79 milyar avro bütçeli programdan Türk araştırmacılar da yararlanabilecek

Avrupa Birliği’nin (AB) araştırma destek programlarından Horizon 2020’nin ulusal açılış etkinliği, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık’ın katılımıyla, 4-5 Haziran’da İstanbul’da gerçekleştirilecek.

Avrupa Birliği Komisyonu’nun bilim ve teknoloji alanındaki çalışmaları desteklediği 30 yıllık çerçeve programları Horizon 2020 ile devam ediyor. İlk kez 2002-2006 yıllarında TÜBİTAK koordinatörlüğünde 6. Çerçeve Programına üye olan Türkiye, şimdi de 7. Çerçeve Programı’nın devamı olan Horizon 2020 Programı’nda (2014-2020) yer alacak. Program, Avrupa çapında araştırmacılar ve araştırma kuruluşları arasındaki işbirliği faaliyetlerini destekleyecek.

Horizon 2020 Programı’nın ulusal açılış etkinliği, 4-5 Haziran’da İstanbul’da gerçekleştirilecek. İki günlük etkinlikte AB Komisyonu yetkilileri ve uzmanlar tarafından Horizon 2020 Programı’nın içeriği, çağrıları ve katılım kuralları hakkında bilgi verilecek. Bilgi ve iletişim teknolojileri ile akıllı şehirler odaklı paralel oturumların yanı sıra araştırmacı dolaşımı ve bireysel araştırma faaliyetlerine yönelik destekler tanıtılacak. Etkinlikte ayrıca, proje yazma eğitimi düzenlenecek. 7. Çerçeve Programı’nda deneyim kazanmış akademi ve sanayi temsilcilerinin de bulunacağı etkinliğin, 700’ün üzerinde katılımcıya ev sahipliği yapması bekleniyor.

HORİZON 2020’NİN İLK ÇAĞRILARI AÇILDI

Horizon 2020 Programı kapsamında belli aralıklarla proje çağrılarına çıkılacak ve başarılı projelere parasal destek sağlanacak. Programın 2014-2015 dönemi ilk çağrıları 11 Aralık 2013’te açıldı. Çağrılara bilim insanları, KOBİ’ler, sanayi kuruluşları, kamu kurumları, bireysel araştırmacılar ve sivil toplum örgütleri başvuruda bulunabiliyor. Çağrılar kapsamında toplam 15 milyar avroluk fon, başarılı projelere dağıtılacak. Araştırmacılar ve kuruluşlar, bilgi iletişim teknolojileri, nanoteknoloji, biyoteknoloji, ileri üretim teknolojileri, robot ve uzay teknolojileri, sağlık, tarım ve gıda, denizcilik ve biyo-ekonomi, enerji, ulaştırma, iklim, çevre, kaynak verimliliği ve hammadde, sosyal bilimler ve güvenlik alanlarında Avrupalı paydaşları ile bir araya gelerek proje başvurularında bulunabilecek.

BAŞARILI TÜRK ARAŞTIRMACILARA TÜBİTAK’TAN ÖDÜL

Türk araştırmacılara kılavuzluk yapacak Ulusal Koordinasyon Ofisi (UKO), araştırmacı ve iş dünyası temsilcilerine proje hazırlama, sunma, hukuki ve finansal konularda yardım sağlayacak ve Avrupalı Ar-Ge ve yenilik aktörleri ile bir araya gelmelerine yardımcı olacak.

Bu süreçlerde araştırmacılara maddi destek sağlamak adına yeni bir teşvik mekanizması da oluşturuldu. Bu mekanizma ile araştırmacılara seyahat, organizasyon, proje yazma ve ön değerlendirme hizmetleri sunulacak. Bunun yanında, Horizon 2020 Programı’nda başarı sağlayan araştırmacılara projedeki rolleri ve bütçelerine bağlı olarak başarı teşvik ödülleri verilecek.

BDDK’dan İtalyan bankası Intesa Sanpaolo’ya izin

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK), İtalyan bankası Intesa Sanpaolo’nun İstanbul merkez şubesine faaliyet izni verdi.

BDDK’nın konuya ilişkin kararı, Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı.

Buna göre, Kurul, 9 Mayıs 2013 tarihinde kuruluş izni verilen Intesa Sanpaolo S.p.A. İtalya İstanbul Merkez Şubesine faaliyet izni verilmesini kararlaştırdı.

Yerli Tohum çeşidinin geliştirilmesi dışa bağımlılığı azaltacak

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürü Masum Burak, yerli tohum çeşidinin geliştirilmesine ilişkin, “Bu işi aktif ve canlı tutuyoruz ki dışarıya bağımlı olmayalım. Tamamen yurtiçinde üretelim. Yurt içinde patent alıp, üreticilerimize sunalım. Hedefimiz o” dedi.

Burak, Eskişehir’deki Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nü ziyaretinde, bakanlığın tarımsal araştırmalarının, son derece önemli ve ekonomiye ciddi katkısı olduğunu söyledi.

