şirketine ortak olan kimselerin kişisel alacakları, alacaklarını o ortağa düşen
kâr ve tasfiye paylarından alabilirler. Bunun yanı sıra, ortağın kişisel alacaklılarına borçlu
ortağın senede bağlanmış veya bağlanmamış paylarını, İcra ve İflas Kanununun taşınırlara
ilişkin hükümleri uyarınca haczettirmek ve paraya çevrilmesini talep etmek olanağı da
sağlanmıştır. Haciz, istek üzerine, pay defterine işlenir (m. 133/2).
3. Birleşme:
Son yıllarda sıklıkla uygulama alanı bulan ve pratik hayatta “şirket evlenmesi” olarak
adlandırılan şirket birleşmeleri yeni TTK’da oldukça radikal değişikliklerle düzenlenmiş, buna
karşın birleşmeye egemen olan bazı temel ilkeler de muhafaza edilmiştir.
Mevcut TTK’da olduğu gibi, birleşme “devralma yoluyla” ve “yeni kuruluş şeklinde”
olmak üzere iki şekilde gerçekleştirilebilir. Bir şirketin diğerini devralması “devralma şeklinde
birleşme”, yeni bir şirket içinde bir araya gelmeleri, “yeni kuruluş şeklinde birleşme” olarak
adlandırılmıştır (m. 136).
Birleşme, devrolunan şirketin malvarlığı karşılığın m oranına göre
devralan şirketin paylarının, devrolunan şirketin ortaklarınca kendiliğinden iktisap
edilmesiyle gerçekleşir. Birleşmeyle, devralan şirket devrolunan şirketin malvarlığını bir
bütün hâlinde devralır. Birleşmeyle devrolunan şirket sona erer ve ticaret sicilinden silinir.
Böylece, Yeni TTK, birleşmeye egemen olan “külli halefiyet” ve “tasfiyesiz infisah” ilkelerini
muhafaza etmiştir (m. 136).
Mevcut TTK’da, aynı tür şirketlerin birleşebileceklerini düzenleyen sınırlayıcı kural
kısmen kaldırılmıştır. Yeni düzenlemeye göre, sermaye şirketleri, sermaye şirketleri ve
şirket oh ıyla, sermaye şirketleri ve kooperatiflerle birleşebilecektir (m. 137).
Bunun yanı sıra, yeni TTK, uygulamada şüpheyle yaklaşılan tasfiye halindeki bir
şirketin birleşmeye katılması ile sermayesini kaybetmiş veya borca batık durumda bulunan
bir şirketin birleşmeye katılmasını iki ayrı maddede düzenleyerek bu durumdaki şirketlerin
birleşme işlemine katılımlarına olanak vermiştir. Buna göre:
“Tasfiye hâlindeki bir şirket, malvarlığının dağıtılmasına başlanmamışsa ve devrolunan
şirket olması şartıyla, birleşmeye katılabilir. Birinci fıkradaki şartların varlığı, bir işlem
denetçisinin, bu hususu doğrulayan raporunun, devralan şirketin merkezinin bulunduğu yerin
ticaret sicili müdürlüğüne sunulmasıyla ispatlanır” (m. 138).
“Sermayesiyle kanuni yedek akçeleri toplamının yarısı zararlarla kaybolan veya borca batık
durumda bulunan bir şirket, kaybolan sermayeyi veya gerekiyorsa borca batıklık durumunu
karşılayabilecek tutarda serbestçe, tasarruf edilebilen özvarlığa sahip bulunan bir şirket ile
birleşebilir. Birinci fıkradaki şartın gerçekleşmiş olduğunu ispatlayan bir işlem denetçisi
tarafından hazırlanan raporun, devralan şirketin merkezinin bulunduğu yerin ticaret sicili
müdürlüğüne sunulması şarttır” (m.139).
Mevcut TTK uyarınca, devrolunan şirketin ortaklarının birleşmeye karar veren genel
kurulda olumsuz oy kullansalar dahi, devralan şirketin ortağı olmayı reddederek paylarının
değerini talep edip şirketten ayrılma olanakları bulunmamaktadır. Yeni TTK, birleşmeye
katılan şirketlerin, birleşme sözleşmesinde, ortaklara, devralan şirkette, pay ve ortaklık
haklarının iktisabı ile iktisap olunacak şirket paylarının gerçek değerine denk gelen bir ayrılma
akçesi arasında seçim yapma hakkı tanıyabilecekleri gibi, sadece ayrılma akçesinin verilmesini 29
de öngörebileceklerini bir yenilik olarak düzenlemiştir (m. 141).
Yeni TTK’da, birleşme sözleşmesinin şekli, yapılması, içeriği ve genel kurul tarafından
onaylanması, hazırlanacak birleşme raporu ayrıntısıyla düzenlenmiştir (145, 146, 147). Yeni
TTK’da, ayrıca birleşmenin bir uzman işlem denetçisi tarafından denetlenmesi
öngörülmüştür. Buna göre:
“(l)Birleşmeye katılan şirketlerin; birleşme sözleşmesini, birleşme raporunu ve birleşmeye
esas oluşturan bilançoyu, bu konuda uzman olan bir işlem denetçisine denetlettirmeleri
şarttır.
(2)Birleşmeye katılan şirketler, birleşmeyi denetleyecek işlem denetçisine amaca yardımcı
olacak her türlü bilgi ve belgeyi vermek zorundadır.
(3)İşlem denetçisi denetleme raporunda;
a) Devralan şirket tarafından yapılması öngörülen sermaye artırımının, devrolunan
şirketin ortaklarının haklarını korumaya yeterli bulunup bulunmadığı,
b) Değişim oranının ve ayrılma akçesinin adil olup olmadığı,
c) Değişim oranının hangi yönteme göre hesaplandığı; en az üç farklı genel kabul gören
yöntem ile karşılaştırma yapılarak, uygulanan yöntemin adil olduğu,
d) Diğer genel kabul gören yöntemlere göre hangi değerlerin ortaya çıkabileceği,
e) Denkleştirme varsa, bunun uygun olup olmadığı,
f) Değişim oranının hesaplanması yönünden payların değerlendirilmesinde dikkate alınan
özellikler,
hususunda inceleme yapıp görüş açıklamakla yükümlüdür.
(4)Tüm ortakların onaylaması hâlinde, küçük ölçekli şirketler denetlemeden
vazgeçebilirler” (m. 148).
Yeni TTK. m. 193/2 uyarınca “Birleşmeyi, bölünmeyi veya tür değiştirmeyi denetlemiş
kişiler şirketlere, münferit ortaklara ve alacaklılara karşı kusurları ile verdikleri zararlardan
sorumludurlar”. Böylece, işlem denetçisinin birleşmedeki sorumluluğu bir kusur sorumluluğu
olarak Kanunda düzenlenmiştir.
Yeni TTK, ayrıntılı olarak düzenlenen birleşmeye ilişkin bazı işlemlerin ihmal edilmesi
yoluyla kolaylaştırılmış birleşmeye de olanak tanımaktadır. Devralan sermaye şirketi
devrolunan sermaye şirketinin oy hakkı veren bütün paylarına veya bir şirket ya da bir gerçek
kişi veya kanun yahut sözleşme dolayısıyla bağlı bulunan kişi grupları, birleşmeye katılan
sermaye şirketlerinin oy hakkı veren tüm paylarına sahiplerse sermaye şirketleri
kolaylaştırılmış düzene göre birleşebilirler. Ayrıca, devralan sermaye şirketi, devrolunan
sermaye şirketinin tüm paylarına değil de oy hakkı veren paylarının en az yüzde doksanına
sahipse, azınlıkta kalan pay sahipleri için; devralan şirkette bu payların denk karşılığı olan
paylar verilmesi şirket payları yanında, 141. maddeye göre, şirket paylarının gerçek değerinin
tam dengi olan nakdî bir karşılık verilmesinin önerilmiş olması ve birleşme dolayısıyla ek
ödeme borcunun veya herhangi bir kişisel edim yükümlülüğünün yahut kişisel sorumluluğun
doğmaması hâlinde, birleşme kolaylaştırılmış usulde gerçekleşebilir (m. 155). Bu şartları
taşıyan şirketler birleşmedeki bazı, TTK. m. 156′da belirtilen işlemleri
gerçekleştirmeyebilirler.
Birleşmeye katılan şirketlerin alacaklarının ve çalışanların korunması m. 157 ve 158′de
ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir.
4. Bölünme:
Türk Hukukunda, vergi mevzuatında düzenlenen bölünme, özel hukuk mevzuatında
ilk defa olarak yeni TTK’da düzenleme altına alınmıştır.
Bölünme tam veya kısmi olmak üzere iki şekilde gerçekleştirilebilir.
Tam bölünmede, şirketin tüm malvarlığı bölümlere ayrılır ve diğer şirketlere
devrolunur. Bölünen şirketin ortakları, devralan şirketlerin paylarını ve haklarını iktisap
ederler. Tam bölünüp devrolunan şirket sona erer ve unvanı tica en silinir.
Kısmi bölünmede, bir şirketin malvarlığının bir veya birden fazla bölümü diğer
şirketlere devrolunur. Bölünen şirketin ortakları, devralan şirketlerin paylarını ve haklarını
iktisap ederler veya bölünen şirket, devredilen ma ğı bölümlerinin karşılığında devralan
Yeni TTK’ya göre, sadece sermaye şirketleri ve kooperatifler, sermaye şirketlerine ve
kooperatiflere bölünebilirle
Kanun, ortakların haklarının korunmasına yönelik olarak birleşmeye ilişkin 140.
maddeye yollamada bulunmuştur. Devreden şirketin ortaklarına; bölünmeye katılan tüm
şirketlerde, mevcut payları oranında şirket payları (oranların korunduğu bölünme) veya
bölünmeye katılan bazı veya tüm şirketlerde, mevcut paylarının oranına göre değişik oranda
şirket payları (oranların korunmadığı bölünme) tahsis edilebilir (m. 161).
Yeni TTK’da, bölünme sözleşmesinin şekli, yapılması, içeriği sermayenin arttırılması ve
azaltılması ve genel kurul tarafından onaylanması içeriği, hazırlanacak birleşme raporu
ayrıntısıyla düzenlenmiştir (m. 163, 164, 165, 166, 167 vd.). Birleşmede olduğu gibi,
bölünme işlemi de bir işlem denetçisi tarafından denetlenir. Denetlemede, birleşmenin
denetlenmesine ilişkin 148. madde kıyas yoluyla uygulanır (m. 170).
şirketlerdeki payları ve hakları elde ederek yavru şi i oluşturur (m. 159).
Kanun, birleşmede olduğu gibi alacaklarının ve çalışanların korunmasını ayrıca düzenlemiştir
(m. 174, 175, 178).
5. Tür Değiştirme:
Yeni TTK, ticaret şirketlerinin tür değiştirmesini de mevcut TTK’dan çok daha ayrıntılı
düzenlemeye tabi tutmuştur. Ticaret şirketi hukuki şeklini değiştirerek tür değiştirebilir. Yeni
türe dönüştürülen şirket eskisinin devamı niteliğindedir (m. 180).
Sermaye şirketleri ancak bir başka sermaye şirketine ve kooperatife dönüştürülürken,
kişi (şahıs) şirketleri her türe çevrilebilir. Kooperatif ise sadece bir sermaye şirketine
dönüştürülebilir. Buna göre, sermaye şirketleri kişi şirketlerine dönüştürülemez (m. 181).
Birleşme ve bölünmede olduğu gibi, ortakların şirket payları ve hakları koruma altına
Birleşme ve bölünmede olduğu gibi, ortakların şirket payları ve hakları koruma altına 32
alınmıştır (m. 183). Tür değiştirmede, dönüştürülecek türün kuruluşuna ilişkin hükümler
uygulama alanı bulur (m. 184). Kanun, tür değiştirme planına, tür değiştirme raporuna ilişkin
düzenlemeleri m. 185 ve 186′da düzenlemiştir. İşlem denetimine tabi olan tür değiştirmede,
işlem denetçisi, tür değiştirmeye ilişkin şartların gerçekleşip gerçekleşmediğini, bilançonun
gerçeğe uygun olup olmadığını ve tür değiştirmeden sonra ortakların hukuki durumlarının
korunup korunmadığını incelemek ve değerlendirmek zorundadır. Tüm ortakların onaylaması
hâlinde küçük ölçekli şirketler denetlemeden vazgeçebilirler (m. 187).
189. maddede belirtilen nisaplarla genel kurulun tür değiştirmeyi onaylamasını
takiben Yönetim organı tür değiştirmeyi ve yeni şirketin sözleşmesini tescil ettirir. Tür
değiştirme tescil ile hukuki geçerlilik kazanır. Tür değiştirme kararı Türkiye Ticaret Sicili
Gazetesinde ilan edilir (m. 189).
6. Birleşme, Bölünme ve Tür Değiştirmeye Uygulanacak Ortak Hükümler:
Yeni TTK 191, 192 ve 193. maddelerinde şirketlerin yeniden yapılanma süreçlerinde
başvurdukları birleşme, bölünme ve tür değiştirmeye ilişkin uygulanacak ortak hükümleri
düzenlemiştir.
191. maddede ortaklık paylarının ve haklarının korunması hüküm altına alınırken 192.
madde her üç işlemin iptaline ve eksikliklerin giderilmesine ilişkin kuralları düzenlemiştir.
Buna göre, birleşme, bölünme ve tür değiştirme kararına olumlu oy vermemiş ve bunu
tutanağa geçirmiş bulunan birleşmeye, bölünmeye veya tür değiştirmeye katılan şirketlerin
ortakları; bu kararın Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilanından itibaren iki ay içinde iptal
davası açabilirler. İlanın gerekmediği hâllerde süre tescil tari hinden başlar.
Birleşme, bölünme ve tür değiştirmeye katılan tüm kişiler kusurları verdikleri zarardan
şirkete, alacaklılara ve ortaklara karşı sorumludur. İşlem denetçileri de kusurları ile vermiş
oldukları zarardan ortaklara ve alacaklılara karşı sorumludur (m. 193).
7. Ticari İşletmenin Ticaret Şirketiyle Birleşmesi Ve Ticaret Şirketinin Ticari İşletmeye
Dönüştürülmesi:
Şirketlerin yeniden yapılanması kapsamında ve yeni düzene uyum sağlamaları
kapsamında Yeni TTK., ilk kez ticari işletmenin bir ticaret şirketiyle birleşmesini ve ticaret
şirketinin ticari işletmeye dönüştürülmesini düzenlemiştir (m. 194).
Bir ticari işletme, bir ticaret şirketiyle, onun tarafından devralınmak suretiyle
birleşebilir. Bu hâlde devralan ticaret şirketinin türüne göre 138 ilâ 140, 142 ilâ 158 ve ortak
hükümlere ilişkin 191 ilâ 193 üncü madde hükümleri kıyas yoluyla uygulanır.
Bir ticari işletmenin bir ticaret şirketine dönüşmesi hâlinde 182 ilâ 193 üncü maddeler
kıyas yoluyla uygulanabilir.
Bir ticaret şirketinin bir ticari işletmeye dönüştürülebilmesi için, söz konusu ticaret şirketinin
paylarının tümü, ticari işletmeyi işletecek kişi veya kişiler tarafından devralınmalı ve ticari
işletme bu kişi veya kişiler adına ticaret siciline tescil ve ilan edilmelidir. Bu hâlde, ticari
işletmeye dönüştürülen ticaret şirketi, bir kollektif veya komandit şirket ise mezkûr ticaret
şirketinin borçlarından, ticari işletmeyi işletecek kişi ve kişiler ile ticaret şirketinin eski
ortakları da 264 üncü maddedeki zamanaşımı süresince sıfatlarına göre müteselsilen sorumlu
olurlar. Dönüştürmeye bu Kanunun 264 ilâ 266 ncı maddeleri de uygulanır.
8. Şirketler Topluluğu
Yeni TTK’da ilk defa düzenlenen konulardan birisi de şirketler topluluğudur. Bu
düzenlemenin amacı, hakim konumdaki şirketin yavru şirket veya şirketlerine vermiş olduğu
talimatlarla yavru şirketleri zarara uğratması sonucunda sorumluluğunu düzenlemek,
böylece yavru şirketi ve pay sahiplerini korumaktadır. Böylelikle, yeni düzenlemeyle, şirketler 34
topluluğuna dahil olan ve hakim şirketin talimatıyla hareket eden yavru şirketlerin ve hakim
şirketin, birbirlerinden hukuken bağımsız tüzel kişilikler olması sebebiyle, hakim şirketin
yavru şirketlerin uygulamalarından sorumlu olmadığı yönündeki paradoks ve yapaylık
ortadan kaldırılmış olmaktadır.
İlk olarak, hangi durumlarda şirketler topluluğunun oluşacağı, TTK.m. 195 hükmünde
düzenlenmiştir. Bu hüküm uyarınca,
Bir ticaret şirketi, diğer bir ticaret şirketinin, doğrudan veya dolaylı olarak;
1. Oy haklarının çoğunluğuna sahipse veya
2. Şirket sözleşmesi uyarınca, yönetim organında karar alabilecek çoğunluğu oluşturan
sayıda üyenin seçimini sağlayabilmek hakkını haizse veya
3. Kendi oy hakları yanında, bir sözleşmeye dayanarak, tek başına veya diğer pay sahipleri
ya da ortaklarla birlikte, oy haklarının çoğunluğunu oluşturuyorsa,
b) Bir ticaret şirketi, diğer bir ticaret şirketini, bir sözleşme gereğince veya başka bir yolla
hâkimiyeti altında tutabiliyorsa,
birinci şirket hâkim, diğeri bağlı şirkettir. Bu şirketlerden en az birinin merkezi Türkiye’de
ise, bu Kanundaki şirketler topluluğuna ilişkin hükümler uygulanır.
