Altın satışları ramazanda yüzde 75 gerileme

Altın ve Para Piyasaları Uzmanı Mehmet Ali Yıldırımtürk, ramazan ayında altın alım-satımında durgunluğun hakim olduğunu belirterek, “Kuyumculuk sektöründe cirolar ramazan ayı itibarıyla bir önceki haftaya göre yüzde 75 geriledi, oldukça zayıf bir seyir var” dedi.

AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Yıldırımtürk, düğün sezonunun başlamasıyla birlikte piyasaların hareketlendiğini ve bu hareketlenmenin ramazan ayının başlamasına kadar sürdüğünü ifade etti.

Her yıl olduğu gibi bu yılki ramazan ayında da altın alım-satımında durgunluğun hakim olduğunu aktaran Yıldırımtürk, “Kuyumculuk sektöründe cirolar ramazan ayı itibarıyla bir önceki haftaya göre yüzde 75 geriledi, oldukça zayıf bir seyir var” diye konuştu.

Yıldırımtürk, hükümetin kurulmaması nedeniyle yatırımcıların beklemeye geçtiklerine işaret ederek, şunları kaydetti:

“Ayrıca, altın fiyatları beklenilen düşüş seviyesine henüz gelmedi. Altının gram fiyatı 100 TL’nin üzerinde olduğu zaman da yatırımcılar beklemeye geçiyor. Hatta 105 TL’nin üzerine çıktığı zaman satışa geçiyorlar. Hükümet kurulduktan sonra daha çok satış olacaktır diye düşünüyorum. Ramazanın üçüncü haftasından itibaren nişan ve düğün gibi törenler için alımlar artabilir ve okullar açılana kadar bu hareketlilik sürebilir. Bu durumda fiyatların etkisi de olacaktır. Dolar/TL’nin yüksek seyrettiği dönemde altın fiyatı dışarıda düşse bile içeride ters bir görünüm sergiliyor. Eğer hükümet kurulur ve ekonomi yönetimi piyasalar tarafından beğenilirse altın şu andaki seviyeden biraz daha aşağıda olur.”

Yıldırımtürk, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz artırımı yapmasıyla altındaki düşüş beklentisinin frenlenebileceğini savunarak, “Bu durum eylül ayına ötelendiği için piyasalar TL cinsinden yatırımlara yöneliyor” şeklinde konuştu.

Hükümet kurulana kadar ufak çaplı yükselişler görülse de ağustosun ortalarına kadar dövizde aşağı yönlü bir seyir beklediğini dile getiren Yıldırımtürk, “O da altın fiyatının bir miktar daha gerilemesi anlamına gelecektir. Altın gerilerse içeride hareketlilik artabilir ama altın yüksek kalırsa düğün için alımlar yapılsa da alım miktarları düşecektir. Fiyatlar 100 TL’nin altında kalırsa bu olumsuzluktan pozitif etkilenebilir. Piyasalarda hareketliliğin başlaması için hükümetin kurulması, erken seçimden çok daha iyi olur” yorumunu yaptı.

– Yurt içi talebe ramazan molası

Altın ve Para Piyasaları Uzmanı İslam Memiş ise geçen hafta para piyasalarının ABD’den gelecek faiz kararına odaklandığını belirterek, Fed’in faiz artırımına gitmemesiyle birlikte altının onsunun 1.200 dolara kadar yükseldiğini anımsattı.

Piyasalarda bu yükselişe karşı tepki alımları gerçekleştiğini aktaran Memiş, “Gram altın 105 TL’ye kadar yükseldi. İç piyasalarda bu olumlu haberle birlikte dolar/TL kuru düşüş gösterdi. Altın fiyatları da dolar kurunun sert düşüşünden olumsuz etkilenmiş oldu ve iç piyasalarda gram altın/TL fiyatı 105 TL’den 101.500 TL civarına kadar geriledi. Bu kısa vadeli dalgalı seyir tüm para birimlerinde olduğu gibi altın fiyatlarında da yaşanacaktır” diye konuştu.

Memiş, mayıs ayı ve haziran ayının yarısına kadar düğün sezonu nedeniyle altına olan talepte artış gerçekleştiğini belirterek, “Ramazan ayının başlamasıyla düğün sezonu bayramdan sonraya kaldı. Özellikle ramazan ayı boyunca vatandaşın altına talebi yok. Dolar fiyatı toparlandıkça altın fiyatı da toparlanıyor. İç piyasalarda bayrama kadar olan süreçte 101-105 TL arasındaki dalgalanmanın devamını bekliyoruz. Siyasetle ilgili haberler dolar kurunu 2.80 bandına kadar yükseltirse altın fiyatlarında 107-108 TL’yi görmemiz mümkün olacaktır” bilgisini verdi.