Özellikle bitkisel üretimde “olmazsa olmaz” tohumların bakliyat ve hububatta, neredeyse yüzde 100’ünün bakanlığın geliştirdiği çeşitler olduğunu bildiren Burak, şöyle konuştu:

“Tarla sebzeciliğinde, yine yüzde 70, 80 yerli tohumlar. Hibrit sebzelerde, yani örtü altı sebzede yüzde 50 civarında yerli tohumlarımız, tamamen bakanlığa bağlı araştırma enstitülerimizin geliştirdiği çeşitlerden oluşuyor. Bu, ciddi bir ekonomik katkı, aynı zamanda ‘dışa bağımsızlık’ anlamına gelen bir faaliyettir. Bunun yanında diğer teknolojileri de biz sulama sistemleri olsun, alternatif enerji kaynakları olsun, onlar üzerinde de çalışma yaparak, üreticilerimize o teknolojileri kazandırmak istiyoruz.”

ISLAH ÇALIŞMALARI

Burak, tarımın, çevre şartlarına bağlı bir faaliyet olduğunu, iklim şartlarının değişebildiğini, bazı hastalık ve zararlar doğabildiğini anımsattı. Bu yüzden sürekli teyakkuzda olunması gerektiğini anlatan Burak, şöyle devam etti:

“Onun için biz, bütün ürünlerde ıslah dediğimiz, yani geliştirme çalışmalarımızı devam ettirmek zorundayız. Bugün bulduğumuz bir çeşit, 5 yıl sonra kurağa mukavim olamayabilir. O zaman kurağa dayanıklı çeşit geliştirmeniz lazım. Bir hastalık çıkıyor o hastalığa, aynı zamanda soğuğa dayanıklı çeşit de bulundurmanız lazım. Yani geniş perspektifle ıslah yapmak zorundayız. Bizim enstitülerimizde buna göre konuşlanmış durumda. Uzmanlarımız buna göre eğitilmiş, materyal altyapı ve son yıllardaki bu laboratuvar destekleriyle teknolojiden de yararlanarak, bu işi aktif ve canlı tutuyoruz ki dışarıya bağımlı olmayalım. Tamamen yurtiçinde üretelim. Yurtiçinde patent alıp, üreticilerimize sunalım. Hedefimiz o.”

CİDDİ ÇEŞİT ZENGİNLİĞİMİZ VAR

“Türkiye’de şimdiye kadar 2 bin 63 çeşit geliştirilmiş” diyen Burak, şunları kaydetti:

“Bunların bin çeşidi bakanlığa, geri kalan kısmının büyük çoğunluğu özel sektöre, çok az da üniversitelere bağlı. Esas önemli olan, çiftçi tarafından kullanılan tohumların yüzde 95 ile yüzde 100’ü arası, bakanlığın geliştirdiği çeşitlerdir. Bizim çeşitlerimizin hepsi sahada yani. O, çok önemli. İçinde bulunduğumuz enstitü, tek başına 144 çeşit geliştirmiş. Türkiye’nin birçok yerinde bunlar üretiliyor, hem tahılda hem bakliyatta hem yem bitkilerinde. Ciddi çeşit zenginliğimiz var.”

Yerli tohum potansiyelinden, araştırma ve geliştirme çalışmalarından birçok kişinin haberinin olmadığını savunan Burak, “Bunlar, uzun yıllar süren çalışmalardır. Mesela, bir çeşidin ortaya çıkabilmesi, 10-12 yıl sürüyor. Düşünün, 10-12 yıl onlarca kişi çalışacak, bir tane çeşidi piyasaya sürecek. Bu çok zor, zahmetli, sabır, para isteyen bir iş. Bunun tabii arkasında Ar-Ge var. Ar-Ge’ye verilen değerin artması gerekiyor. Kamuoyunun Ar-Ge’ye daha fazla önem vermesi gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Otomotiv sektörü 2014’ün ilk beş ayında yüzde 26,3 daraldı

Türkiye otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı, bu yılın ilk 5 ayında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 26,31 daralarak, 226 bin 698’e geriledi.

Otomotiv Distribütörleri Derneği’nin (ODD) 2014 Mayıs ayı Otomobil ve Hafif Ticari Araç Pazar sonuçlarına göre, Türkiye’de otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı 2014 yılı ocak-mayıs döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 26,31 gerileyerek 226 bin 698’e düştü. 2013 yılı ilk beş ayında toplam satış 307 bin 647 olmuştu.

Otomobil satışları bu yılın ilk 5 ayında, önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 23,66 azalarak 178 bin 495’e indi. 2013 yılı ilk beş ayında satış 233 bin 816 olarak gerçekleşmişti.

Hafif ticari araç pazarı bu yılın 5 aylık döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 34,71 azalarak 48 bin 203’e düştü. Geçen yılın ilk 5 ayında hafif ticari araç satışları 73 bin 831 seviyesindeydi.