(2) Birinci fıkrada öngörülen hâller dışında, bir ticaret şirketinin başka bir ticaret şirketinin
paylarının çoğunluğuna veya onu yönetebilecek kararları alabilecek miktarda paylarına sahip
bulunması, birinci şirketin hâkimiyetinin varlığına karinedir.
Sayın durumlar, “hakimiyet (kontrol) araçlarını” ortaya koymakta, bu araçlardan birinin
varlığı halinde şirketler topluluğıunun oluşacağını belirlemektedir.
Bir şirketler topluluğunda hakim şirket, yavru şirketler üzerindeki hakimiyetini hukuka aykırı
olarak kullanmamalıdır (TTK.m. 202). Hakimiyetin hukuka aykırı kullanılması, hakim şirketin,
yavru şirkete yönelttiği talimatlarla yavru şirketin kendini kayba uğratan hukuki işlemleri ve
eylemleri gerçekleştirmesi olarak tarif edilebilir. Hakimiyetin hukuka aykırı kullanılmasına
ilişkin örnekler, TTK.m. 202 hükmünde sayılmaktadır.
Hakim şirket hakimiyetini hukuka aykırı kullanırsa, bunu aynı mali yıl içinde telafi etmelidir.
Aksi takdirde, kayba uğrayan yavru şirketin ortakları ve alacaklıları, hakim şirkete ve onun
yönetim kurulu üyelerine yöneltecekleri davayla, meydana gelen kaybın telafi edilmesini
talep edebilirler. Hakim, hakkaniyet gerektiriyorsa, davacı ortağın paylarının hakim şirkete
satılmasını da karara bağlayabilir.
Yeni TTK, hakimiyetin hukuka aykırı kullanılmasından doğan sorumluluğun yanısıra güvene
dayalı sorumluluğu da düzenlemektedir. Buna göre, hakim şirket, toplumda belirli düzeye
ulaşmış olan itibarını yavru şirkete kullandırdığı takdirde , üçüncü kişiler nezdinde oluşturulan
bu güvenin boşa çıkmasından doğan zarardan sorumludur. Bu sorumluluğun tipik görünüm
biçimi, hakim şirketin, belirli bir hukuki ilişkide, somut bir himaye beyanıyla üçüncü kişiyi
yavru şirketle sözleşme yapmaya yöneltmesi durumudur.
Son olarak, Yeni TTK, yavru şirkette % 10 veya daha az payı bulunan bir ortağın, belirli
koşulların varlığı halinde bir dava marifetiyle şirketten çıkarılmasını düzenlemektedir (TTK.m.
208). “Squeeze out” olarak adlandırılan bu hukuki sürecin koşulları, şu şekilde
belirlenmektedir:
- Ortağın şirketin çalışmasını engellemesi,
dürüstlük kuralına aykırı davranması,
fark edilir sıkıntı yaratması veya
pervasızca hareket etmesi
Bu dava, ancak hakim şirketin doğrudan veya dolaylı olarak yavru şirketin paylarının en az %
90′ına sahip olduğu durumlarda açılabilir.
Şirketler topluluğunda yer alan şirketlerin her biri tekil olarak, şirketler topluluğu ise
konsolide olarak bağımsız denetime tabidir (YTTK.m. 397 vd.),
9. Sermaye Şirketlerinin İnternet Sitesi Kurma Yükümlülüğü (m. 152
“(1) Her sermaye şirketi, bir internet sitesi açmak, şirketin internet sitesi zaten mevcutsa
bu sitenin belli bir bölümünü aşağıdaki hususların yayımlanmasına özgülemek zorundadır.
Yayımlanacak içeriklerin başlıcaları şunlardır:
b) Pay sahipleri ile ortakların menfaatlerini koruyabilmeleri ve haklarını bilinçli
kullanabilmeleri için görmelerinin ve bilmelerinin yararlı olduğu belgeler, bilgiler, açıklamalar.
c) Yönetim ve müdürler kurulu tarafından alınan; rüçhan, değiştime, alım, önerilme,
değişim oranı, ayrılma karşılığı gibi haklara ilişkin kararlar; bunlarla ilgili bedellerin nasıl
belirlendiğini gösteren hesapların dökümü.
d) Değerleme raporları, kurucular beyanı, payların halka arz edilmesine dair taahhütler,
bunlara ait teminatlar ve garantiler; iflasın ertelenmesine veya benzeri konulara ilişkin karar
metinleri; şirketin kendi paylarını iktisap etmesi hakkındaki genel kurul ve yönetim kurulu
kararları, bu işlemlerle ilgili açıklamalar, bilgiler, belgeler.
e) Ticaret şirketlerinin birleşmesi, bölünmesi, tür değiştirmesi hâlinde, ortakların ve
menfaat sahiplerinin incelemesine sunulan bilgiler, tablolar, belgeler; sermaye arttırımı,
azaltılması dâhil, esas sözleşme değişikliklerine ait belgeler, kararlar; imtiyazlı pay sahipleri
genel kurulu kararları, menkul kıymet çıkarılması gibi işlemler dolayısıyla hazırlanan raporlar.
f) Genel kurullara ait olanlar dâhil her türlü çağrılara ait belgeler, raporlar, yönetim
kurulu açıklamaları.
g) Şeffaflık ilkesi ve bilgi toplumu açısından açıklanması zorunlu bilgiler.
h) Bilgi alma kapsamında sorulan sorular, bunlara verilen cevaplar, diğer kanunlarda pay
sahiplerinin veya ortakların aydınlatılması için öngörülen hususlar.
ı) Finansal tablolar, kanunen açıklanması gerekli ara tablolar, özel amaçlarla çıkarılan
bilançolar ve diğer finansal tablolar, pay ve menfaat sahipleri bakımından bilinmesi gerekli
finansal raporlamalar, bunların dipnotları ve ekleri.
i) Yönetim kurulunun yıllık raporu, kurumsal yönetim ilkelerine ne ölçüde uyulduğuna
ilişkin yıllık değerlendirme açıklaması; yönetim kurulu başkan ve üyeleriyle yöneticilere
a) Şirketçe kanunen yapılması gereken ilanlar.
ödenen her türlü paralar, temsil ve seyahat giderleri, tazminatlar, sigortalar ve benzeri
ödemeler.
j) Denetçi, özel denetçi, işlem denetçisi raporları.
k) Yetkili kurul ve bakanlıkların konulmasını istedikleri, pay sahiplerini ve sermaye
piyasasını ilgilendiren konulara ilişkin bilgiler.
(2) Birinci fıkrada öngörülen yükümlülüklere uyulmaması, ilgili kararların iptal edilmesinin
sebebini oluşturur; Kanuna aykırılığın tüm sonuçlarının doğmasına yol açar ve kusuru
bulunan yöneticiler ile yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna neden olur. Ceza hükümleri
saklıdır.
(3) İnternet sitesinin bilgi toplumu hizmetlerine ayrılmış bölümü herkesin erişimine açıktır.
Erişim hakkının kullanılması, ilgili olmak veya menfaati bulunmak gibi kayıtlarla
sınırlandırılamayacağı gibi herhangi bir şarta da bağlanamaz. Bu ilkenin ihlali hâlinde herkes
engelin kaldırılması davasını açabilir.
(4) İnternet sitesinin bu maddenin amaçlarına özgülenmiş kısmında yayımlanan içeriğin
başına tarih ve parantez içinde “yönlendirilmiş mesaj” ibaresi konulur. Bu ibareli mesaj ancak
Kanuna ve ikinci fıkrada anılan yönetmeliğe uyulmak suretiyle değiştirilebilir. Özgülenen
kısımda yer alan bir mesajın yönlendirildiği karinedir. Sitenin, bir numara altında tescili ve
ilgili diğer husular Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından bir yönetmelikle düzenlenir.
(5) Bu Kanun ve ilgili diğer kanunlarda veya idari düzenlemelerde daha uzun bir süre
öngörülmedikçe, şirketin internet sitesine konulan bir içerik, üzerinde bulunan tarihten
itibaren en az altı ay süreyle internet sitesinde kalır; aksi hâlde konulmamış sayılır. Finansal
tablolar için bu süre beş yıldır.
(6) Yönlendirilmiş mesajların basılı şekilleri 82 nci madde uyarınca saklanır. İnternet
sitesinde yer alacak bilgiler metin hâline getirilip şirket yönetimi tarafından tarih ve saati
gösterilerek noterlikçe onaylı bir deftere sıra numarası altında yazılır veya yapıştırılır. Daha
sonra sitede yayımlanan bilgilerde bir değişiklik yapılırsa, değişikliğe ilişkin olarak yukarıdaki
işlem tekrarlanır”
İnternet sitesi kurma, internet sitesinin bir bölümünü bilgi toplumu hizmetlerine ayırma
ve burada yer alacak bilgileri güncelleme yükümlülüğünün ihlali ise, TTK.m. 562/12
hükmünde, şu şekilde düzenlenmiştir:
Bu Kanunun 1524 üncü maddesinde öngörülen internet sitesini bu Kanunun yürürlüğe
girmesinden itibaren üç ay içinde oluşturmayan veya internet sitesi mevcut ise aynı süre içinde
internet sitesinin bir bölümünü bilgi toplumu hizmetlerine özgülemeyen anonim şirket yönetim
kurulu üyeleri, limited şirket müdürleri ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirkette yönetici
olan komandite ortaklar altı aya kadar hapis ve yüz günden üçyüz güne kadar adli para cezasıyla ve
aynı madde uyarınca internet sitesine konulması gereken içeriği usulüne uygun bir şekilde koymayan
bu bentte sayılan failler üç aya kadar hapis ve yüz güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılırlar.
ANONİM ŞİRKET
I. Tanım, Unsurlar ve Kuruluş
1. Tanım
Yeni TTK.m. 329, anonim şirketi, mevcut TTK. m. 269 hükmüne koşut olarak “Anonim
şirket, sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan, borçlarından dolayı yalnız malvarlığıyla
sorumlu bulunan şirkettir” şeklinde tanımlamakta; pay sahiplerinin sadece şirkete taahhüt
ettikleri sermayeyle sorumlu bulunduklarını ortaya koymaktadır (YTTK. m. 329/2, 480/1).
Yeni TTK, anonim ortaklığın tüm alt türleri (aile ortaklıkları, tek kişilik ortaklıklar, hakla açık
anonim ortaklıklar vb.) için geçerli olacak düzenlemeler getirmektedir. Halka açık anonim
ortaklıklar hakkında ayrıca, Sermaye Piyasası Kanunu uygulama alanı bulacaktır.
2. Ortak Sayısı ve Tek Kişilik Ortaklıklar
Yeni TTK.m. 338 uyarınca, anonim ortaklık en az bir ortakla kurulabilecek, çok sayıda
pay sahibi bulunan anonim ortaklık, tek ortaklı anonim ortaklığa dönüştürülebilecektir. Artık
pay sahibi sayısının azalması ve beşin altına düşmesi, bir sona erme sebebi olmaktan
çıkmıştır.
Bir anonim ortaklığın tek ortaklı olması, başlı başına tescile tabi bir husustur (YTTK. m.
338/2). Ayrıca YTTK. m.
371/6 uyarınca, tek ortaklı anonim ortaklıklarda, ortak ile şirket
arasındaki sözleşmeler, yazılı geçerlilik şartına bağlanmıştır.
3. Sermaye ve Sermaye Sistemleri
Kapalı anonim şirketler de, esas sermaye sisteminin yanı sıra kayıtlı sermaye sistemini
seçebilirler (YTTK. m. 332). Esas sermaye sisteminde, asgari sermaye 50.000 TL iken, kayıtlı
sermaye sisteminde başlangıç sermayesi 100.000 TL’dir. Kanundan kayıtlı sermaye sistemine
girişte serbestliğin esas olduğu anlaşılmaktadır. Zira Kanun kayıtlı sermaye sistemine girişte
Gümrük ve Ticaret Bakanlığının iznine yer vermemiştir. Ancak, kapalı anonim şirketler gerekli
şartları artık haiz olmadıkları takdirde, Gümrük ve Ticaret Bakanlığından izin alarak kayıtlı
sermaye sisteminden çıkabilecekler; bu sisteme alınırken aranan nitelikleri kaybettiklerinde
de, istemleri bulunmasa bile aynı Bakanlık tarafından sistemden çıkartılacaklardır. (YTTK. m.
332/3). Kayıtlı sermaye sisteminde, genel kurul tavan sermayeyi belirler; bu karar bir esas
sözleşme değişikliği olmakla birlikte bir sermaye artırımı değildir. Sermaye artırımını, kayıtlı
sermaye sisteminde yönetim kurulu karara bağlar (YTTK. m. 456/2).
Kayıtlı sermaye sisteminde sermaye artırımı (YTTK. m. 460) aşağıda sermaye
artırımına dair hükümlerde ele alınacaktır.
4. Kuruluş İşlemleri
Şirketin daha kuruluş aşamasından itibaren sağlıklı ve kurumsal bir biçimde
yapılandırılması ve malvarlığının korunması ilkesinin etkin bir şekilde hayata geçirilmesinin
sağlanması için kuruluş işlemleri üzerinde Kanunda önemle durulmaktadır. Aşamalar ve
yenilikler, şu şekilde sıralanabilir:
a. Anasözleşme, kanunun hükümlerinden, ancak kanunda açıkça izin verilmişse sapabilir
(YTTK. m. 340).
b. Esas sermayeyi oluşturan payların tamamının, kurucular tarafından esas sözleşmede
taahhüt olunduğu, e enin altında yer alan bir noter şerhi ile onaylanır (YTTK. m.
c. Ayni sermayenin konulmasında, sicile tabi hakların ve malvarlığı unsurlarıyla ilgili olarak
sicile şerh düşülmesi (YTTK. m. 128) ve değerlemeye ilişkin yeni kurallar (YTTK. m. 342-343)
hükümlerinde düzenlenmiştir.
d. Pay bedellerinin ödenmesinde bankaya özel görevler yüklenmektedir (YTTK. m. 344).
e. Kuruluş belgeleri, kanunda ayrıntılı olarak düzenlenmiştir (YTTK. m. 336).
f. Kuruluşta, kurucuların “kurucu beyanı” adı verilen irade açıklamasında bulunmaları
öngörülmüştür (YTTK. m. 349).
h. Kuruluşta işlem denetimi öngörülmüştür (YTTK. m. 351).
h. Kuruluşta halka arza imkan tanınmıştır (YTTK. m. 350).
341).
5. Ön Şirket ve Anonim Şirketin Tüzel Kişilik Kazanması
Yeni TTK. m. 335 uyarınca şirket, kurucuların, kanuna uygun olarak düzenlenmiş
bulunan, sermayenin tamamını ödemeyi, şartsız taahhüt ettikleri, imzalarının noterce
onaylandığı esas sözleşmede, anonim şirket kurma iradelerini açıklamalarıyla kurulur.
Kuruluşa ilişkin sorumluluk, bu aşamada başlar. Tüzel kişilik ise, YTTK. m. 355 uyarınca ticaret
siciline tescille kazanılır.
6. Fesih Davası
Anonim şirketin butlanına veya yokluğuna karar verilemez. Ancak, şirketin
kurulmasında kanun hükümlerine aykırı hareket edilmek sure e, alacaklıların, pay
sahiplerinin veya kamunun menfaatleri önemli bir şekilde tehlikeye düşürülmüş veya ihlal
edilmiş olursa, yönetim kurulunun, Gümrük ve Ticaret Bakanlığının, ilgili alacaklının veya pay
sahibinin istemi üzerine şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesince
şirketin feshine karar verilir (YTTK. m. 353/1). Bu dava, şirketin tescil ve ilanından itibaren üç
aylık hak düşürücü süre içinde açılır (YTTK. m. 353/4). Eksikliklerin giderilebilmesi, esas
sözleşmeye veya kanuna aykırı hususların düzeltilebilmesi için mahkeme süre verebilir
Şirketin tescilinden itibaren iki yıl içinde bir işletme veya aynın, sermayenin onda
birini aşan bir bedel karşılığında devralınmasına veya kiralanmasına ilişkin sözleşmeler, genel
kurulca onaylanıp ticaret siciline tescil edilmedikçe geçerli olmaz. Yeni TTK, satın almalar
açısından geçerli olan bu kuralı, kiralamalar açısından da uygulamaktadır. Bu sözleşmelerin
onaylanmasından ve tescilinden önce, bunların ifası amacıyla yapılmış olan ödemeler dâhil,
her türlü tasarruf geçersizdir (YTTK. m. 356/1). YTTK. m. 356/5 hükmünde, şirketin işletme
konusunu oluşturan veya cebrî icra yoluyla iktisap edilen ayın ve işletmeler hakkında bu
madde hükmünün uygulanmayacağı düzenlenerek, hükmün uygulama alanı açıklığa
kavuşturulmuştur.
7. Kanuna Karşı H
(YTTK.m. 353/2).
II. Yönetim Kurulu
1. Üye Sayısı
Yeni TTK m. 359 uyarınca, yönetim kurulu en az bir üyeden oluşur. Yeni TTK
sisteminde de, mevcut sistemde olduğu gibi, yönetim kurulunun asgari sayının üzerinde
üyeden oluşmasına ve yönetim kurulunun değişen sayıda üyeden oluşmasına ilişkin kurallar
getirilmesi mümkündür.
2. Üyelerin Nitelikleri
Yeni TTK’da, yönetim kurulu üyesinin pay sahibi olması zorunlu değildir.
Yönetim kurulu üyeleri, gerçek kişi veya tüzel kişi olabilir (YTTK. m. 359/1). Yönetim
kurulu üyelerinin ve tüzel kişi adına tescil edilecek gerçek kişinin tam ehliyetli olmaları şarttır.
Tek üyeli yönetim kurulunda bu zorunluluk aranmaz (YTTK. m. 359/3). Üyeliği sona erdiren
sebepler (YTTK. m. 363/2) seçilmeye de engeldir (YTTK. m. 359/4).