Piyasalarda bazı kesimlerin ortak hükümet kurulma çabasının sonuç vereceğini düşündüğünü ve bu düşüncenin satın alındığını aktaran Memiş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“AK Parti-MHP koalisyonunun kurulması ihtimali piyasaya yeni bir heyecan verdi. Bu iyimserlikle dolar/TL ve altın düşüşünü sürdürüyor. Ancak ben koalisyonun gerçekleşmeyeceğini ve kasım ayında erken seçim haberi gelmesini bekliyorum. Bayram sonrası daha çok hükümete dayalı nedenlerle piyasalar tekrar 3 aylık bekleyiş sürecine girebilir. Altında 100 TL’nin altına inen fiyatlar alım fırsatı. Bayramdan sonraki süreçte altın fiyatlarının 100 TL’nin altına inmeyeceğini düşünüyorum. Yıl sonu ve 2016 yılının ilk çeyreğinde altın fiyatlarında sert yükselişler görülebilir. Hem Çin’de hem de gelişmekte olan ülkelerde pozisyonlar artık altına kayıyor. Altın küresel piyasalarda da ons bazında dip seviyesini buldu.”

Memiş, şu sıralarda çeyrek altının 170 TL’den satıldığını ve en iyimser tabloda 165 TL’nin altına düşüşün olmayacağı öngörüsünde bulunarak, “Çeyrek altının 2016 yılında 180 TL’ye kadar yükselmesini bekliyorum. Cumhuriyet altını şu sıralarda 680 TL’den satış görüyor. 650 TL’nin altında cumhuriyet altını görmemiz zor olacaktır. Özellikle 2016 yılında cumhuriyet altının 750 TL sınırına kadar yükselmesini bekliyorum. Gram altın bilezik fiyatını şu anda 96 TL’den satıyoruz. Bu fiyatların da 105 TL’ye kadar yükselmesini bekliyorum. Hem doların hem altının her düşük fiyatı bir alım fırsatı olarak ön plana çıkabilir” yorumunu yaptı.

Kasım ayında erken seçim olabileceğine dikkati çeken Memiş, “Dolayısıyla bu belirsizliklerin yatırımcıyı sürekli alım yönünde ön planda tutmasını bekliyorum” diyerek sözlerini tamamladı.

(AA)

SPK Anonim Şirketlerin Kar payı dağıtım Esasları

kitaplar

Sermaye Piyasası Kurulundan:

(07.08.2014 tarih ve 29081 sayılı R.G de yayımlanmıştır.)

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar ve Kısaltmalar

Amaç

MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı, Merkezi Kayıt Kuruluşu Anonim Şirketinin kuruluş, faaliyet ilke ve esasları ile gelirleri ve kar payı dağıtım esaslarını belirlemektir.

Kapsam

MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, Merkezi Kayıt Kuruluşu Anonim Şirketinin kuruluş, faaliyet, üyelik, çalışma ve denetim esasları, gelirleri ve kar payı dağıtım esaslarını kapsar.

Dayanak

MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelik, 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 81 inci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar ve kısaltmalar

MADDE 4 – (1) Bu Yönetmelikte geçen,

a) Borsa: Anonim şirket şeklinde kurulan, sermaye piyasası araçları, kambiyo ve kıymetli madenler ile kıymetli taşların ve Kurulca uygun görülen diğer sözleşmelerin, belgelerin ve kıymetlerin serbest rekabet şartları altında kolay ve güvenli bir şekilde alınıp satılabilmesini sağlamak ve oluşan fiyatları tespit ve ilân etmek üzere kendisi veya piyasa işleticisi tarafından işletilen ve/veya yönetilen, alım-satım emirlerini sonuçlandıracak şekilde bir araya getiren veya bu emirlerin bir araya gelmesini kolaylaştıran, Kanuna uygun olarak yetkilendirilen ve düzenli faaliyet gösteren sistemleri ve pazar yerlerini, Read more

79 milyar avro bütçeli programdan Türk araştırmacılar da yararlanabilecek

Avrupa Birliği’nin (AB) araştırma destek programlarından Horizon 2020’nin ulusal açılış etkinliği, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık’ın katılımıyla, 4-5 Haziran’da İstanbul’da gerçekleştirilecek.