OTOMOBİL PAZARI MAYISTA YÜZDE 25,65 DARALDI

Bu yıl mayıs ayında otomobil ve hafif ticari araç pazarı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 28,66 küçülürken, toplam pazar 58 bin 121’e indi. Bu rakam geçen yıl 81 bin 468 olmuştu.

Geçen ay otomobil satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 25,65 daralarak, 46 bin 379 olarak gerçekleşti. 2014 yılı mayıs ayında hafif ticari araç pazarı 2013 yılının mayıs ayına göre yüzde 38,48 azalarak 11 bin 742 seviyesine düştü.

Bu yılın ilk 5 ayında, geçen yılın aynı dönemine göre 1600cc altındaki otomobil satışlarında yüzde 23, 1600-2000cc aralığında motor hacmine sahip otomobil satışlarında yüzde 37,8 ve 2000cc üstü otomobillerde yüzde 4,9 daralma görüldü.

2014 yılı ocak-mayıs döneminde dizel otomobil satışlarının payı yüzde 63,8’e, otomatik şanzımanlı otomobillerin payı ise 46,2’ye yükseldi. Bu yılın ilk 5 ayında otomobil pazarı segmentinin yüzde 83,3’ünü vergi oranları düşük olan A, B ve C segmentlerinde yer alan araçlar oluşturdu.

Segmentlere göre en yüksek satış adetine yüzde 51,4 pay ile C segmenti (91 bin 719), kasa tiplerine göre ise en çok tercih edilen gövde tipi yine Sedan otomobiller yüzde 46,2 ile (82 bin 462) oldu.

Bu yılın ocak-mayıs döneminde en fazla otomobil ve hafif ticari araç satışını 37 bin 183 ile Volkswagen gerçekleştirirken, bu markayı 30 bin 445 ile Renault, 25 bin 740 ile Fiat ve 20 bin 334 ile Ford takip etti.

Yılın ilk 5 ayında 5 adet Bentley, 7 adet Ferrari, 3 adet Infiniti, 18 adet Jaguar, 1 adet Lamborghini, 32 adet Maserati ve 185 adet Porsche satışı gerçekleşti.

EHKİB, mayıs ayında 119 milyon 519 bin dolarlık ihracat yaptı

Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği’den yapılan açıklamaya göre, yılın ilk 5 ayındaki ihracat artışı yüzleri güldürdü. 2014 yılı için 1.5 milyar dolar ihracat hedefi belirleyen EHKİB, son bir yıllık dönemde 1 milyar 341 milyon 969 bin dolara ulaştı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Emre Kızılgüneşler, 5 aylık dönemde yakalanan başarı çizgisinin devam etmesi durumunda 1.5 milyar dolar olan yıl sonu ihracat hedefine kolaylıkla ulaşacaklarını belirtti.

EHKİB’in 2023 yılı ihracat hedefinin 5 milyar dolar olduğuna dikkati çeken Kızılgüneşler, döviz kurunun rekabet şansını artırdığını dile getirerek, “Hazır giyim sektörü cari açığı azaltan sektörlerin başında geliyor. 2013 yılında 12 milyar dolar dış ticaret fazlası verdik. Döviz kurundaki olumlu seyir 2014 yılının ocak-nisan döneminde Türkiye’nin ihracat rakamlarına da yansıdı. Bu dönemde Türkiye’nin ihracatı yüzde 8.5’luk artışla 53 milyar 680 milyon dolara çıktı. İthalat ise yüzde 4,2 azalarak 78 milyar 146 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 60’tan, yüzde 69’a çıktı. Türk ihracatçısının son 15-20 yıldır talep ettiği rekabetçi döviz kurunun ne kadar doğru bir talep olduğu rakamlarla ortaya çıktı” bilgisini verdi.

Kızılgüneşler, Türk hazır giyim ve konfeksiyon sektörünün Uzakdoğu ülkelerine oranla işçi ve işyeri güvenliği konularında birçok sektöre göre çok iyi konumda olduğunu ifade etti. Kızılgüneşler, Avrupalı alıcıların bu nedenlerden dolayı Türkiye’den ithalata öncelik verdiğini vurguladı.

İthalatçıların öncelikli beklentilerinin sürdürülebilir kalite ve güvenilir ticaret yapabilecekleri partner olduğuna işaret eden Kızılgüneşler, şu bilgileri verdi:

“Türk hazır giyim sektörü siparişi aldıktan sonra 4 hafta içerisinde ürünü ithalatçının satış noktasına teslim kabiliyetine ulaştı. Tüketicilerin beklentilerine cevap veren koleksiyonlar hazırlama yeteneğimiz var. Uzun yıllardır dünyanın büyük markalarıyla çalışıyoruz. Bütün bu artılar birleşince ihracatta rekorlar üst üste geldi. Kısa süre önce Türkiye’de varlığı sorgulanır hale gelen hazırgiyim ve konfeksiyon sektörü, Türk ekonomisi için ne kadar vazgeçilmez olduğunu ortaya koydu.”

ikinci el eşya | ikinci el eşya alanlar | ankara halı yıkama ikinci el eşya alan yerler
escort porno izle escort bayan