Bir tüzel kişi yönetim
kurul
una üye seçildiği takdirde, tüzel kişiyle birlikte, tüzel kişi
adına, tüzel kişi tarafından belirlenen, sadece bir gerçek kişi de tescil ve ilan olunur; ayrıca,
tescil ve ilanın yapılmış olduğu, şirketin internet sitesinde hemen açıklanır. Tüzel kişi adına
sadece, bu tescil edilmiş kişi toplantılara katılıp oy kullanabilir (YTTK. m. 359/2).
Yeni TTK’da bağımsız üyelik zorunlu tutulmamaktadır. Ancak Gerekçe incelendiğinde,
bağımsız üyeliğin teşvik edildiği anlaşılmaktadır.
Anasözleşmede öngörülmek kaydıyla, belirli pay veya pay sahibi gruplarının yahut
azlığın yönetim kurulunda temsili (yönetime katılmada imtiyaz) kanunda açıkça
düzenlenmiştir (YTTK. m. 360).
3. Üyeliğin Kazanılması ve Kaybedilmesi
Yönetim kurulu üyeleri en çok üç yıl süreyle görev yapmak üzere seçilir. Esas
sözleşmede aksine hüküm yoksa, aynı kişi yeniden seçilebilir (YTTK. m. 362).
Yönetim kurulu, kuruluşta şirketin tüzel kişilik kazanmasıyla (YTTK. m. 355),
sonrasında ise genel kurul (YTTK.m. 408) veya istisnaen yönetim kurulu (YTTK. m. 363/1)
tarafından seçimle kazanılır. Dış ilişkide, yönetim kurulu üyeliği, bu kararın tesciliyle kazanılır.
Yeni dönemde, yönetim kurulu üyeliği sıfatının kazanılması için, pay sahibi sıfatı
aranmamaktadır.
Yönetim kurulu üyelerinden birinin iflasına karar verilir veya ehliyeti kısıtlanır ya da
bir üye üyelik için gerekli kanuni şartları yahut esas sözleşmede öngörülen nitelikleri
kaybederse, bu kişinin üyeliği, herhangi bir işleme gerek olmaksızın kendiliğinden sona erer
(YTTK. m. 363/2). Bir diğer sona erme sebebi, genel kurul tarafından alınan azil kararıdır
(YTTK. m. 408).
4. Yönetim Kurulu Toplantıları
Yönetim kurulunda toplantı yetersayısı hafifletilmiş, şirketin kolayca karar alması
sağlanmıştır. Buna göre anasözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde,
yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanır ve kararlarını toplantıda hazır
bulunan üyelerin çoğunluğu ile alır. Bu kural, yönetim kurulunun elektronik ortamda
yapılması hâlinde de uygulanır (YTTK. m. 390/1).
Üyelerden hiçbiri toplantı yapılması isteminde bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu
kararları, yönetim kurulu üyelerinden birinin belirli bir konuda yaptığı, karar şeklinde yazılmış
önerisine, en az üye tam sayısının çoğunluğunun yazılı onayı alınmak suretiyle de verilebilir.
Aynı önerinin tüm yönetim kurulu üyelerine yapılmış olması, bu yolla alınacak kararın
geçerlilik şartıdır. Onayların aynı kâğıtta bulunması şart değildir; ancak onay imzalarının
bulunduğu kâğıtların tümünün yönetim kurulu karar defterine yapıştırılması veya kabul
edenlerin imzalarını içeren bir karara dönüştürülüp karar defterine geçirilmesi kararın
geçerliliği için gereklidir (YTTK. m. 390/4). Zira, kararların geçerliliği yazılıp imza edilmiş
olmalarına bağlıdır (YTTK. m. 390/5).
Yönetim kurulunun hangi kararlarının kesin hükümsüz olacağı, yeni TTK. m. 391
hükmünde belirlenmektedir :
“Yönetim kurulunun kararının batıl olduğunun tespiti mahkemeden istenebilir. Özellikle;
a) Eşit işlem ilkesine aykırı olan,
b) Anonim şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini
gözetmeyen,
ı ihlal
c) Pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların
kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren,
d) Diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin,
Yönetim kurulu, şirketi idare ve temsil eder (YTTK. m. 365). Yönetim kurulu içinde
görev dağılımı öngörülmesi (YTTK.m. 366) ve yönetim yetkilerinin üye olmayan kimselere
devri Kanunda açıkça düzenlenmiştir (YTTK.m. 367). Yönetim kurulunun devredilemez ve
vazgeçilemez görev ve yetkileri, YTTK. m. 375 hükmünde, şu şekilde sayılmıştır:
“a) Şirketin üst düzeyde yönetimi ve bunlarla ilgili talimatların verilmesi.
b) Şirket yönetim teşkilatının belirlenmesi.
c) Muhasebe, finans denetimi ve şirketin yönetiminin gerektirdiği ölçüde, finansal
planlama için gerekli düzenin kurulması.
d) Müdürlerin ve aynı işleve sahip kişiler ile imza yetkisini haiz bulunanların atanmaları ve
görevden alınmaları.
e) Yönetimle görevli kişilerin, özellikle kanunlara, esas sözleşmeye, iç yönergelere ve
yönetim kurulunun yazılı talimatlarına uygun hareket edip etmediklerinin üst gözetimi.
f) Pay, yönetim kurulu karar ve genel kurul toplantı ve müzakere defterlerinin tutulması,
yıllık faaliyet raporunun ve kurumsal yönetim açıklamasının düzenlenmesi ve genel kurula
sunulması, genel kurul toplantılarının hazırlanması ve genel kurul kararlarının yürütülmesi.
g) Borca batıklık durumunun varlığında mahkemeye bildirimde bulunulması “
Nasıl bir yetki dağılımı yapılırsa yapılsın, yönetim kurulunun ve onun her bir üyesinin,
yukarıda sayılan görevleri devredilemez. Yönetim kurulunda görev ve yetki dağılımları,
teşkilat yönergesi olarak da adlandırılan iç yönergede (YTTK. m. 367) düzenlenecektir. Söz
konusu yönerge, tescil ve ilan edilecektir. Teşkilat yönergesinde, yönetim ve icra yetkilerinin
kimlere ait olduğu, görev ve yetki mevkileri tanımlanarak belirtilecektir. Teşkilat yönergesi,
kimlerin yönetim yetkilerine sahip olduğu ve kimlerin sorumluluk altında bulunacağı
konusunda önemli bir ölçü teşkil etmektedir.
6. Temsil
Anonim şirketi kimlerin temsil edeceği, anasözleşme ve iç yönergeden hareketle,
genel kurul tarafından seçilen yönetim kurulu üyelerinin yönetim ve temsil yetkilerinin
dağılımı konusunda aldığı karara ve bu karara istinaden düzenlenen imza sirkülerine göre
belirlenir. Temsil yetkisinin verildiği kişiler arasında mutlaka en az bir yönetim kurulu üyesi
bulunmalı; bu üye, Türk vatandaşı olmalı ve Türkiye’de ikamet etmelidir (YTTK. m. 359/1).
İşletme konusu dışında işlem yapma yasağı kaldırılmış ise de, anonim ortaklıklarda
temsile yetkili olanların, üçüncü kişilerle, işletme konusu dışında yaptığı işlemler de şirketi
bağlar (YTTK.m.125/2); meğerki, üçüncü kişinin, işlemin işletme konusu dışında
bulunduğunu bildiği veya durumun gereğinden, bilebilecek durumda bulunduğu ispat
edilsin. Şirket esas sözleşmesinin ilan edilmiş olması, bu hususun ispatı açısından, tek başına
yeterli delil değildir (YTTK. m. 371/2). Görüldüğü üzere, anonim ortaklıklarda, bir hukuki
işlemin işletme konusu dışında kalması, Yeni TTK uyarınca ilke olarak geçersiz olmayacak,
bununla birlikte, hukuki işlemin yapıldığı sırada üçüncü kişinin müspet hukuki vukufu,
istisnanın uygulanmasına ve hukuki işlemin geçersiz sayılmasına yol açacaktır.
7. Yönetim Kurulu Üyelerinin Hak ve Borçları
Yönetim kurulu üyelerinin özen ve bağlılık yükümlülükleri, YTTK. m. 369/1 hükmünde
şu şekilde tanımlanmaktadır : “Yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişiler,
görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük
kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadırlar”.
Yönetim kurulu üyeleri, şirket dışı menfaatlerini ilgilendiren kararların tartışıldığı
yönetim kurulu toplantılarına katılmaktan yasaklıdır (YTTK. m. 393). Yasak, yönetim kurulu
üyesi, kendisinin şirket dışı kişisel menfaatiyle veya alt ve üst soyundan birinin ya da eşinin
yahut üçüncü derece dâhil üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımlarından birinin, kişisel
ve şirket dışı menfaatiyle şirketin menfaatinin çatıştığı konulara ilişkin olarak getirilmektedir.
Yasağın, “şirket dışı menfaatleri” ilgilendirdiği, gözden kaçırılmamalıdır.
Menfaat uyuşmazlığı yönetim kurulu tarafından bilinmiyor olsa bile, ilgili üye bunu
açıklamak ve yasağa uymak zorundadır. Bu hükümlere aykırı hareket eden yönetim kurulu
üyesi ve menfaat çatışması nesnel olarak varken ve biliniyorken ilgili üyenin toplantıya
katılmasına itiraz etmeyen üyeler ve söz konusu üyenin toplantıya katılması yönünde karar
alan yönetim kurulu üyeleri, bu sebeple şirketin uğradığı zararı tazminle yükümlüdürler
(YTTK. m. 393/2).
Yönetim kurulu üyelerinin şirketle işlem yapmaları (YTTK. m. 395/1) ve şirketle
rekabet etmeleri (YTTK. m. 396) yasaktır ve ancak şirket anasözleşmesinde buna izin
verilmesi veya genel kurulun bu yönde karar alması halinde mümkündür. Yeni TTK,
yöneticiler açısından bir yasağa daha yer vermekte; yönetim kurulu üyesinin, onun 393 üncü
maddede sayılan yakınlarının, kendisinin ve söz konusu yakınlarının ortağı oldukları şahıs
şirketlerinin ve en az yüzde yirmisine katıldıkları sermaye şirketlerinin, şirketten ödünç
almasını ve şirketin bu kişiler lehine teminat yükümlülükleri altına girmesini yasaklamaktadır
(YTTK. m. 395/2). Ödünç alma yasağı, Yeni TTK. m. 358 ile pay sahiplerine de getirilmiştir.
Yasağın ihlali halinde, YTTK. m. 562 uyarınca adli para cezası uygulanacak, bağımsız
denetimden olumlu rapor alınması tehlikeye girecektir. Diğer yandan, yönetim kurulu üyesi
ve ilgili kişiler (YTTK. m. 395) açısından, yasağın ihlali, şirket alacaklılarının alacakları oranında
bu kişileri doğrudan takip etmesine yol açar. Yasağı ihlal eden ortaklar açısından ise bu
yaptırım, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun
m. 24/3 hükmünde belirtildiği şekilde uygulanır.
8. Yönetim Kurulunun Borca Batıklık Halinde Görevleri
YTTK.m. 376, mali durumun bozulması ve borca batıklık hallerini, ölçü aldığı mali
kıstas dışında mevcut TTK. m. 324 hükmüne paralel olarak düzenlemektedir. TTK.m. 324,
sermayenin azalmasını esas alırken, YTTK.m. 376, sermayenin ve kanuni yedek akçeler
toplamının azalmasını hükme bağlamaktadır. Buna göre, sermayenin yarısının ve 2/3′ünün
karşılıksız kalması, genel kurulun toplantıya çağrılmasını ve duruma göre önlem alınmasını
zorunlu kılmaktadır. Şirketin borca batık hale gelmesi olasılığında ise, yönetim kurulu
üyelerinin şirketin doğrudan doğruya iflasını isteme yükümlülüğü devam etmektedir (YTTK.
YTTK.m. 376 hükmünün mevcut TTK’dan farkı, mali durumun bozulmasında ve borca
batıklıkta sermaye yerine sermaye ve kanuni yedek akçeler toplamının esas alınmasıdır. İkinci
fark ise, borca batıklık durumunda keyfiyetin bağımsız denetçiye bildirilmesi, bağımsız
denetçinin 7 gün içinde durumu değerlendiren ve önerilerini içeren bir raporu şirkete
sunmasıdır (TTK.m. 376/3).
Yeni TTK, malvarlığının korunması amacıyla etkin düzenlemeler getirmiş; kuruluşta ve
sermaye artırımında sermaye unsurlarının eksiksiz olarak şirkete dahil edilmesini, ortakların
ve yöneticilerin ödünç almalarının yasaklanmasını, Türkiye muhasebe standartlarının ve
bağımsız denetim standartlarının getirilmesini, yöneticilerin mali haklarının bir yandan
güvence altına alınmasını, diğer yandan şirketin özvarlığıyla dengeli bir biçimde
belirlenmesini ve internet sitesinde kamuya duyurulmasını öngörmüştür. Şirketin mali
durumunun bozulmasına ilişkin kurallar da, bu anlayışın yansımasıdır. Kanun, borsa şirketleri
ve denetçinin öngöreceği şirketler açısından risklerin erken teşhisi ve yönetimi komitesinin
kurulmasını zorunlu tutmuştur (TTK.m. 378). Komitenin her iki ayda bir yönetim kurulu için
düzenleyeceği raporlar, denetçiyle de paylaşılır (TTK.m. 378/2).
9. Yönetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğu
Yeni TTK’da, mevcut TTK. m. 336 vd. hükümlerindeki temel anlayış korunmakla
birlikte, oldukça çarpıcı bir yeniliğe yer verilmiştir. Yeni TTK.m. 553/3 uyarınca hiç kimse
kontrolü dışında meydana gelen zararlardan sorumlu tutulamayacağı için, hakime, meydana
gelen zararda kimin kusurlu olduğunu saptama görevi yüklenmiştir. Böylelikle yönetim kurulu
olduğu gibi istisnasız ve mutlak olarak zincirleme sorumluluk altında olmayacak; yetki
devirleri (YTTK. m. 367) ve somut olayın özellikleri dikkate alınarak hakim gerçek sorumluları
ve bunların kusur oranlarını (farklılaştırılmış müteselsil sorumluluk) tayin edecektir (YTTK. m.
557).
Bunun dışında, yöneticilerin kusursuzluklarını kanıtlama yükümlülüğü (YTTK. m.
553/1) hususunda bir değişiklik yoktur. İbra ise, hükümleri itibariyle düzenlenmiş (YTTK. m.
558/2, 559); ibra kararının genel kurul kararıyla kaldırılamayacağı hükme bağlanmıştır.
Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunda, hukuka aykırılık, kusur, zarar ve
nedensellik bağı unsurları söz konusudur. Kanun, yukarıda açıklanan kusur sorumluluğunun
yanında, kusursuz sorumluluk doğuran belgelerin ve beyanların kanuna aykırı olması (YTTK.
m. 549); sermaye hakkında yanlış beyanlar ve ödeme yetersizliğinin bilinmesi (YTTK. m.
550), değer biçilmesinde yolsuzluk (YTTK. m. 551) ve halktan para toplamayı (YTTK. m.
552) da saymıştır.
Sorumluluk davasının, zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren 2 yıl, herhalde
zararın doğmasından itibaren 5 yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı açıkça düzenlenmiştir
(YTTK. m. 560).
Alacaklılar ancak doğrudan uğradıkları zararları dava edebilirler. Şirketin uğradığı
zararı, şirket veya ortaklar dava edebilir. Alacaklılar dolaylı sorumluluk davasını ancak iflas
halinde açabilir (YTTK. m. 555-556).
III.. Denetim
1. Giriş
Yürürlükteki 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun anonim şirketlerin denetlenmesine
ilişkin hükümleri, bu hükümlerle amaçlanan etkin bir denetlemeyi gerçekleştirmeye elverişli
değildir. Zira, bu hükümlerde denetçiler bir organ olarak düzenlendiğinden, anonim
şirketlere egemen olan çoğunluk ilkesi uyarınca denetçiler, şirketin çoğunluğunu oluşturan
pay sahipleri tarafından seçilip azledilebilmekte ve bunun sonucunda da bağımsız ve tarafsız
bir denetim söz konusu olamamaktadır. Bunun yanı sıra, TTK’da denetçilik için Türk
Vatandaşlığı dışında eğitim, tecrübe, uzmanlık gibi hiçbir kriterin aranmamış olması da, etkin
bir denetimin ortaya çıkmamasında etkili olmaktadır.
Uygulamaya baktığımızda da, denetçilerin genellikle şirketin çalışanları veya
müstahdemleri arasından çoğunluğun oylarıyla seçildiği görülmektedir. Bu denetçiler, TTK.
m. 353 vd.’nda kendilerine yükletilen görevlerin hemen hemen hiçbirisini yerine
getirmemekte, faaliyetleri, her olağan genel kurul öncesinde genellikle yönetim kurulu
tarafından haz
gitmemektedir.
tarafından hazırlanan birkaç paragraflık denetim raporunu imzalamaktan öteye
Bütün bu hususlar bir araya geldiğinde, denetçiler sadece Kanun’da zorunlu organları şeklen
tamamlamak üzere seçilen ve hiçbir işlevi olmayan kişiler olarak karşımıza çıkmaktadır.
Sermayenin yerellikten çıkarak globalleştiği, sınırları aşarak artık her ülkede serbestçe
dolaştığı ve yatırımlar gerçekleştirdiği, şirket yönetimlerinde kurumsallığın teşvik edildiği ve
ön plana çıktığı bu çağda, Türkiye’nin böyle bir denetim, daha doğrusu “denetimsizlik”
sistemiyle yabancı sermayeyi kendisine çekmesi mümkün değildir. Zira, ortaklık yoluyla yerel
sermayeyle iş yapmak niyetinde olan yabancı sermaye, yaptığı yatırımın karşılığını alacağına
inanmak ister. Bu ise, evrensel kurallara ve kriterlere göre hazırlanmış finansal tablolarla ve
ayrıca, yine evrensel kriterlere uygun olarak ve şirket ortaklarının etkisinde kalmadan
hazırlanmış bağımsız bir denetim raporlarıyla mümkün olabilecektir.