Avrupa Birliği Komisyonu’nun bilim ve teknoloji alanındaki çalışmaları desteklediği 30 yıllık çerçeve programları Horizon 2020 ile devam ediyor. İlk kez 2002-2006 yıllarında TÜBİTAK koordinatörlüğünde 6. Çerçeve Programına üye olan Türkiye, şimdi de 7. Çerçeve Programı’nın devamı olan Horizon 2020 Programı’nda (2014-2020) yer alacak. Program, Avrupa çapında araştırmacılar ve araştırma kuruluşları arasındaki işbirliği faaliyetlerini destekleyecek.

Horizon 2020 Programı’nın ulusal açılış etkinliği, 4-5 Haziran’da İstanbul’da gerçekleştirilecek. İki günlük etkinlikte AB Komisyonu yetkilileri ve uzmanlar tarafından Horizon 2020 Programı’nın içeriği, çağrıları ve katılım kuralları hakkında bilgi verilecek. Bilgi ve iletişim teknolojileri ile akıllı şehirler odaklı paralel oturumların yanı sıra araştırmacı dolaşımı ve bireysel araştırma faaliyetlerine yönelik destekler tanıtılacak. Etkinlikte ayrıca, proje yazma eğitimi düzenlenecek. 7. Çerçeve Programı’nda deneyim kazanmış akademi ve sanayi temsilcilerinin de bulunacağı etkinliğin, 700’ün üzerinde katılımcıya ev sahipliği yapması bekleniyor.

HORİZON 2020’NİN İLK ÇAĞRILARI AÇILDI

Horizon 2020 Programı kapsamında belli aralıklarla proje çağrılarına çıkılacak ve başarılı projelere parasal destek sağlanacak. Programın 2014-2015 dönemi ilk çağrıları 11 Aralık 2013’te açıldı. Çağrılara bilim insanları, KOBİ’ler, sanayi kuruluşları, kamu kurumları, bireysel araştırmacılar ve sivil toplum örgütleri başvuruda bulunabiliyor. Çağrılar kapsamında toplam 15 milyar avroluk fon, başarılı projelere dağıtılacak. Araştırmacılar ve kuruluşlar, bilgi iletişim teknolojileri, nanoteknoloji, biyoteknoloji, ileri üretim teknolojileri, robot ve uzay teknolojileri, sağlık, tarım ve gıda, denizcilik ve biyo-ekonomi, enerji, ulaştırma, iklim, çevre, kaynak verimliliği ve hammadde, sosyal bilimler ve güvenlik alanlarında Avrupalı paydaşları ile bir araya gelerek proje başvurularında bulunabilecek.

BAŞARILI TÜRK ARAŞTIRMACILARA TÜBİTAK’TAN ÖDÜL

Türk araştırmacılara kılavuzluk yapacak Ulusal Koordinasyon Ofisi (UKO), araştırmacı ve iş dünyası temsilcilerine proje hazırlama, sunma, hukuki ve finansal konularda yardım sağlayacak ve Avrupalı Ar-Ge ve yenilik aktörleri ile bir araya gelmelerine yardımcı olacak.

Bu süreçlerde araştırmacılara maddi destek sağlamak adına yeni bir teşvik mekanizması da oluşturuldu. Bu mekanizma ile araştırmacılara seyahat, organizasyon, proje yazma ve ön değerlendirme hizmetleri sunulacak. Bunun yanında, Horizon 2020 Programı’nda başarı sağlayan araştırmacılara projedeki rolleri ve bütçelerine bağlı olarak başarı teşvik ödülleri verilecek.

BDDK’dan İtalyan bankası Intesa Sanpaolo’ya izin

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK), İtalyan bankası Intesa Sanpaolo’nun İstanbul merkez şubesine faaliyet izni verdi.

BDDK’nın konuya ilişkin kararı, Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı.

Buna göre, Kurul, 9 Mayıs 2013 tarihinde kuruluş izni verilen Intesa Sanpaolo S.p.A. İtalya İstanbul Merkez Şubesine faaliyet izni verilmesini kararlaştırdı.