Tüm bu hususlar dikkate alındığında dünyanın 16 büyük ekonomisi içinde
değerlendirilen Türkiye’nin dünyayla ekonomik entegrasyonunu daha etkin bir şekilde
sağlayabilmesi için, sermaye şirketlerinin finansal yapılarının evrensel ilkelere uygun hale
getirilmesine şiddetle ihtiyaç vardır. Bunun yapılabilmesi ise, ancak tüm dünyanın denetim
alanında kullandığı ortak dil olan uluslararası denetim standartlarına uygun, etkin ve bağımsız
yeni bir denetim sistemiyle mümkün olabilecektir.
İşte yeni Türk Ticaret Kanununda denetleme konusu bu bakış açısıyla ele alınmış ve
düzenlenmiştir. Gerçekten YTTK’nın denetlemeye ilişkin hükümleri, Türk hukukunda mevcut
ve hiçbir işlevi kalmayan iç denetim sistemini kaldırarak tamamen bağımsız denetim esası
üzerine inşa edilmiştir. Bunun sonucunda da denetçiler bir organ olmaktan çıkarılmıştır.
Bunun yanı sıra YTTK’nın anonim şirketlerin denetimine ilişkin hükümleri (m. 397-406)
limited şirketler hakkında da uygulama alanı bulacaktır (m. 635).
Aşağıdaki açıklamalarımızda da belirteceğimiz üzere, YTTK’nın getirmiş olduğu bu yeni
sistemde işlem denetimi, özel denetim ve finansal tabloların denetimi olmak üzere üç tür
denetim öngörülmektedir. Önce işlem denetimi ve özel denetim hakkında çok kısa bir bilgi
verdikten sonra, Yeni TTK’nın 397 – 406. maddelerinde düzenlenen finansal tabloların
denetimine ilişkin yapılan düzenlemeyi genel hatlarıyla açıklamaya çalışacağız.
2. Yeni TTK’da Düzenlenen Denetim Türleri
YTTK’da üç denetim türü öngörülmüştür. Bunlar işlem denetimi, özel denetim ve
finansal tabloların denetimidir.
a. İşlem Denetimi
Yeni TTK, anonim şirket için önem taşıyan bazı işlemlerin denetçi tarafından ayrıca
denetlenmesini öngörmüştür. Bu işlemler, birleşme (m.148), bölünme (m. 170), tür
değiştirme (m. 187), şirketin kuruluşu (m. 351), sermaye artırımı (m.458), azaltılması (m.
473/2) ve menkul kıymet ihracıdır (m. 505). Denetçinin bu işlemlere ilişkin yapacağı denetim
faaliyeti, bu işlemleri düzenleyen maddelerde ayrı ayrı belirtilmiştir. İşlem denetçisi raporu
olmadan, ilgili işlem ticaret sicilinde tescil ve ilan edilemez, böylelikle sözkonusu hukuki
işlem geçerlilik kazanamaz.
b. Özel Denetim
Yeni TTK’nın 438-444. maddeleri pay sahibinin ve azınlığın özel denetçi tayinini
mevcut kurallardan daha etkin bir şekilde düzenlemiştir. Her pay sahibi (tek bir paya sahip
olsa bile), pay sahipliği haklarının kullanılabilmesi için gerekli olduğu takdirde ve bilgi alma
veya inceleme hakkı daha önce kullanılmışsa, belirli olayların özel bir denetimle açıklığa
kavuşturulmasını, gündemde yer almasa bile genel kuruldan isteyebilecektir. Bunun yanı sıra
Yeni TTK’nın 406. maddesi şirketler topluluğu için de özel denetçi tayini öngörmüştür. Buna
göre, herhangi bir pay sahibi iki halden birinin gerçekleşmesi halinde şirketin merkezinin
bulunduğu asliye ticaret mahkemesinden şirketin hakim şirketle veya hakim şirkete bağlı
şirketlerden biriyle ilişkisini incelemek üzere özel denetçi atanmasını isteyebilir. Özel denetçi
atanması için gerçekleşmesi gereken bu iki hal şunlardır: (i) Denetçinin şirketin hakim şirketle
veya topluluk şirketleriyle ilişkileriyle ilgili olarak sınırlı olumlu görüş veya kaçınma yazısı
yazmış olması, veya (ii) Yönetim kurulunun, şirketin topluluk tarafından bazı hukuki işlemler
veya uygulanan önlemler dolayısıyla kayba uğratıldığını ve bunlar dolayısıyla denkleştirme
yapılmadığını açıklamış olması.
c. Anonim Şirketin ve Şirketler Topluluğunun Finansal Tablolarının Denetimi
Anonim şirketin ve şirketler topluluğunun finansal tablolarının denetlenmesi yeni
TTK’nın 397 ila 406. maddeleri arasında düzenlenmiştir.
3. Finansal Tabloların Denetimine İlişkin Yeni TTK Hükümleri
a. Denetimin Amacı
Yeni TTK’nın gerekçesinde de belirtildiği üzere, yıl sonu finansal tabloların denetimi ile
kurumsal yönetimi ve dürüst resim ilkeleri bağlamında tam bir denetimin sonuçlarının, açık,
anlaşılabilir ve kamuya aydınlatma ilkeleri uyarınca düzenlenmiş bir raporla pay sahipleri
başta olmak üzere ilgililere sunulması amaçlanmaktadır. Bu amaç çerçevesinde hedeflenen,
Türkiye Muhasebe Standartları ile uyumlu bir denetimin yapılması ve içerik ve amaç
yönünden, denetim sonucunda ortaya çıkacak olumlu veya olumsuz finansal sonuçlara
güvenin sağlanmasıdır. Bu denetime, küçük, orta ve büyük, halka açık olan veya olmayan,
hisseleri borsada işlem gören veya görmeyen tüm anonim şirketler dahildir.
b. Denetimin Konusu ve Kapsamı
Denetimin hangi hususlara yönelik olduğu ve neleri kapsayacağını düzenleyen 398.
madde, 397. madde ile birlikte ele alındığında denetimin konusu ve kapsamına nelerin dahil
olduğu şu şekilde sayılabilir:
Öncelikle şirketin ve topluluğun finansal tabloları, yönetim kurulunun yıllık faaliyet
raporları, envanterler, yeni TTK’nın 378. maddesinde düzenlenen riskin erken teşhisi ve
yönetimi komitesi raporları denetimin başlıca konularını oluştururlar. Şirketin ve topluluğun
finansal tablolarının ve yönetim kurulu faaliyet raporlarının denetimi Türkiye Muhasebe
Standartlarına uygunluğu ile kanuna ve esas sözleşmeye uygunluğunu da kapsar. Finansal
tablolar ile yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunun denetçinin denetiminden geçmemiş
olmasının yaptırımı bunların düzenlenmemiş hükmünde sayılmasıdır (m. 397/2).
Burada şu hususun belirtilmesi gerektiğini düşünmekteyiz. Denetim ancak finansal
konularda söz konusu olabilir; finansal tablolara yansıtılan ve buradaki bilgi ve açıklamalara
temel olan hukuki işlemlerin yerindeliğinin ve geçerliğinin hukuken denetlenmesi söz konusu
değildir. Denetçi ancak bu hukuki işlemlerinin, olumlu veya olumsuz olsun, finansal
sonuçlarının finansal tablolara Türkiye Muhasebe Standartlarına, kanunun ve esas
sözleşmenin denetime ilişkin hükümlerine uygun bir şekilde yansıtılıp yansıtılmadığını
denetleyebilir.
Denetleme Türkiye Denetim Standartları’na uygun olarak özenle yapılır. Denetleme,
şirketin veya topluluğun, durumunun dürüst resim ilkesine uygun olarak yansıtılıp
yansıtılmadığını; yansıtılmamışsa bunun sebeplerini; aykırılık ve yanlışlıkları açıkça ortaya
koyacak şekilde yapılır ve gerçeği dürüstçe yansıtır. Denetçi, yönetim kurulu tarafından,
riskleri erken belirlemeye uygun bir sistemin kurulup kurulmadığını, kurulmuşsa bu sistemin
yapısını ve uygulamalarını açıkça ortaya koyan bir rapor düzenleyerek denetim raporuyla
birlikte yönetim kuruluna sunar.
Şirketin ve topluluğun finansal tabloları ile yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu,
denetleme raporunun sunulmasından sonra değiştirilmişse ve değişiklik denetleme
raporlarını etkileyebilecek nitelikteyse, finansal tablolar ile, birinci fıkra çerçevesinde
yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu yeniden denetlenir (m. 397/3). Yeniden denetleme
ve bunun sonucu, raporda özel olarak açıklanır. Denetçi görüşünde de, yeniden denetlemeyi
yansıtan uygun eklere yer verilir. *
c. Denetçi Olabilecekler
Yeni TTK’nın 400/1. maddesi kimlerin denetçi olabileceğini düzenlemiştir. Bu
düzenleme uyarınca denetçi, ancak ortakları yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci
mali müşavir unvanını taşıyan bir bağımsız denetleme kuruluşu olabilir. Orta ve küçük ölçekli
anonim şirketler, bir bağımsız denetim kuruluşunu denetçi olarak seçebilecekleri gibi, onun
yerine bir veya birden fazla yeminli mali müşaviri ya da serbest muhasebeci mali müşaviri
denetçi olarak seçebilirler.
Hemen belirtelim ki, denetçi olabilecekleri ve olamayacakları düzenleyen yeni TTK’nın
400. maddesi, işlem denetçileri açısından da uygulanır. Bir diğer ifadeyle, işlem denetçisi
olabilecek veya olamayacakların tespitinde bu maddede düzenlenen esaslar göz önünde
bulundurulur (m. 400/4).
Bu düzenleme uyarınca kural, denetçinin ancak bağımsız bir denetleme kuruluşu
olmasıdır. Bu kural, büyük anonim şirketler için mutlaktır. Buna karşılık Yeni TTK, küçük ve
orta ölçekli anonim şirketler için bir olanak tanımakta ve bunların, bir veya birden fazla
yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci mali müşavir tarafından da
denetlenebileceğini öngörmektedir.
Hangi şirketlerin küçük, orta ve büyük ölçekli anonim şirket olduğu ise Yeni TTK’nın
1523. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, 1522. maddesine istinaden belirlenen küçük
ve orta ölçekli işletme ölçütleri, sermaye şirketleri için de geçerlidir. Yeni TTK. m. 1522
uyarınca “Küçük ve orta büyüklükteki işletmeleri tanımlayan ölçütler, Türkiye Odalar ve
Borsalar Birliği ve Türkiye Muhasebe Standartları Kurulunun görüşleri alınarak, Sanayi ve
Ticaret Bakanlığı tarafından yönetmelikle düzenlenir‘. Bu ölçütlerin üzerindeki sermaye
şirketleri ise büyük sermaye şirketi sayılır. Buna karşılık, ölçütleri ne olursa olsun, borçlanma
araçları veya özkaynağa dayalı finansal araçları kamuya açık bir piyasada (yerel ve bölgesel
piyasalar da dâhil olmak üzere, yerli veya yabancı bir sermaye piyasasında veya tezgâh üstü
piyasada) işlem gören veya bu tür bir piyasada işlem görmek üzere söz konusu araçları ihraç
edilme aşamasında bulunan sermaye şirketleri ile esas faaliyet konularından biri, varlıkları
güvenilir kişi sıfatıyla geniş bir kitle adına muhafaza etmek olan bankalar, yatırım bankaları,
sigorta şirketleri, emeklilik şirketleri ve benzerleri, büyük sermaye şirketi sayılırlar (m. 1523).
Yeni TTK’nın 400. maddesinin 1. fıkrası uya nsız denetleme kuruluşlarının
kuruluş ve çalışma esasları ile denetleme elamanlarının nitelikleri Gümrük ve Ticaret
Bakanlığı tarafından hazırlanan Bakanlar Kurulunca yürürlüğe konulacak bir yönetmelikle
düzenlenecektir. Ancak hemen ve önemle belirtmek gerekir ki, 660 sayılı Kanun’un 9.
maddesinin (ç), (d), (e) ve (f) bentlerine göre, “bağımsız denetçiler ve bağımsız
denetim kuruluşlarının kuruluş şartlarını ve çalışma esaslarını belirlemek, bu şartları taşıyan
kuruluşları ve bağımsız denetim yapacak meslek mensuplarını yetkilendirerek listeler halinde
ilan etmek ve bunları oluşturacağı resmi sicile kaydederek Kurumun internet sitesinde
kamuoyunun erişimine sürekli olarak açık tutmak; bağımsız denetçiler ve bağımsız denetim
kuruluşlarının faaliyetleri ile denetim çalışmalarının, Kurumca yayımlanan standart ve
düzenlemelere uyumunu gözetlemek ve denetlemek. inceleme ve denetimler sonucunda
aykırılıkları saptanan bağımsız denetçiler ve bağımsız denetim kuruluşlarının faaliyet izinlerini
askıya almak veya iptal etmek, bağımsız denetim yapacak meslek mensuplarına yönelik
sınav, yetkilendirme ve tescil yapmak, disiplin ve soruşturma işlemlerini yürütmek, sürekli
eğitim standartları ile mesleki etik kurallarını belirlemek, bunlara yönelik olarak kalite
güvence sistemini oluşturmak ve bu alanlardaki eksikliklerin düzeltilmesi için gerekli
tedbirlerin alınmasını sağlamak” yetkileri Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları
Kurumu’na verilmiştir. Dolayısıyla YTTK m. 400/1′in Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak
yönetmeliğe ilişkin düzenlemesi uygulanamaz duruma gelmiştir.
d. Denetçi olamayacak kişiler
Yeni TTK’nın 400. maddesinde kimlerin denetçi olamayacakları da çok ayrıntılı bir
şekilde düzenleme altına alınmıştır. Zira, denetçi olamayacakların bu denli ayrıntılı şekilde
düzenlenmiş olmasının sebebi, tam bağımsız bir denetimin mümkün olan en etkin bir şekilde
sağlanmasıdır. Buna göre, yeminli mali müşavir, serbest muhasebeci mali müşavir, bağımsız
denetleme kuruluşu ve bunun ortaklarından biri ve bunların ortaklarının yanında çalışan veya
bu cümlede anılan kişilerin mesleği birlikte yaptıkları kişi veya kişiler, maddede sekiz bent
halinde sayılan hallerde ilgili şirkette denetçi olmazlar.
Gerçekten bu hükme göre yukarıda sayılanlardan biri;
“a) Denetlenecek şirkette pay sahibiyse,
b) Denetlenecek şirketin yöneticisi veya çalışanıysa veya denetçi olarak atanmasından
önceki üç yıl içinde bu sıfatı taşımışsa,
c) Denetlenecek şirketle bağlantısı bulunan bir tüzel kişinin, bir ticaret şirketinin veya
bir ticari işletmenin kanuni temsilcisi veya temsilcisi, yönetim kurulu üyesi, yöneticisi veya
sahibiyse ya da bunlarda yüzde yirmiden fazla paya sahipse yahut denetlenecek şirketin
yönetim kurulu üyesinin veya bir yöneticisinin alt veya üst soyundan biri, eşi veya üçüncü
derece dâhil, üçüncü dereceye kadar kan veya kayın hısmıysa,
d) Denetlenecek şirketle bağlantı hâlinde bulunan veya böyle bir şirkette yüzde
yirmiden fazla paya sahip olan bir işletmede çalışıyorsa veya denetçisi olacağı şirkette yüzde
yirmiden fazla paya sahip bir gerçek kişinin yanında herhangi bir şekilde hizmet veriyorsa,
e) Denetlenecek şirketin defterlerinin tutulmasında veya finansal tablolarının
düzenlenmesinde denetleme dışında faaliyette veya katkıda bulunmuşsa,
f) Denetlenecek şirketin defterlerinin tutulmasında veya finansal tablolarının
çıkarılmasında denetleme dışında faaliyette veya katkıda bulunduğu için (e) bendine göre
denetçi olamayacak gerçek veya tüzel kişinin veya onun ortaklarından birinin kanuni
temsilcisi, temsilcisi, çalışanı, yönetim kurulu üyesi, ortağı, sahibi ya da gerçek kişi olarak
bizzat kendisi ise,
g) (a) ilâ (f) bentlerinde yer alan şartları taşıdığı için denetçi olamayan bir denetçinin
nezdinde çalışıyorsa,
h) Son beş yıl içinde denetçiliğe ilişkin meslekî faaliyetinden kaynaklanan gelirinin
tamamının yüzde otuzundan fazlasını denetlenecek şirkete veya ona yüzde yirmiden fazla pay
ile iştirak etmiş bulunan şirketlere verilen denetleme ve danışmanlık faaliyetinden elde
etmişse ve bunu cari yılda da elde etmesi bekleniyorsa,
denetçi olamaz; ancak, Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali
Müşavirler Odaları Birliği, katlanılması güç bir durum ortaya çıkacaksa (h) bendindeki
yasağın kaldırılması için belli bir süreyle sınırlı olarak onay verebilir.”
Bu sekiz bent incelendiğinde, yeni TTK’nın, denetlenecek şirketin pay sahibi,
yöneticisi, çalışanı, şirketle doğrudan veya dolaylı bağlantısı bulunan bir tüzel kişinin veya
ticaret şirketinin ya da işletmenin yönetim kurulu üyesi olma vb. gibi, denetlenecek şirketle
doğrudan veya dolaylı, fiili veya hukuki bir ilişki içinde olan kişilerin denetçi olmalarının
önüne geçilmesi ve bu suretle tam bir bağımsız denetimin sağlanmasını amaçladığı
anlaşılmaktadır. .
Söz konusu madde, yeminli mali müşavir, serbest muhasebeci mali müşavir, bağımsız
denetleme kuruluşu ve bunun ortaklarından biri ve bunların ortaklarının yanında çalışan veya
bu cümlede anılan kişilerin mesleği birlikte yaptıkları kişi veya kişilerin bağımsızlıklarını
ortadan kaldıracak halleri açık kapı bırakmayacak şekilde düzenlemiştir. Kanaatimizce, her ne
kadar maddenin düzenleniş tarzı göz önüne alındığında bu hallerin sınırlı sayıda (numerus
clausus) olduğu izlenimi doğuyorsa da, maddede sayılan hallerin dışında ortaya çıkan ve
denetçinin bağımsızlığını ortadan kaldıracak her durumu da bu madde kapsamında
değerlendirmek gerekmektedir. Buna göre maddede sayılı hallerin dışında ve fakat
denetçinin, denetlenecek şirketle bağımsızlığını ortadan kaldıran nitelikte doğrudan veya
dolaylı herhangi bir ilişkinin bulunması halinde bu kişi denetçi olarak seçilemeyecektir.
Tüm bu hususların yanı sıra denetçi, denetim yaptığı şirkete vergi danışmanlığı ve
vergi denetimi dışında, danışmanlık veya sair bir hizmet veremez, bunu bir yavru şirketi
aracılığıyla yapamaz.
e. Rotasyon
Yeni TTK’nın 400. maddesinin 2. fıkrası rotasyon hükmünü düzenlemiştir. Buna göre
bir bağımsız denetleme kuruluşunun, bir şirketin denetlenmesi için görevlendirdiği denetçi,
yedi yıl arka arkaya o şirket için denetleme raporu vermişse, o denetçi en az iki yıl için
değiştirilir. Rotasyona ilişkin bu hükümde açıkça bağımsız denetleme kuruluşundan
bahsedildiği için küçük ve orta ölçekli şirketleri denetleyecek yeminli mali müşavir veya
serbest muhasebeci mali müşavir hakkında bu hüküm uygulama alanı bulamayacaktır.
f. Denetçinin Seçimi (Yeni TTK m. 399)
Denetçi, şirket genel kurulunca, topluluk denetçisi ise, ana şirketin genel kurulunca
seçilir. Denetçinin, her faaliyet dönemi için ve her hâlde görevini yerine getireceği faaliyet
dönemi bitmeden seçilmesi gerekir. Seçimden sonra, yönetim kurulu, gecikmeksizin
denetleme görevini hangi denetçiye verdiğini ticaret siciline tescil ettirir ve Türkiye Ticaret
Sicili Gazetesi ile internet sitesinde ilân eder ( m. 399/1).
Sicili Gazetesi ile internet sitesinde ilân eder ( m. 399/1).
Faaliyet döneminin dördüncü ayına kadar denetçi seçilememişse, denetçi yönetim
kurulunun, her yönetim kurulu üyesinin veya herhangi bir pay sahibinin istemi üzerine,
Şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından atanır ( m.
399/6). Aynı hüküm, seçilen denetçinin görevi reddetmesi veya feshetmesi, görevlendirme
kararının iptali veya butlanı veya denetçinin kanuni sebeplerle veya diğer herhangi bir
nedenle görevini yerine getirememesi veya görevini yapmaktan engellenmesi hallerinde de
uygulanır ( m. 399/6).
Burada bir hususu belirtmek de gerekmektedir. 399. maddenin birinci fıkrasında
denetçinin, “her faaliyet dönemi için ve her hâlde görevini yerine getireceği faaliyet dönemi
bitmeden seçilmesi gerekir” denildikten sonra, aynı maddenin 6. fıkrasında “denetçinin
faaliyet döneminin dördüncü ayına kadar denetçi seçilememişse, denetçi yönetim kurulunun,
her yönetim kurulu üyesinin veya herhangi bir pay sahibinin istemi üzerine, Şirketin
merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından atanır” ibaresi, genel
kurulun 4 ay içinde denetçi seçmesi zorunluluğunda olduğu ve her iki fıkra düzenlemesi
arasında bir çelişki olduğu izlemini uyandırmaktadır. Ancak, bu iki düzenlemeyi birlikte şu
şekilde yorumlamak gerekir: Genel kurul 4 ay içinde denetçi seçimini gerçekleştirmezse, 4
aydan sonra da bu seçimi yapabilir. Ancak bu durumda, artık yönetim kurulunun, her
yönetim kurulu üyesinin veya herhangi bir pay sahibinin denetçi atanması için mahkemeye
başvurma hakkı da doğacaktır.
g. Denetçinin Görevden Alınması (m. 399/4)
Yeni TTK’nın getirmiş olduğu sistemde denetçinin görevden alınması ancak mahkeme
kararı ile mümkün olmaktadır. Buna göre, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye
ticaret mahkemesi,
a) Yönetim kurulunun,
b) Sermayenin yüzde onunu, halka açık şirketlerde esas veya çıkarılmış sermayenin
yüzde beşini oluşturan pay sahiplerinin, istemi üzerine, ilgilileri ve seçilmiş denetçiyi
dinleyerek, seçilmiş denetçinin şahsına ilişkin haklı bir sebebin gerektirmesi, özellikle de onun
taraflı davrandığı yönünde bir kuşkunun varlığı hâlinde, başka bir denetçi atayabilir. Bu dava,
denetçinin seçiminin Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilânından itibaren üç hafta içinde
h. Denetçinin Sözleşmeyi Feshetmesi (m. 399/8).
Denetçi, denetleme sözleşmesini sadece haklı bir sebebin varlığında veya görevden
alınma davası açılmışsa feshedebilir. Fıkrada, nelerin haklı sebep sayılmayacağı özellikle
belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasındaki, görüş yazısına ilişkin fikir ayrılıkları, görüş
yazısına ilişkin sınırlama veya kaçınma, haklı sebep sayılamaz. Denetçinin fesih bildiriminin
yazılı ve gerekçeli olması gerekir. Denetçi fesih tarihine kadar elde ettiği sonuçları genel
kurula sunmakla yükümlü olup, bu sonuçlar bir rapor halinde genel kurula verilir.
Denetçi fesih ihbarında bulunduğu takdirde yönetim kurulu hemen bir denetçi seçer ve
fesih ihbarını genel kurulun bilgisine, seçtiği denetçiyi de aynı genel kurulun bilgisine sunar
(m. 399/9).
i. Denetim Raporu
YTTK’nın 402. maddesinde denetçinin, denetim faaliyetinin sonucunu bir raporda
açıklaması düzenlenmiştir. Bu denetim raporunda hangi hususların yer alacağı maddede
ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. Genel itibarıyla bakılacak olursa, denetçi raporunun, yapılan
denetimin türü, kapsamı, niteliği ve sonuçları hakkında, gereken açıklıkta, anlaşılır, basit bir
dille yazılmış ve geçmiş yılla karşılaştırmalı olarak hazırlanmış, finansal tabloları konu alacak
şekilde düzenlenmiş olması gerekir. Denetçi, değerlendirme yaparken şirketin, denetliyorsa
ana şirketin ve topluluğun, finansal tablolarını esas alır. Şirketin ve topluluğun varlığını
sürdürebilmesinin şartları ile gelişmesi hakkında yönetim kurulunun yaptığı irdelemeleri
Türkiye Denetim Standartlarında öngörülmüş bulunan ilgili çalışma ve raporlama
standartlarının gösterdiği çerçevede değerlendirir ve maddede düzenlenen diğer hususlara
raporunda yer verir.
Yeni TTK, 403. maddesinde denetçinin denetim sonucunu bir görüş yazısıyla
belirtmesini öngörmüştür. Bu yazı, denetimin konusu, türü, niteliği ve kapsamı yanında,
denetçinin, denetimin sonucuna ilişkin değerlendirmesini de içerir. Maddede denetçinin üç
tür görüş belirtebileceği veya kaçınma yazısı düzenleyebileceği hüküm altına alınmıştır. Bu
görüş yazı önemi, şirket yönetimine etki edebilecek olmasında kendini
Denetçi denetim faaliyeti sonucunda olumlu görüş, sınırlandırılmış olumlu görüş veya
olumsuz görüş yazılarından birini düzenlemelidir . Bunlara alternatif olarak denetçi, görüş
bildirmekten de kaçınabilir (YTTK. m. 403/4-5).
Olumlu görüş yazısında denetçi, denetimde herhangi bir aykırılık belirlemediğini,
şirketin veya topluluğun finansal tablolarının standartlara uygun ve doğru olduğunu şirketin
ve topluluğun malvarlığıyla finansal durumuna ve kârlılığa ilişkin resmin gerçeğe uygun
bulunduğunu ve gerçeği dürüst bir şekilde yansıttığını açıklar. Görüş yazısında ayrıca,
j. Görüş Yazıları
yönetim kurulunun sorumluluğunu gerektirecek bir durumun mevcut olmadığına, varsa
sorunlara da işaret edilir.
Sınırlandırılmış olumlu görüş ise, finansal tabloların yetkili kurullarca düzeltilebileceği
durumlarda ve finansal tablolarda açıklanmış bulunan sonuca etkisi sınırlı olan aykırılıkların
varlığında verilir. Sınırlamanın konusu, kapsamı ve düzeltmenin nasıl yapılabileceği yazıda
açıkça gösterilmelidir.
Denetçi, denetim faaliyeti sonunda çekinceleri varsa olumsuz görüş verebilir.
Denetçi, denetlemenin bu Kanunun denetlemeye ilişkin hükümlerine uygun olarak
yapılmasına ve sonuçlara varılmasına imkân vermeyen ölçüde belirsizliklerin bulunması veya
şirket tarafından denetlemede önemli kısıtlamaların yapılmış olması durumunda, delillerini
göstermek zorunda olmaksızın, ancak gerekçelerini açıklayarak görüş vermekten kaçınabilir.
Kaçınma, olumsuz görüşün sonuçlarını doğurur.
Olumsuz görüş yazılan veya görüş verilmesinden kaçınılan durumlarda, genel kurul,
söz konusu finansal tabloları esas alarak, açıklanan kâr veya zarar ile doğrudan veya dolaylı
olarak ilgili bulunan herhangi bir karar alamaz. Örneğin, kârın dağıtılmasına ilişkin bir karar
alması mümkün değildir. Bu hâllerde yönetim kurulu, görüş tarihinden itibaren dört iş günü
içinde, genel kurulu toplantıya çağırır ve toplantı tarihinde geçerlilik kazanacak şekilde istifa
eder. Genel kurul yeni bir yönetim kurulu seçer. Bu kurul altı ay içinde, kanuna, esas
sözleşmeye ve standartlara uygun finansal tablolar hazırlatır ve denetleme raporu ile birlikte
genel kurula sunar. Bu düzenlemeye aykırı hareket edilmesi hakkında bir cezai yaptırım Yeni
TTK’da öngörülmemiştir. Bunun amacı, (bu hükmün anonim şirketler gibi limited şirketlerde
de uygulanacağı dikkate alınarak) en kısa sürede şirketlerin denetim sonucunda olumlu rapor
alabilecek şekilde yeni denetim hükümlerini benimseyip uygulamalarını sağlamaktır.
k. Denetçinin Sorumluluğu
Denetçinin sorumluluğu YTTK’da iki ayrı yerde düzenlenmiştir. Bunlardan biri
Kanunun 404. maddesinde düzenlenen denetçinin sır saklama yükümünü ihlalden doğan
sorumluğu, diğeri de anonim şirketlerde sorumluluk rejimini “Hukuki Sorumluluk” başlığı
altında düzenleyen Onbirinci Bölümdeki 554. maddede hükme bağlanan genel sorumluluk
halidir.
1. Denetçinin Sır Saklama Yükümünü İhlal Etmesinden Doğan Sorumluluğu (m. 404)
Denetçi, işlem denetçisi ve özel denetçi, bunların yardımcıları ve bağımsız denetleme
kuruluşunun denetleme yapmasına yardımcı olan temsilcileri, denetimi dürüst ve tarafsız bir
şekilde yapmak ve sır saklamakla yükümlüdürler. Faaliyetleri sırasında öğrendikleri,
denetleme ile ilgili olan iş ve işletme sırlarını izinsiz olarak kullanamazlar. Kasten veya ihmal
ile (kusurlu bir şekilde) yükümlerini ihlal edenler şirkete ve zarar verdikleri takdirde bağlı
şirketlere karşı sorumludurlar. Zarar veren kişi birden fazla ise sorumluluk müteselsildir.
Maddenin bu ifadesinde, iş ve işletme sırrından ne anlaşılması gerektiği, hangi
unsurların varlığı halinde denetleme faaliyeti sırasında öğrenilen bilgilerin sır niteliğinde
olduğu açıklanmamıştır. Bu muğlâklığın giderilmesi açısından en azından bir bilginin sır olarak
nitelendirilmesi için gerekli genel nitelikte kriterlerin maddede düzenlenmesi gerektiği
kanaatini taşımaktayız.
Sır saklama yükümünün ihlali halinde uygulanacak yaptırım aynı maddenin ikinci
fıkrasında düzenlenmiştir. Buna göre, sır saklama yükümünün yerine getirilmesinde ihmâli
bulunan kişiler hakkında, verdikleri zarar sebebiyle, her bir denetim için yüzbin Türk Lirasına,
pay senetleri borsada işlem gören anonim şirketlerde ise üçyüzbin Türk Lirasına kadar
tazminata hükmedilebilir (SINIRLANDIRILMIŞ TAZMİNAT). Burada önemle vurgulanması
gereken husus, maddede düzenlenen sınırlandırılmış tazminatın ancak sır saklama
yükümünün ihmal suretiyle ihlal edilmesi halinde uygulanacağıdır. Eğer sır saklama yükümü
kasten ihlal edildi ise, bu takdirde uğranılan zararın tamamı sorumluluk kapsamındadır.
Maddede düzenlenen bu sorumluluk hükümlerinin sözleşmeyle kaldırılması ve
daraltılması mümkün değildir; ancak genişletilmesi mümkündür. Denetçinin sır saklamadan
doğan sorumluğu için maddede, beş yıllık bir zamanaşımı süresi öngörülmüştür.
Sır saklama yükümü bağımsız denetleme kurumunun YK üyelerini ve çalışanlarını da
kapsar.
m. Denetçinin Genel Olarak Sorumluluğu (m. 554)
Şirketin ve şirketler topluluğunun yıl sonu ve konsolide finansal tablolarını,
raporlarını, hesaplarını denetleyen denetçi; şirketin kuruluşunu, sermaye artırımını,
azaltılmasını, birleşmeyi, bölünmeyi, tür değiştirmeyi, menkul kıymet ihracını veya herhangi
bir diğer şirket işlem ve kararını denetleyen işlem denetçisi ve özel denetçiler; kanunî
görevlerinin yerine getirilmesinde kusurlu hareket ettikleri takdirde, hem şirkete hem de pay
sahipleri ile şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarar dolayısıyla sorumludur. Sır saklama
yükümlülüğünün ihmal yoluyla ihlalinin aksine, genel olarak sorumlulukta, denetçinin
sorumluluğu sınırlandırılmamıştır. Ayrıca denetçinin genel sorumluluğunda, yönetim kurulu
üyelerinin sorumluluğundan farklı olarak, kusuru, iddia eden ispatlayacaktır (YTTK.m. 554).
IV. Genel Kurul 61
Genel Kurulun Toplanması: Genel kurulun toplantıya daveti konusunda, mevcut
davet araçlarına, şirketin internet sitesinde yapılacak duyuru da eklenmiştir. Genel kurul
toplantısı öncesinde pay sahiplerinin inceleme hakları, genel kurul toplantısına komiserin
katılımı, gündeme bağlılık ilkesi ve çağrısız toplantıya ilişkin kurallar ilke olarak mevcut TTK’ya
paralel olarak düzenlenmektedir. Yeni TTK, genel kurula ilişkin belgelerin internet sitesinde
yayımlanmasını öngörerek ve bağımsız denetimi zorunlu tutarak, inceleme ve bilgi alma
haklarını önemli ölçüde güçlendirmiş; genel kurula katılım konusu üzerinde ayrıntılı olarak
durmuştur. Hazır bulunanlar listesi, pay sahiplerinin temsili, yetersayılar ve pay sahipliği
haklarının içeriği, yenilenen konuları oluşturmaktadır. Ayrıca Kanun, elektronik ortamda
genel kurul toplanmasına olanak tanımaktadır (YTTK. m. 1525).
Organların Katılımı: Murahhas üyelerle en az bir yönetim kurulu üyesinin genel kurul
toplantısında hazır bulunmaları şarttır (YTTK.m. 407/2). Diğer yönetim kurulu üyeleri genel
kurul toplantısına katılabilirler. Denetçi ve kendilerini ilgilendiren konularda işlem denetçisi
genel kurulda hazır bulunur. Üyeler ve denetçiler görüş bildirebilirler. Pay sahipleri,
yöneticilerden şirketin yönetimi, denetçilerden ise denetim sırasında gözlemledikleri
hususlar (denetimin sonuçları) konusunda bilgi alabilecektir.
Genel Kurulun Münhasır Yetkileri: Mevcut sistemde olduğu gibi yeni TTK’da da
yönetim kurulu üyelerinin seçimi, ibra edilmesi ve azli, finansal tabloların onanması, şirketin
feshine karar verilmesi v.b. hususlar yine genel kurulun münhasır yetkilerindendir. Yeni TTK,
bu münhasır yetkilere önemli miktarda şirket varlığının toptan satışını da eklemiştir. Bu
konuda yönetim kurulu tek başına hareket edemeyecek, genel kurulun onayını almak
zorunda kalacaktır (YTTK. m. 408).