Yerli Tohum çeşidinin geliştirilmesi dışa bağımlılığı azaltacak

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürü Masum Burak, yerli tohum çeşidinin geliştirilmesine ilişkin, “Bu işi aktif ve canlı tutuyoruz ki dışarıya bağımlı olmayalım. Tamamen yurtiçinde üretelim. Yurt içinde patent alıp, üreticilerimize sunalım. Hedefimiz o” dedi.

Burak, Eskişehir’deki Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nü ziyaretinde, bakanlığın tarımsal araştırmalarının, son derece önemli ve ekonomiye ciddi katkısı olduğunu söyledi.

Özellikle bitkisel üretimde “olmazsa olmaz” tohumların bakliyat ve hububatta, neredeyse yüzde 100’ünün bakanlığın geliştirdiği çeşitler olduğunu bildiren Burak, şöyle konuştu:

“Tarla sebzeciliğinde, yine yüzde 70, 80 yerli tohumlar. Hibrit sebzelerde, yani örtü altı sebzede yüzde 50 civarında yerli tohumlarımız, tamamen bakanlığa bağlı araştırma enstitülerimizin geliştirdiği çeşitlerden oluşuyor. Bu, ciddi bir ekonomik katkı, aynı zamanda ‘dışa bağımsızlık’ anlamına gelen bir faaliyettir. Bunun yanında diğer teknolojileri de biz sulama sistemleri olsun, alternatif enerji kaynakları olsun, onlar üzerinde de çalışma yaparak, üreticilerimize o teknolojileri kazandırmak istiyoruz.”

ISLAH ÇALIŞMALARI

Burak, tarımın, çevre şartlarına bağlı bir faaliyet olduğunu, iklim şartlarının değişebildiğini, bazı hastalık ve zararlar doğabildiğini anımsattı. Bu yüzden sürekli teyakkuzda olunması gerektiğini anlatan Burak, şöyle devam etti:

“Onun için biz, bütün ürünlerde ıslah dediğimiz, yani geliştirme çalışmalarımızı devam ettirmek zorundayız. Bugün bulduğumuz bir çeşit, 5 yıl sonra kurağa mukavim olamayabilir. O zaman kurağa dayanıklı çeşit geliştirmeniz lazım. Bir hastalık çıkıyor o hastalığa, aynı zamanda soğuğa dayanıklı çeşit de bulundurmanız lazım. Yani geniş perspektifle ıslah yapmak zorundayız. Bizim enstitülerimizde buna göre konuşlanmış durumda. Uzmanlarımız buna göre eğitilmiş, materyal altyapı ve son yıllardaki bu laboratuvar destekleriyle teknolojiden de yararlanarak, bu işi aktif ve canlı tutuyoruz ki dışarıya bağımlı olmayalım. Tamamen yurtiçinde üretelim. Yurtiçinde patent alıp, üreticilerimize sunalım. Hedefimiz o.”

CİDDİ ÇEŞİT ZENGİNLİĞİMİZ VAR

“Türkiye’de şimdiye kadar 2 bin 63 çeşit geliştirilmiş” diyen Burak, şunları kaydetti:

“Bunların bin çeşidi bakanlığa, geri kalan kısmının büyük çoğunluğu özel sektöre, çok az da üniversitelere bağlı. Esas önemli olan, çiftçi tarafından kullanılan tohumların yüzde 95 ile yüzde 100’ü arası, bakanlığın geliştirdiği çeşitlerdir. Bizim çeşitlerimizin hepsi sahada yani. O, çok önemli. İçinde bulunduğumuz enstitü, tek başına 144 çeşit geliştirmiş. Türkiye’nin birçok yerinde bunlar üretiliyor, hem tahılda hem bakliyatta hem yem bitkilerinde. Ciddi çeşit zenginliğimiz var.”

Yerli tohum potansiyelinden, araştırma ve geliştirme çalışmalarından birçok kişinin haberinin olmadığını savunan Burak, “Bunlar, uzun yıllar süren çalışmalardır. Mesela, bir çeşidin ortaya çıkabilmesi, 10-12 yıl sürüyor. Düşünün, 10-12 yıl onlarca kişi çalışacak, bir tane çeşidi piyasaya sürecek. Bu çok zor, zahmetli, sabır, para isteyen bir iş. Bunun tabii arkasında Ar-Ge var. Ar-Ge’ye verilen değerin artması gerekiyor. Kamuoyunun Ar-Ge’ye daha fazla önem vermesi gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

ikinci el eşya escort bayan escort escort