Yetersayılar: Yeni sistemde olağan yetersayılarda bir değişiklik öngörülmemekte, bazı
özellikli konulara (rüçhan hakkının kısıtlanması) ve esas sözleşme değişikliklerine ilişkin
kararlardaki yetersayılar ise değiştirilmektedir (YTTK. m. 421, 461/2). Buna göre işletme
konusunun değiştirilmesi sonradan pay devrinin sınırlandırılması ve sonradan imtiyaz
yaratılmasında % 75 oranında karar yetersayısı aranacak (YTTK. m. 421); borsa şirketlerinin
sermayenin artırılması ve kayıtlı sermaye tavanının yükseltilmesine ilişkin esas sözleşme
değişiklikleri ile birleşmeye, bölünmeye ve tür değiştirmeye ilişkin kararlar, olağan
yetersayılarla alınacaktır. Diğer yandan, pay sahiplerinin rüçhan haklarının kısıtlanması, ancak
haklı sebeplerin varlığı halinde ve sermayenin % 60′ının olumlu oyuyla mümkün olacaktır
(YTTK. m. 461/2).
Elektronik Genel Kurul: Yeni TTK, genel kurulun elektronik ortamda toplanmasına
zemin oluşturacak bir düzenlemeye yer vermiştir (YTTK. m. 1527). Bu husustaki ayrıntıları,
Bakanlık düzenleyecektir.
V. Pay sahipliği Hakları
Genel Kurula Katılma Hakkı: Diğer pay sahipliği haklarının kullanılmasına zemin
oluşturan temel haktır. Yeni TTK, toplantıya davet mekanizmalarında bilgi toplumunu
devreye sokarak ve temsil mekanizmalarını zenginleştirerek bu hakka işlerlik
kazandırmaktadır. Diğer yandan, Yeni TTK, genel kurulda pay sahibinin temsili meselesini çok
geniş olarak düzenlemiştir. Pay sahibi, genel kurula bizzat katılabileceği gibi, vekalet
sözleşmesi hükümlerine göre atayacağı bir temsilciye, hisse senetlerini saklattığı tevdi
temsilcisine, şirketin inisiyatifiyle atanan organın temsilcisine veya bağımsız temsilciye ya da
pay sahibi inisiyatifiyle ortaya çıkan kurumsal temsilciye de kendisini temsil ettirebilir
(YTTK.m. 427-432).
Oy Hakkı: Yeni TTK, oy hakkı konusunda kapsamlı yenilikler getirmektedir.
İlk olarak oy hakkının payların itibari değeriyle orantılı olarak kullanılacağı açıkça
belirtilmiştir (YTTK. m. 434/1).
İkinci olarak mevcut sistemde geçerli olan “her paya en az bir oy” kuralı terk
edilmiştir. Şirketler, isteğe bağlı olarak bu sistemi muhafaza edebilecekleri gibi, pay sahibi
başına en az bir oy sistemini de uygulamaya koyabileceklerdir.
Üçüncü olarak, oy hakkının, sermaye taahhüdünde bulunulmasıyla değil, kanunen
veya esas sözleşmeyle belirlenmiş en az tutarın ödenmesiyle doğacağı kuralı getirilmiştir
(YTTK. m. 435).
Oyda İmtiyaz: Dördüncü olarak, oyda imtiyazın sadece aynı itibari değeri taşıyan
paylara farklı oy hakkı tanıyarak yaratılabileceği öngörülmüştür. Başka bir yöntemle oyda
imtiyaz yaratılmasının önüne geçilmiştir. Ayrıca oyda imtiyaz, pay başına onbeş oyla
sınırlandırılmıştır (YTTK. m. 479). Kurumsallaşma veya başkaca haklı sebepler, mahkeme
kararıyla bu sayının artırılmasına ve koşulları oluştuğunda yeniden onbeşe veya altına
indirilmesine yol açabilir. Oyda imtiyaz, esas sözleşme değişikliklerinde, işlem denetçisinin
seçiminde ve ibra ve sorumluluk davasının açılmasında etkisiz kalacaktır.
İnceleme ve Bilgi Alma Hakkı: Yeni TTK’nın getirdiği en önemli yeniliklerden biri, pay
sahibinin inceleme ve bilgi alma haklarına işlerlik kazandırılmasıdır (YTTK. m. 437). Her pay
sahibi, genel kuruldan önce finansal tabloları, konsolide finansal tabloları, yönetim kurulunun
yıllık faaliyet raporunu, denetleme raporlarını ve yönetim kurulunun kâr dağıtım önerisini
inceleme hakkına sahiptir. Pay sahibi bilgi alma hakkını ise genel kurulda kullanacaktır. Bu
hakkın sınırlarını şirketin ticari sırları ve ortaklık menfaati oluşturur. Bu sınırlar dahilinde pay
sahibinin bilgi alma hakkının engellenmesi halinde, mahkeme etkin bir biçimde devreye
girecek ve bilgi akışını sağlayacaktır.
Rüçhan Hakkı: Uygulamada kolaylıkla bertaraf edilmekte olan rüçhan hakkı, yeni
sistemde oldukça güçlendirilmiştir. Rüçhan hakkı, ancak haklı sebeplerin varlığında ve esas
sermayenin en az % 60′ının oyuyla kısıtlanabilecektir. Halka arz, işletmenin devralınması,
işçilerin şirkete katılımı, haklı sebebe örnek olarak Kanunda sayılmıştır (YTTK. m. 461).
Genel Kurul Kararının Geçersizliğine İlişkin Davalar: Genel kurul kararlarının
geçersizliği, yokluk, kesin hükümsüzlük ve iptal edilebilirlik şeklinde ortaya çıkmaktadır.
Kanun mevcut sistemdeki ilkeleri korumakta, kesin hükümsüz genel kurul kararlarını sayarak
kesin hükümsüzlük halleri ile iptal edilebilirlik hallerini ayrıştırma yoluna gitmektedir (YTTK.
m. 447). Kanunda örnek olarak sayılan kesin hükümsüzlük halleri, şunlardır:
a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan
vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran,
b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü
dışında sınırlandıran,
c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı
borçlanma yasağının, bağımsız denetimin ve dolaylı olarak haklı sebeple fesih davasının pay
sahibinin daha çok kâr elde etmesine hizmet edeceği değerlendirilmektedir. Bunun ötesinde
Kanunun getirdiği yeniliklerden biri de, kâr payı avansıdır (YTTK. m. 509/3). Şirketin kârlılığı
öngörülüyorsa, ortaklara dağıtalacak kâr payı avansı, ortağın ödünç alma yasağının
yaratacağı fiili sıkıntıları kısmen de olsa ortadan kaldıracaktır.
Azlık Haklarına Bakış: Yeni TTK azlık haklarına özel bir önem izafe etmektedir. İlk
olarak, finansal tabloların görüşülmesini erteletme hakkı, yeni TTK’da da yer bulmakta; ilk
toplantıda ertelemeye yol açan hususlar ikinci toplantıda dürüst resim ilkesine uygun bir
biçimde aydınlığa kavuşturulmazsa, ikinci kez erteleme gündeme gelmektedir (YTTK. m. 420).
olan kararlar.
şeffaflaşmanın, ortakların ve yöneticilerin
Genel kurulu toplantıya çağırma ve gündeme madde ekletme hakları, belirli sürelere
ve noter yoluyla bildirime bağlanmıştır (YTTK. m. 411). Azlık hakları açısından artık şirket
denetçisinin (murakıbın) bulunmadığı dikkate alındığında, mahkemenin etkin bir biçimde
devreye girmesi kaçınılmazdır. Bu davalarda, azlığın YTTK. m. 411 hükümlerinde öngörülen
gereklerin yerine getirildiğini (süreler ve noterden bildirim) ve gerektirici sebepleri
kanıtlaması gerekmektedir.
Özel denetçi isteme hakkı, kanunda yeni bir bakış açısıyla düzenlenmiştir (YTTK. m.
438-444). Özel denetçi atanmasını genel kurulda tek bir paya sahip olan pay sahibi dahi
talep edebilecektir. Ancak genel kurulun bu talebi reddetmesi halinde mahkemeye azlığın
başvurması gerekmektedir. Özel denetçi atanması isteminin genel kurul tarafından kabul
edildiği durumlarda da, reddedildiği durumlarda da, özel denetçi mahkeme tarafından
atanacaktır. Özel denetçinin bilgi alma hakkı, kanunla güvence altına alınmıştır (YTTK. m.
441). Özel denetçi, özel denetimin sonuçlarına ilişkin yönetim kurulunun görüşünü de alarak
raporunu hazırlar ve mahkemeye sunar. Mahkemeye özel denetimde etkin görevler
yüklenmektedir. Yeni sistemin özel denetime yüklediği işlevler, sorumluluk mekanizmalarının
sağlıklı bir biçimde işletilmesine hizmet edecektir.
Yeni TTK, pay senetlerinin bastırılmasına ilişkin kuralları korumakta; hamiline yazılı
pay senetlerinin pay bedellerinin ödenmesinden itibaren üç ay içinde bastırılmasını yönetim
kuruluna bir görev olarak yüklemekte (TTK.m. 486/2) ve azlığa nama yazılı pay senetlerinin
bastırılması isteminde bulunma hakkını aynı hükümde tanımaktadır. Ancak mevcut
uygulamada olduğu gibi, Yeni TTK düzeninde de geçici ilmühaber çıkarılmasına imkan
tanınmaktadır.
Yeni TTK’nın getirdiği en etkin azlık haklarından biri de şirketin haklı sebeple feshini dava
etme hakkıdır (YTTK.m. 531). Buna ilişkin bilgileri, anonim ortaklıkların sona ermesine ilişkin
değerlendirmelerimizde sunacağız.
VI. Esas Sözleşme Değişiklikleri, Sermaye Artırımı ve Azaltılması
Genel kurul, aksine esas sözleşmede hüküm bulunmadığı takdirde, kanunda
öngörülen şartlara uyarak, esas sözleşmenin bütün hükümlerini değiştirebilir; müktesep ve
vazgeçilmez haklar saklıdır (YTTK. m. 452/1). Yeni TTK, sermayenin önemsiz bir kısmı eksik
kaldığında dahi dış kaynaklardan artırıma izin vermekte (YTTK. m. 456/1), sermaye
artırımında dış kaynaklardan artırımı ve iç kaynaklardan artırımı daha kapsamlı bir biçimde
düzenlemekte (YTTK. m. 459-462); kayıtlı sermaye sisteminde yönetim kurulunun sermaye
artırımındaki yetkilerini ortaya koymakta (YTTK. m. 460) ve şarta bağlı sermaye artırımını
geniş bir biçimde (YTTK. m. 463-472) düzenlemektedir.
Şarta bağlı sermaye artırımının, anasözleşmede dayanağının bulunması gerekir. Şirket
bu dayanağa istinaden borçlanma senetleri çıkarır; bunları öncelikle ortaklarına teklif etmek
kaydıyla, çalışanlarına ve alacaklılarına tahsis eder. Borçlanma senetlerini edinenler vadede
seçimlik haklarını kullanarak bu borçlanma senetleri karşılığında para mı yoksa pay senedi mi
alacaklarını şirkete bildirirler. Bu bildirimlere göre sermaye artırımının kapsamı açıklığa
kavuşur ve sermaye artırımı icra ed
Yeni TTK, sermaye azaltımı _ güvenilir kurallara bağlamaktadır (YTTK. m.
473-475). Gerek sermaye artırımı, gerek sermaye azaltımı, işlem denetimine tabidir. İşlem
…… ;i, şirket malvarlığının korunmasını güvence altına almaktadır.
, , , , e alacağın temliki hükümlerinin geçerli olması, hamiline yazılı pay
senetlerinin sermayenin tamamı ödenmeden çıkarılamaması, nama yazılı payların ciro ve
teslimle, hamiline yazılı pay senetlerinin sadece teslimle geçmesi, nama yazılı paylarda, pay
sahipliğinin şirkete karşı pay defterine kayıtla kazanılması kuralları, yeni TTK tahtında da
geçerlidir (YTTK. m. 484-492).
Yeni TTK ile hamiline yazılı pay senetlerinin bastırılması zorunlu kılınmış; azlığın istemi
halinde şirket, nama yazılı pay senetlerinin bastırılmasıyla yükümlü tutulmuştur (YTTK. m.
486). Şirketin pay senedi yerine ilmühaber düzenlemesi imkanı da muhafaza edilmiştir (YTTK.
m. 486/2).
Limited ortaklıkların aksine anonim ortaklıklarda payın devrinin yasaklanması
mümkün değildir. Payın devrinin kısıtlanması ise, payın devredilebilirliğini zedelemektedir. Bu
nedenle, YTTK.m. 493 vd. hükümleri, “pay devrinin kısıtlanmasını” kısıtlamıştır. Bu hükümler
uyarınca;
1. Borsaya kote olan paylar ile borsaya kote olmayan paylarda pay devri kısıtlamaları
farklı anlayışlarla düzenlenmiştir.
2. Borsaya kote olmayan paylarda, yönetim kurulu, payın devrine, ancak önemli bir
sebebin varlığında onay vermekten kaçınabilir. Önemli sebep, şirketin
bağımsızlığını sürdürmesiyle veya işletme konusunu sürdürmesiyle ilintili olabilir.
3. Önemli sebebin bulunmadığı durumlarda, yönetim kurulu , payı devralandan payı67
kendi adına ve hesabına alıp almadığını sorabilir Payı devralan payı kendi adına ve
hesabına aldığını lbeyan ‘etmezse, yönetim kurulu yine onay vermekten
kaçınabilir.
4. Bu iki koşulun mevcut bulunmadığı durumlarda, şirkete bir ek imkan daha
tanınmıştır: Şirket, devredene payların gerçek değerini ödeyerek, payları kendisi,
bir ortağı veya bir üçüncü kişi hesabına satın alabilir.
5. Borsaya kote olan paylarda ise, yönetim kurulu, ancak sermayenin belirli bir
yüzdesinin aşılmasına yol açan devralmalara onay vermekten kaçınabilir.
VIII.. Finansal Tablolar, YK’nın Yıllık Faaliyet Raporu ve Yedek Akçeler
Yönetim kurulu, geçmiş hesap dönemine ait, Türkiye Muhasebe Standartlarında
öngörülmüş bulunan finansal tablolarını, eklerini ve yönetim kurulunun yıllık faaliyet
raporunu, bilanço gününü izleyen hesap döneminin ilk üç ayı içinde hazırlar ve genel kurula
sunar (YTTK. m. 514). Finansal tablolar, dürüst resim ilkesine uygun bir biçimde
hazırlanacaktır (YTTK. m. 515).
Küçük ölçekteki şirketler ile merkezleri yurt dışında bulunan şirketlerin Türkiye’deki
şubelerinin yayımlayacakları özet finansal tablolarının içeriği Kamu Gözetimi, Muhasebe ve
Denetim Standartları Kurumu tarafından belirlenir.
Yeni TTK, yıllık faaliyet raporu üzerinde önemle durmakta, yıllık faaliyet raporunun
içerdiği finansal bilgilerin finansal tablolarla örtüşmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Yıllık
faaliyet raporunun içeriğinde şu hususlar yer almalıdır (YTTK. m. 516):
1. Şirketin, o yıla ait faaliyetlerinin akışı ile her yönüyle finansal durumunun, doğru,
eksiksiz, dolambaçsız, gerçeğe uygun ve dürüst bir şekilde yansıtılması.
2. Finansal tablolara göre finansal durum değerlendirilir. Şirketin gelişmesine ve
karşılaşması muhtemel riskler, bu konulara ilişkin yönetim kurulunun
değerlendirmesi.
3. Faaliyet yılının sona ermesinden sonra şirkette meydana gelen ve özel önem
taşıyan olaylar.
4. Şirketin araştırma ve geliştirme çalışmaları.
5. Yönetim kurulu üyeleri ile üst düzey yöneticilere ödenen ücret, prim, ikramiye gibi
mali menfaatler, ödenekler, yolculuk, konaklama ve temsil giderleri, ayni ve nakdî
imkânlar, sigortalar ve benzeri teminatlar.
Şirketin kanuni yedek akçeleri, genel kanuni yedek akçe ve özel yedek akçe (şirketin
kendi paylarını edinmesi nedeniyle ayırmakla yükümlü olduğu yedek akçe ve yeniden
değerleme fonu) olarak ayrıma tabi tutulmuştur (YTTK. m. 519-520). İsteğe bağlı yedek
akçeler ve çalışanlar lehine ayrılan fonlar da açık hükümlerle Kanunda düzenlenmiştir (YTTK.
m. 521- 522). Kâr ile yedek akçeler arasındaki ilişki, şu şekilde ortaya konulmuştur (YTTK. m.
523):
“1)Kanuni ve esas sözleşmede öngörülen isteğe bağlı yedek akçeler ayrılmadıkça pay
sahiplerine dağıtılacak kâr payı belirlenemez.
(2) Genel kurul;
a) Aktiflerin yeniden sağlanabilmesi için gerekliyse,
b) Bütün pay sahiplerinin menfaatleri dikkate alındığında, şirketin sürekli gelişimi ve
olabildiğince kararlı kâr payı dağıtımı yönünden haklı görülüyorsa,
Kanunda ve esas sözleşmede öngörülenlerden başka yedek akçe ayrılmasına da karar
verebilir.
(3) Esas sözleşmede hüküm bulunmasa bile, genel kurul, şirketin işçileri için yardım
sandıkları ve diğer yardım örgütleri kurulması veya bunların sürdürülebilmesi amacıyla veya
diğer yardım ve hayır amaçlarına hizmet etmek üzere, bilanço kârından yedek akçe
ayırabilir.”
Her pay sahibi, kanun ve esas sözleşme hükümlerine göre pay sahiplerine dağıtılması
kararlaştırılmış net dönem kârına, payı oranında katılma hakkını haizdir. Şirketin sona ermesi
hâlinde her pay sahibi, esas sözleşmede sona eren şirketin malvarlığının kullanılmasına ilişkin
başka bir hüküm bulunmadığı takdirde, tasfiye sonucunda kalan tutara payı oranında katılır
(YTTK. m. 507/1). İmtiyazlar saklıdır (YTTK. m. 507/2).
Esas sözleşmede aksine bir hüküm yoksa, kâr ve tasfiye payı pay sahibinin sermaye
payı için şirkete yaptığı ödemelerle orantılı olarak hesap edilir (YTTK. m. 508/1). Kâr payı
ancak net dönem kârından ve serbest yedek akçelerden dağıtılabilir. Kâr payı avansı,
Sermaye Piyasası Kanununa tabi olmayan şirketlerde, Gümrük ve Ticaret Bakanlığının bir
tebliği ile düzenlenecektir (YTTK. m. 509).
IX. Kârın ve Tasfiye Payının Tespiti, Hesaplanması ve Dağıtımı
Haksız yere ve kötü niyetle kâr payı veya hazırlık dönemi faizi alan pay sahipleri,
bunları geri vermekle yükümlüdür. Yönetim kurulu üyelerinin kazanç payları hakkında da aynı
hüküm uygulanır. Geri alma hakkı, paranın alındığı tarihten itibaren beş yıl geçmekle
zamanaşımına uğrar (YTTK. m. 512).
Şirketin iflası hâlinde, yönetim kurulu üyeleri şirket alacaklılarına karşı, iflasın
açılmasından önceki son üç yıl içinde kazanç payı veya başka bir ad altında hizmetlerine
karşılık olarak aldıkları ve fakat uygun ücreti aşan ve bilanço uygun bir ücret miktarına göre
tedbirli bir tarzda düzenlenmiş olsaydı ödenmemesi gereken paraları geri vermekle
yükümlüdürler (YTTK. m. 513).
X. Sona Erme ve Tasfiye
Ortak sayısının azalması, sona erme sebebi olmaktan çıkmıştır. Anonim şirketin sona
erme sebepleri şunlardır :
1. YTTK. m. 529′da Öngörülen
a) Sürenin sona ermesine rağmen işlere fiilen devam etmek suretiyle belirsiz süreli hâle
gelmemişse, esas sözleşmede öngörülen sürenin sona ermesi,
b) İşletme konusunun gerçekleşmesiyle veya gerçekleşmesinin imkânsız hâle gelmesi,
c) Esas sözleşmede öngörülmüş herhangi bir sona erme sebebinin gerçekleşmesi,
d) 421. maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarına uygun olarak alınan genel kurul kararı,
e) İflasına karar verilmesi,
f) Kanunlarda öngörülen diğer hâller.
2. Organsızlık (YTTK. m. 530) Organsızlık hususunda mevcut TTK. m. 435 uyarınca geçerli
olan hükümler (organ olmaktan çıkarılan denetçi hariç), yeni Kanunda da muhafaza
edilmektedir.
3. Haklı Sebeple Fesih (YTTK.m. 531) İlk kez Kanunda öngörülmektedir. Azlık açısından
şirkette pay sahibi olarak kalmanın katlanılmaz hale geldiği durumlarda açılır. Hakim,
haklı sebep mevcutsa, şirketi feshetmek yerine davacının payının şirkete devri veya kârın
dağıtımı gibi kararlar alarak taraflar arasındaki menfaat ihtilafını gidermeye yetkilidir. Bu
tür telafi mekanizmaları uygulanamayacak durumda ise, hakim son çare olarak şirketin
feshine karar verecektir.
XI.. Cezai Hükümler
Yeni TTK’da cezai hükümler, haksız rekabet açısından YTTK. m. 62-63 hükümlerinde,
genel olarak da YTTK.m. 562-563 hükümlerinde düzenlenmiştir:
“A) Suç ve Cezalar
MADDE 562-(1)Bu Kanunun;
a) 64 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki defter tutma yükümünü yerine getirmeyenler,
b) 64 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca belgelerin kopyasını sağlamayanlar,
c) 64 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca gerekli onayları yaptırmayanlar,
d) 65 inci maddesine uygun olarak defterlerini tutmayanlar,
e) 66 ncı maddesine aykırı hileli envanter çıkaranlar,
f) 86 ncı maddesine göre belgeleri ibraz etmeyenler,
ikiyüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılırlar.
(2) Bu Kanunun 88 inci maddesine aykırı hareket edenler yüz günden üçyüz güne kadar
adli para cezasıyla cezalandırılırlar.
(3)Bu Kanunun 199 uncu maddesinin birinci ve dördüncü fıkralarına aykırı hareket edenler
iki yıla kadar hapis ve adli para cezasıyla cezalandırılırlar.
(4) Bu Kanun hükümlerine göre tutulmakla veya muhafaza edilmekle yükümlü olunan
defter, kayıt ve belgeler ile bunlara ilişkin bilgileri, denetime tabi tutulan gerçek veya tüzel
kişiye ait olup olmadığına bakılmaksızın, 210 uncu maddenin birinci fıkrasına göre denetime
yetkili olanlarca istenmesine rağmen vermeyenler veya eksik verenler ya da bu denetim
elemanlarının görevlerini yapmalarını engelleyenler, fiilleri daha ağır cezayı gerektiren başka
bir suç oluşturmadığı takdirde, üç aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar.
(5) Bu Kanunun;
a) 349 uncu maddesine aykırı beyanda bulunan kurucular,
b) 351 inci maddesine aykırı rapor veren kurum denetçisi,
c) 358 inci maddesine aykırı olarak şirkete borçlananlar,
d) 395 inci maddesine aykırı olarak şirkete borçlananlar,
üçyüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılırlar.
(6) Bu Kanunun 524 üncü maddesindeki ilanı yaptırmayanlar ikiyüz günden az olmamak
üzere adli para cezasıyla cezalandırılırlar.
(7) Bu Kanunun 527 nci maddesine aykırı hareket edenler, Türk Ceza Kanununun 239 uncu
maddesi hükümlerine göre cezalandırılırlar.
(8) Bu Kanunun 549 uncu maddesine aykırı hareket edenler, bir yıldan üç yıla kadar hapis
cezasıyla cezalandırılırlar.
(9) Bu Kanunun 550 nci maddesine aykırı hareket edenler üç aydan iki yıla kadar hapis
veya adli para cezasıyla cezalandırılırlar.
(10) Bu Kanunun 551 inci maddesine aykırı hareket edenler üç aydan iki yıla kadar hapis
cezasıyla cezalandırılırlar.
(11) Bu Kanunun 552 nci maddesine aykırı hareket edenler altı aya kadar hapis cezasıyla
cezalandırılırlar.
(12) Bu Kanunun 1524 üncü maddesinde öngörülen internet sitesini bu Kanunun yürürlüğe
girmesinden itibaren üç ay içinde oluşturmayan veya internet sitesi mevcut ise aynı süre
içinde internet sitesinin bir bölümünü bilgi toplumu hizmetlerine özgülemeyen anonim şirket
yönetim kurulu üyeleri, limited şirket müdürleri ve sermayesi paylara bölünmüş komandit
şirkette yönetici olan komandite ortaklar altı aya kadar hapis ve yüz günden üçyüz güne
kadar adli para cezasıyla ve aynı madde uyarınca internet sitesine konulması gereken içeriği
usulüne uygun bir şekilde koymayan bu bentte sayılan failler üç aya kadar hapis ve yüz güne
kadar adli para cezasıyla cezalandırılırlar.
(13) Birinci ilâ onbirinci fıkra kapsamındaki fiiller daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç
oluşturmadığı takdirde, birinci ilâ onbirinci fıkra hükümlerine göre cezalandırılırlar.
B) Soruşturma ve kovuşturma usulü
MADDE 563-(1) 562 nci maddede belirlenen suçlar resen takip olunur.”
I. Giriş
LİMİTED ŞİRKETLER
Türkiye’de en çok tercih edilen şirket türü olan limited şirket mevcut TTK’da her ne
kadar sermaye şirketi olarak düzenlenmiş olsa da, aslında kişi şirketi ve sermaye şirketi
unsurlarını bünyesinde eriten kârma bir tür niteliği taşımaktadır. Hatta mevcut TTK’nın bu
düzenleme tarzında, limited şirketlerin kişi şirketlerine ilişkin unsurlarının daha ağır bastığı
söylenebilir. Limited şirketin bu özelliği, ona adeta ortaklarının sorumluluğu sınırlandırılmış
bir kollektif şirket izlenimi vermiştir.
Yeni TTK’da şeffaflık, kurumsal yönetim ve ilkelerinin temel yapı taşı olmaları, limited
şirketlerin de bu ilkeler doğrultusunda yeniden düzenlenmesini zorunlu kılmıştır. Bu
bağlamda, yeni TTK’da limited ortaklıklar hesaplarını Türkiye muhasebe standartlarına uygun
tutacak; bağımsız denetime tabi olacaktır. Yeni Kanunda limited şirketlere ilişkin olarak
sermaye şirketine özgü unsurlar çok daha baskın olarak düzenlenmiş; bu arada ortaklar
arasında ilişkilerin düzenlenmesine yönelik hukuki yapılandırmalara da olanak sağlanmıştır.
Yeni TTK’nın bu düzenleme tarzı, Kanunkoyucu’nun, bugün uygulamada sıklıkla rastladığımız
kapalı tipteki kurumsallaşmamış anonim şirketleri bundan sonra limited şirket çatısı altında
yapılandırma hedefi taşıdığını göstermektedir. Böylece anonim şirketlerin olması gerektiği
gibi, tam bir sermaye şirketi olması hedeflenmekte, buna karşın ortaklar arasındaki ilişkilerin
daha serbestçe düzenlenebileceği bir ortaklık yapısı kurulmak isteniyorsa, bunun sermaye
şirketi özelliğinden taviz vermeden limited şirket çatısı altında yapılanması amaçlanmaktadır.
Aşağıda, Yeni TTK’nın limited şirkete ilişkin tüm düzenlemeleri yer almamakta, ancak
muhasebe mesleği mensupları için önem arz eden konulara ve bunlara ilişkin düzenlemelere
değinilmektedir.
II. Kavram, Temel Unsurlar ve Özellikler
Limited şirket, bir veya daha çok gerçek veya tüzel kişi tarafından bir ticaret unvanı
altında kurulur; esas sermayesi belirli olup, bu sermaye esas sermaye paylarının toplamından
oluşur (m. 573/1).
Bu düzenlemeyle, limited şirketin de anonim şirkete paralel olarak tek ortaklı
kurulabileceği öngörülmüştür. Limited şirketin azami ortak sayısının 50 olabileceğine ilişkin
mevcut TTK’nın düzenlemesi ise korunmuştur (m. 574/1). Ortak sayısının bire düşmesi
halinde ise, durum, bu sonucu doğuran işlem tarihinden itibaren yedi gün içinde müdürlere
yazıyla bildirilir. Müdürler, bildirimin alınması tarihinden başlayarak yedinci günün sonuna
kadar, şirketin tek ortaklı olduğunu, bu ortağın adını, yerleşim yerini ve vatandaşlığını tescil
ve ilan ettirirler, aksi hâlde doğacak zarardan sorumlu olurlar. Aynı yükümlülük, şirketin bir
ortakla kurulduğu hâllerde de geçerlidir. Şirket, tek ortağının kendisinin olacağı bir şirkete
dönüşeceği sonucunu doğuracak şekilde esas sermaye payını iktisap edemez (m. 574/2-3).
dönüşeceği sonucunu doğuracak şekilde esas sermaye payını iktisap edemez (m. 574/2-3).
YTTK. m. 573/1′deki düzenlemeden çıkan bir diğer sonuç ise, esas sermayenin paylara
bölünebileceğidir. Böylece mevcut TTK’nın “bir pay=bir pay sahibi” ilkesi terk edilerek,
anonim şirketlerde olduğu gibi esas sermayenin paylara bölünebileceği düzenlenmiştir.
Gerçekten, yeni TTK m. 583/3 bir pay sahibinin birden fazla paya sahip olmasına imkan
tanımakla birlikte, esas sermaye paylarının itibarî değerleri farklı olabileceğini ancak, esas
sermaye paylarının değerlerinin yirmibeş Türk Lirası veya bunun katları olmasının zorunlu
olduğunu düzenleme altına almıştır (m. 583/2). Bunun yanında, esas sermaye payının nama
yazılı senede bağlanabilmesi de bir yenilik olarak göze çarpmaktadır (m. 593/2).
Limited şirket, bir sermaye şirketi olması sebebiyle borç ve yükümlülüklerinden dolayı
sadece malvarlığıyla sorumludur (m. 602); ortaklar, şirket borçlarından sorumlu olmayıp,
sadece taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve şirket sözleşmesinde öngörülen
ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdür (m. 573/2).
Mevcut TTK’da 5.000 TL. olan asgari sermaye, yeni TTK’da 10.000 TL. olarak
belirlenmiştir (m. 580). Bu sermayenin nakit kısmı ödenmeden, kuruluş tamamlanmaz
(TTK.m. 585). Ortaklar, taahhüt ettikleri esas sermaye payının bedelini şirket sözleşmesinde
öngörüldüğü şekilde, nakit veya ayın olarak veya bir alacağın takası yoluyla yahut sermaye
artırımında olduğu gibi, serbestçe kullanılabilecek özkaynakların esas sermayeye
dönüştürülmesi yoluyla ödeyebilirler (m. 583/5). Üzerlerinde sınırlı ayni bir hak, haciz veya
tedbir bulunmayan; nakden değerlendirilebilen ve devrolunabilen, fikrî mülkiyet hakları ile
sanal ortamlar ve adlar da dâhil, malvarlığı unsurları ayni sermaye olarak konulabilir. Hizmet
edimleri, kişisel emek, ticari itibar ve vadesi gelmemiş alacaklar sermaye olamaz. 127 nci
madde hükmü saklıdır (m. 581). Sermayenin nakit kısmının ise hemen ve tamamen tescilden
önce ödenmiş olması gerekmektedir (m. 585). Bunun sonucu olarak mevcut TTK’daki ortağın
temerrüdüne ve seleflerin sorumluluğuna ilişkin hükümlere yeni TTK’da yer verilmemiştir.
Böylece, uygulamada sıklıkla rastlanılan sermayesi ödenmemiş limited şirketlerin önüne
geçilmesi hedeflenmektedir.
Yeni TTK’da, limited şirketlere ilişkin olarak getirilen temel değişikliklerden biri de
yönetim hakkı ve görevini tüm ortaklara veren özden organ ilkesinin terk edilerek yerine,
seçilmiş organ tarafından yönetim düzeninin kabul edilmesidir (m. 616/1/b, 623).
seçi lmiş organ tarafından yönetim düzeninin kabul edilmesidir (m. 616/1/b, 623).
Yeni TTK. m. 635′in düzenlemesi ile limited şirketler de bağımsız denetime tabi
tutulmuştur. Anılan madde uyarınca anonim şirketin denetçiye ve işlem denetçileriyle
denetime ve özel denetime ilişkin hükümleri limited şirkete de uygulanır.
1. Şirket Sözleşmesi
Şirket Sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve kurucuların imzalarının noterden
onaylı olması gerekmektedir (m. 575). Şirket sözleşmesinde bulunması zorunlu kayıtlar
576′da sayılmıştır. Buna göre aşağıdaki kayıtların şirket sözleşmesinde yer alması zorunludur:
• Şirketin ticaret unvanı ve merkezinin bulunduğu yer.
• Esaslı noktaları belirtilmiş ve tanımlanmış bir şekilde, şirketin işletme konusu.
• Esas sermayenin itibarî tutarı, esas sermaye paylarının sayısı, itibarî değerleri,
varsa imtiyazlar, esas sermaye paylarının grupları.
• Müdürlerin adları, soyadları, unvanları, vatandaşlıkları.
• Şirket tarafından yapılacak ilanların şekli.
Yeni TTK, ortakların birbirleriyle veya şirketle olan ilişkilerini daha serbest bir şekilde
düzenleme imkanı sunmaktadır. Bu bağlamda m. 577, şirket sözleşmesinde yer alması
halinde bağlayıcı olacak kayıtları da saymıştır. Bu kayıtlar şunlardır:
• Esas sermaye paylarının devrinin sınırlandırılmasına ilişkin kanuni hükümlerden
ayrılan düzenlemeler.
• Ortaklara veya şirkete, esas sermaye payları ile ilgili olarak önerilmeye muhatap
olma, önalım, geri alım ve alım hakları tanınması.
• Ek ödeme yükümlülüklerinin öngörülmesi, bunların şekli ve kapsamı.
• Yan edim yükümlülüklerinin öngörülmesi, bunların şekli ve kapsamı.
• Belirli veya belirlenebilir ortaklara veto hakkı veya bir genel kurul kararının
oylanması sonucunda oyların eşit çıkması hâlinde bazı ortaklara üstün oy hakkı
tanıyan hükümler.
• Kanunda ya da şirket sözleşmesinde öngörülmüş bulunan yükümlülüklerin hiç ya
da zamanında yerine getirilmemeleri hâlinde uygulanabilecek sözleşme cezası
hükümleri. 76
• Kanuni düzenlemeden ayrılan rekabet yasağına ilişkin hükümler.
• Genel kurulun toplantıya çağrılmasına ilişkin özel hak tanıyan hükümler.
• Genel kurulda karar almaya, oy hakkına ve oy hakkının hesaplanmasına ilişkin
kanuni düzenlemeden ayrılan hükümler.
• Şirket yönetiminin üçüncü bir kişiye bırakılmasına ilişkin yetki hükümleri.
• Bilanço kârının kullanılması hakkında kanundan ayrılan hükümler.
• Çıkma hakkının tanınması ile bunun kullanılmasının şartları, bu hâllerde ödenecek
olan ayrılma akçesinin türü ve tutarı.
• Ortağın şirketten çıkarılmasına ilişkin özel sebepleri gösteren hükümler.
• Kanunda belirtilenler dışında öngörülen sona erme sebeplerine dair hükümler.
Şirket sözleşmesinde intifa senetlerinin çıkarılması öngörülebilir; bu konuda anonim
şirketlere ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır (m. 584).
Şirket sözleşmesi, bu Kanunun limited şirketlere ilişkin hükümlerinden ancak kanunda buna
açıkça cevaz verilmişse sapabilir. Diğer kanunların öngörülmesine izin verdiği tamamlayıcı
nitelikteki şirket sözleşmesi hükümleri, o kanuna özgülenmiş olarak hüküm doğururlar (m.
579).
2. Limited Şirketin Kurulma Anı
Yeni TTK, anonim şirkete paralel bir şekilde limited şirketin kurulma anı ile tüzel kişilik
kazanma anını birbirinden ayırmıştır. Buna göre şirket, kanuna uygun olarak düzenlenen
şirket sözleşmesinde, kurucuların limited şirket kurma iradelerini açıklayıp, sermayenin
tamamını şartsız taahhüt etmeleri ve nakit kısmı hemen ve tamamen ödemeleriyle kurulur
(m. 585).
3. Tescil ve Tüzel Kişilik Kazanma:
Tescil ile şirket tüzel kişilik kazanır (m. 588). Tescil başvurusu tüm müdürler tarafından
imzalandıktan sonra şirketin merkezinin bulunduğu ticaret siciline yapılır. Aşağıdaki
belgelerin tescil başvurusuna eklenmesi gerekir (m. 586):
• Şirket sözleşmesinin onaylanmış bir örneği.
Ekleri ile birlikte 349 uncu maddeye göre düzenlenmiş kurucular beyanı ve
Bakanlıkça istenilmesi hâlinde 351 inci madde uyarınca hazırlanmış işlem denetçisi
raporu.
• Yerleşim yerleri de gösterilerek şirketi temsile yetkili kişileri ve denetçinin
seçimini gösterir belge.
Şirket sözleşmesinin tamamı, kurucuların imzalarının noterce onaylanmasını izleyen
otuz gün içinde, şirketin merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil ve Türkiye Ticaret
Sicili Gazetesinde ilan olunur (m.587).
IV.. Limited Şirket Payının Devri
Uygulamada oldukça ciddi sorunlar çıkaran limited şirket payının devredilmesi yeni
TTK’da oldukça sadeleştirilmiştir. Mevcut TTK’da olduğu gibi payın devri ve devir borcu
doğuran sözleşmenin taraflar arasında geçerli olabilmesi için yazılı şekle ve imzaların
noterden onaylanması şartına bağlı olması kuralı yeni TTK’da da korunmuştur (m. 595/1).
Buna ek olarak, ayrıca devir sözleşmesinde, ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri; rekabet
yasağı ağırlaştırılmış veya tüm ortakları kapsayacak biçimde genişletilmiş ise, bu hususun,
önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım hakları ile sözleşme cezasına ilişkin
koşulların da sözleşmede belirtilmesi gerekir.
Mevcut TTK’da, payın devrinin şirkete karşı hüküm doğurması için ortaklar kurulunun
onayına tabi olması kuralı (kanuni bağlam) yeni TTK’da da yer almasına rağmen oldukça
sadeleştirilmiştir. Öncellikle onay kararı genel kurulun ağırlaştırılmış değil, olağan
yetersayısına bağlanmıştır. Devir bu onayla birlikte geçerli olur. Görüldüğü üzere, payın
devrinin şirkete karşı geçerli olması için pay defterine kaydedilmesi şartı yeni TTK’da
kaldırılmıştır. Bu düzenleme, devralanın pay defterine kaydedilmeyeceği anlamına gelmez,
sadece devrin geçerliliği için pay defterine kaydın aranmadığı anlamına gelir. Hatta, esas
sözleşmeye konulacak bir hükümle payın devrinin şirkete karşı geçerli olabilmesi için genel
kurulun onay şartı dahi kaldırılabilir (m. 595/2). Genel kurulun pay devrine onay vermesinin
sürüncemede bırakılmaması için 3 aylık bir süre öngörülmüştür. Başvurudan itibaren bu süre
içinde genel kurul devri reddetmezse onaya verilmiş sayılır (m. 595/7). Şirket sözleşmesinde
başka türlü düzenlenmemişse, ortaklar genel kurulu sebep göstermeksizin onayı
reddedebilir. Şirket sözleşmesiyle sermaye payının devrinin yasaklanması da mümkündür (m.
595/3-4).
Yeni TTK m. 597 uyarınca “1)Esas sermaye paylarının geçişlerinin tescil edilmesi için,
şirket müdürleri tarafından ticaret siciline başvurulur. (2)Başvurunun otuz gün içinde
yapılmaması hâlinde, ayrılan ortak, adının bu paylarla ilgili olarak silinmesi için ticaret siciline
başvurabilir. Bunun üzerine sicil müdürü, şirkete, iktisap edenin adının bildirilmesi için süre
verir. (3)Sicil kaydına güvenen iyiniyetli kişinin güveni korunur.” Bu hüküm devredenin ve
üçüncü kişilerin korunması amacıyla konulmuştur.
Bu konuda son olarak belirtelim ki, pay üzerinde intifa hakkı kurulmasına da payın
devrine ilişkin kurallar aynen uygulanacaktır. Pay üzerinde rehin hakkı kurulması ise, esas
sözleşme ile genel kurulun onayına tabi tutulabilir (m. 600).
Yeni TTK’nın 593. maddesinin ikinci fıkrasına göre, limited şirketlerde esas sermaye
için pay senetleri çıkarılması da söz konusudur. Esas sermaye pay senetleri ispat aracı
şeklinde veya nama yazılı pay senedi (kıymetli evrak) olarak düzenlenir. Bu pay
senetlerindeek ödeme ve yan edim yükümlülüklerinin, ağırlaştırılmış veya bütün ortakları
kapsayacak biçimde düzenlenmiş rekabet yasağının ve şirket sözleşmesinde öngörülmüş
önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım haklarının, açıkça belirtilmesi gereklidir.
V.. Finansal Tablolar, Yedek Akçeler ve Özkaynakların Yerini Tutan Ödünçler 79
Anonim şirketlerin finansal tabloları ve yedek akçelerini düzenleyen 514 ilâ 527.
madde hükümleri limited şirketlere de uygulanır (m. 610).
TTK. m. 615 uyarınca”(l) Ortaklar veya onlara yakın kişiler tarafından şirkete verilen
ve özkaynakların yerini tutan nitelikteki ödünçler, bir sözleşme veya beyan dolayısıyla sırada
en sonda yer alanlar da dâhil olmak üzere diğer tüm alacaklardan sonra gelir.
(2)Aşağıdakiler, özkaynakların yerini tutan ödünç niteliğinde sayılır:
a) Esas sermayenin ve kanuni yedek akçelerin, aktifler tarafından artık karşılanamadığı bir
anda verilen ödünçler.
b) Ortaklar veya onlara yakın kişiler tarafından, şirketin finansal durumu itibarıyla
özkaynak koymalarının uygun olduğu bir anda, bunun yerine verilen ödünçler.
(3)İflasın açılmasından önceki bir yıl içinde, özkaynakların yerini tutar nitelikteki
ödünçlerin geriye ödenmesi amacıyla yapılan ödemeler, bu ödemelerin alıcısı tarafından geri
verilir”.
VI.. Şirketin Organları:
1.. Genel Kurul:
Mevcut TTK’nın limited şirketin ortak sayısının 20′nin üstünde olması halinde ortaklar
kuruluna ilişkin kuralları anonim şirketin genel kuruluna ilişkin kurallara tabi tutan sistemi
terk edilerek, ortak sayısı ne olursa olsun genel kurula ilişkin kurallarda bir yeknesaklık
sağlanmıştır.
Genel kurulun başka organ veya organlara devredilemez nitelikte olan yetkileri m.
616/1′de şu şekilde sayılmıştır:
Şirket sözleşmesinin değiştirilmesi.
Müdürlerin atanmaları ve görevden alınmalar
Topluluk denetçisi ile işlem denetçileri de dâhil olmak üzere, denetçilerin
atanmaları ve görevden alınmaları.
Topluluk yılsonu finansal tabloları ile yıllık faaliyet raporunun onaylanması.
Yılsonu finansal tablolarının ve yıllık faaliyet raporunun onaylanması, kâr payı
hakkında karar verilmesi, kazanç paylarının belirlenmesi.
Müdürlerin ücretlerinin belirlenmesi ve ibraları.
Esas sermaye paylarının devirlerinin onaylanması.
Bir ortağın şirketten çıkarılması için mahkemeden istemde bulunulması.
Müdürün, şirketin kendi paylarını iktisabı konusunda yetkilendirilmesi veya böyle
bir iktisabın onaylanması.
Şirketin feshi.
Genel kurulun kanun veya şirket sözleşmesi ile yetkilendirildiği ya da müdürlerin
genel kurula sunduğu konularda karar verilmesi.
Aşağıda sayılanlar, şirket sözleşmesinde öngörüldükleri takdirde genel kurulun
devredilemez yetkileridir:
• Şirket sözleşmesi uyarınca genel kurulun onayının arandığı hâller ile müdürlerin
faaliyetlerinin onaylanması.
• Önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım haklarının kullanılması
hakkında karar verilmesi.
• Esas sermaye payları üzerinde rehin hakkı kurulmasına ilişkin onayın verilmesi.
• Yan edim yükümlülükleri hakkında iç yönerge çıkarılması.
• Şirket sözleşmesinin 613 üncü maddenin dördüncü fıkrası uyarınca ortakların
onayını yeterli görmemesi hâlinde, müdürlerin ve ortakların şirkete karşı bağlılık
yükümü veya rekabet yasağı ile bağdaşmayan faaliyetlerde bulunabilmelerinin
onayı için gereken iznin verilmesi.
• Bir ortağın şirket sözleşmesinde öngörülen sebeplerden dolayı şirketten
çıkarılması.
Tek ortaklı limited şirketlerde ise tek ortak, yazılı karar almak şartıyla genel kurulun
tüm yetkilerine sahiptir.
Yeni TTK m. 617 genel kurulun toplanmasına ilişkin kuralları düzenlemiştir. Kısaca
belirtmek gerekirse toplantıya çağrı, azlığın çağrı ve öneri hakkı, gündem, öneriler, çağrısız
genel kurul, hazırlık önlemleri, tutanak, yetkisiz katılma konularında anonim şirketlere ilişkin
hükümler, Bakanlık temsilcisine ilişkin olanlar hariç, kıyas yoluyla uygulanır (m. 617/3).
Herhangi bir ortak sözlü görüşme isteminde bulunmadıkça, genel kurul kararları, ortaklardan
birinin gündem maddesi ile ilgili önerisine diğer ortakların yazılı onayları alınmak suretiyle de
verilebilir. Aynı önerinin tüm ortakların onayına sunulması kararın geçerliliği için şarttır (m.
617/4). Yeni TTK. m. 620 ve 621, genel kurulda karar alınabilmesi için gerekli yetersayıları
düzenlemiştir. Esas sözleşme değişikliklerindeki yeter sayılar ise m. 589′da ayrıca
düzenlenmiştir.
2.. Müdürler
Şirketin yönetimi müdürlere aittir. Yeni TTK, mevcut TTK’daki her ortağın esas
sözleşmede aksine bir düzenleme yoksa müdür sıfatını haiz olacağını öngören özden organ
sistemini kaldırarak, şirket yönetiminin şirket sözleşmesi ile veya genel kurul kararıyla müdür
sıfatını taşıyan tüm veya bazı ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebileceğini; en azından bir
ortağın yönetim ve temsil hakkının bulunması gerektiğini düzenlemiştir (m. 623/1).
Anonim şirketlere paralel olarak yeni TTK, tüzel kişilerin de müdür olarak atanabileceğini,
bu durumda tüzel kişinin bu görevi tüzel kişi adına yerine getirecek bir gerçek kişiyi
belirleyeceği hüküm altına alınmıştır (m. 623/2). Müdürler, kanunla veya şirket sözleşmesi ile
genel kurula bırakılmamış bulunan yönetime ilişkin tüm konularda karar almaya ve bu
kararları yürütmeye yetkilidirler. Bu bağlamda müdürlerin devredilemez ve vazgeçilemez
görev ve yetkileri şunlardır:
• Şirketin üst düzeyde yönetilmesi ve yönetimi ve gerekli talimatların verilmesi.
• Kanun ve şirket sözleşmesi çerçevesinde şirket yönetim örgütünün belirlenmesi.
• Şirketin yönetimi için gerekli olduğu takdirde, muhasebenin, finansal denetimin
ve finansal planlamanın oluşturulması.
• Şirket yönetiminin bazı bölümleri kendilerine devredilmiş bulunan kişilerin,
kanunlara, şirket sözleşmesine, iç tüzüklere ve talimatlara uygun hareket edip
etmediklerinin gözetimi.
• Küçük limited şirketler hariç, risklerin erken teşhisi ve yönetimi komitesinin
kurulması.
• Şirket finansal tablolarının, yıllık faaliyet raporunun ve gerekli olduğu takdirde
topluluk finansal tablolarının ve yıllık faaliyet raporunun düzenlenmesi.
• Genel kurul toplantısının hazırlanması ve genel kurul kararlarının yürütülmesi.
• Şirketin borca batık olması hâlinde durumun mahkemeye bildirilmesi.
Bu görev ve yetkilerinin haricinde, şirket sözleşmesinde, müdürün veya müdürlerin;
aldıkları belirli kararları ve münferit sorunları genel kurulun onayına sunmaları gereği
öngörülebilir. Genel kurulun onayı müdürlerin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz,
sınırlandırmaz (m. 625).
Şirket müdürlerinden en az birinin yerleşim yerinin Türkiye’de bulunması ve bu
müdürün şirketi tek başına temsile yetkili olması gerekir. Bu duruma bir aykırılık
belirlendiğinde, ticaret sicili müdürü durumun kanuna uygun hâle getirilmesi için şirkete
uygun bir süre verir. Bu süre içinde gereken yapılmadığı takdirde, ticaret sicili müdürü
şirketin feshini mahkemeden ister (m. 628). Bu hüküm özellikle yöneticilerin yabancı
oldukları limited şirketlerde büyük bir önemi haizdir.
Şirketin birden fazla müdürünün bulunması hâlinde, bunlardan biri, şirketin ortağı
olup olmadığına bakılmaksızın, genel kurul tarafından müdürler kurulu başkanı olarak atanır.
Birden fazla müdürün varlığı hâlinde, bunlar çoğunlukla karar alırlar. Eşitlik hâlinde başkanın
oyu üstün sayılır. Şirket sözleşmesi, müdürlerin karar almaları konusunda değişik bir
düzenleme öngörebilir (m. 624).
Mevcut TTK’da, müdürlerin görevden alınmalarına ilişkin kollektif şirkete yollama
yapan ve müdürün ortak olup olmamasına, esas sözleşme ile atanıp atanmamasına göre
farklı kurallar öngören sistem terk edilmiştir. Yeni TTK uyarınca, ortak olsun veya olmasın,
genel kurul, müdürü veya müdürleri görevden alabilir, yönetim hakkını ve temsil yetkisini
sınırlayabilir. Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil
yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir. Yöneticinin, özen
ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini
ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı
sebep olarak kabul olunur (m. 630).
Müdürlerin, sermayenin kaybı v eya borca batıklığı ile iflasın bildirilmesi hakkındaki
yükümlülüklerine ilişkin olarak anonim şirket hükümleri uygulanır (m. 633-634).
VII. Şirketten çıkma ve çıkarılma
Şirket sözleşmesi ortaklara çıkma hakkı tanıyabileceği gibi, bu hakkın kullanılmasını
şartlarını belirleyebilir. Şirket sözleşmesinde düzenlenmemiş olsa bile, her ortak haklı
nedenle şirketten çıkmayı mahkemeden isteyebilir. Ortak, şirket sözleşmesi uyarınca çıkma
talebinde bulunduğu veya haklı nedenle şirketten çıkma davası açtığı takdirde, diğer ortaklar
çıkmaya veya çıkma davasına katılabilir (m. 638-639).
Şirket sözleşmesinde, bir ortağın genel kurul kararı ile şirketten çıkarılabileceği
sebepler öngörülebilir. Çıkarma kararına karşı ortak, kararın noter aracılığıyla kendisine
bildirilmesinden itibaren üç ay içinde iptal davası açabilir. Şirketin istemi üzerine ortağın
mahkeme kararıyla haklı sebebe dayanılarak şirketten çıkarılması hâli saklıdır (m. 640).
Ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma
akçesini istem hakkını haizdir. Şirket sözleşmesinde öngörülen ayrılma hakkı dolayısıyla,
şirket sözleşmeleri ayrılma akçesini farklı bir şekilde düzenleyebilirler (m. 641).
VIII. Anonim Şirketlere İlişkin Hükümlerin Uygulanması
TTK. m. 644, diğer maddelerde belirtilenler dışında, anonim şirketlere ilişkin hangi
hükümlerin uygulanacağını saymıştır.
beyanlar ve ödeme yetersizliğinin bilinmesi hakkında 550 nci; değer biçilmesinde
yolsuzluğa dair 551 inci; kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve
tasfiye memurlarının sorumluluğunu düzenleyen 553 üncü; denetçilerin ve işlem
denetçilerinin sorumluluğuna ilişkin 554 ilâ 561 inci maddeler.
• Feshe ilişkin 353 üncü, şirkete karşı borçlanma yasağına dair 358 inci maddeler.
• Yönetim kurulu kararlarının butlanı hakkındaki 391 inci ve müdürlerin bilgi alma
haklarına kıyas yolu ile uygulanmak üzere 392 nci madde.
• Limited şirketlere de uygulanan 549 ilâ 551 inci maddelerine aykırı hareket edenler,
562 nci maddenin sekizinci ilâ onuncu fıkralarında öngörülen cezalarla
cezalandırılırlar.

Bir önceki yazımız olan Yeni Türk Ticaret Kanunu Genel Kurul başlıklı makalemizde Yeni TTK Denetçilerin Görüş Bildirmesi, Yeni TTK Genel Kurul Finansal Tablolar ve Yeni TTK Genel Kurul İşlem Denetçisi hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir